Bangladeş'te umut Cemaat-i İslami'de: Halk desteği sandığa yansıyor
Bangladeş'te yaklaşan parlamento seçimleri öncesinde siyasi dengeler hızla değişirken, Cemaat-i İslami uzun yıllardır maruz kaldığı baskı ve tasfiye politikalarına rağmen halk nezdinde güçlü bir karşılık buluyor. Parti, adalet, şeffaflık ve milli bağımsızlık söylemiyle toplumun farklı kesimlerinden destek alıyor.
Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü'nün Ekim 2025'te yayımladığı kamuoyu araştırması, seçmenlerin yüzde 40'ının Cemaat-i İslami ve müttefiklerine destek verdiğini ortaya koydu. Bu oran, partinin yalnızca geleneksel tabanında değil, geniş bir toplumsal zeminde karşılık bulduğunu gösteriyor.
Cemaat-i İslami'nin bugün ulaştığı bu konum, geçmişte yaşanan ağır baskılar dikkate alındığında daha da anlam kazanıyor. Şeyh Hasina liderliğindeki eski hükümet döneminde, partiye yönelik sistematik bir tasfiye süreci işletildi. Bu süreçte Cemaat-i İslami'nin önde gelen birçok lideri, uluslararası kamuoyunda da tartışmalı bulunan davalar sonucunda idam edildi.
Abdul Kadir Molla, Muhammed Kamaruzzaman, Ali Ahsan Muhammed Mücahid ve Mir Kasım Ali gibi Cemaat-i İslami'nin sembol isimleri, insan hakları örgütlerinin "siyasi intikam" olarak nitelendirdiği yargılamalar sonrası idam edildi. Söz konusu infazlar, Bangladeş'te muhalefeti susturmaya yönelik bir gözdağı olarak değerlendirilmiş, ancak Cemaat-i İslami'nin toplumsal karşılığını ortadan kaldıramamıştı.
Aksine, bu idamlar parti tabanında derin bir adalet bilinci ve siyasi direniş ruhu oluşturdu. Bugün Cemaat-i İslami'nin yükselişi, yalnızca bir siyasi başarı değil, aynı zamanda geçmişte haksız yere cezalandırılan liderlere yönelik toplumsal bir sahiplenme olarak da okunuyor.
Siyasi analist Niyaz Esadullah'a göre Cemaat-i İslami özellikle genç seçmenler arasında güçlü bir karşılık buluyor. Esadullah, "Gençler baskı, yolsuzluk ve otoriterliğe dayalı eski düzeni reddediyor. Cemaat-i İslami ise ilkeli duruşu ve temiz siyaset vurgusuyla bu boşluğu dolduruyor" değerlendirmesinde bulundu.
Yasakların kaldırılmasının ardından ülke genelinde düzenlenen kitlesel mitingler, Cemaat-i İslami'nin örgütlü yapısını ve halk desteğini açık biçimde ortaya koydu. Milyonların katıldığı bu mitingler, partinin siyasi meşruiyetini daha da güçlendirdi.
Dış politikada ise Cemaat-i İslami, Bangladeş'in egemenliğini merkeze alan dengeli bir yaklaşım benimsiyor. Parti, Çin ve Pakistan'la iş birliğini sürdürürken, Hindistan'la ilişkilerin bağımlılık değil eşitlik temelinde yürütülmesini savunuyor.
Analistlere göre Cemaat-i İslami'nin iktidar ihtimali, yalnızca bir seçim sonucundan ibaret değil; aynı zamanda Bangladeş'te baskı, idam ve sindirme politikalarının halk iradesi karşısında başarısız olduğunun da açık bir göstergesi olarak görülüyor.
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.