Çocuklarda yüksek ateş: Ne zaman acil, ne zaman normal?
“Yüksek ateşin en sık nedeni enfeksiyonlardır”
Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Abdulhakim Güneş, çocuklarda görülen ateşin büyük bölümünün viral enfeksiyonlara bağlı olduğunu ve çoğu zaman antibiyotik gerektirmediğini söyledi.
Güneş, şunları kaydetti: “Çocuklarda yüksek ateşin en sık nedeni enfeksiyonlardır. Enfeksiyonları viral ve bakteriyel olarak ayırmak gerekir. Bu ateşlerin yaklaşık yüzde 80’i viral, yüzde 20’si bakteriyel kaynaklıdır ve çoğu zaman antibiyotik tedavisine gerek kalmadan atlatılabilir. Yüksek ateş her zaman tehlikeli değildir. Aslında ateş, vücudun enfeksiyonlara karşı verdiği doğal ve faydalı bir yanıttır. Halk arasında ateşin havale ya da nöbete yol açtığı yönünde yaygın bir korku vardır. Ancak belli bir seviyeye kadar ateş, vücudun savunma mekanizmasının bir parçasıdır.”
“Bazı ateşlerde müdahale etmek yerine takip etmek gerekir”
Aşı sonrası, diş çıkarma ve viral hastalıklarda görülen ateşlerde çoğu zaman müdahale gerekmediğini belirten Dr. Güneş, aileleri aceleci davranmamaları konusunda uyardı.
Güneş, şöyle devam etti: “Bazı durumlarda ateşe müdahale etmemek, sadece takip etmek gerekir. Özellikle aşı sonrası ya da diş çıkarma dönemlerinde mümkün olduğunca ateşi düşürmek istemeyiz. Bebeklerde diş çıkarma döneminde 38–39 dereceye kadar ateş görülebilir ve bu durumlarda genellikle müdahale önermiyoruz. Grip, nezle ve diğer viral enfeksiyonlarda da ateş 38–39 dereceye kadar çıkabilir. Bu tür ateşlerde takip yeterlidir. Çoğu durumda korkulacak bir tablo yoktur ve ciddi bir müdahale gerekmez. Ateşi düşürmek, aslında vücudun savunma yanıtını baskılamak anlamına gelir. 38–39 dereceye kadar olan ateşlerde genellikle hiçbir şey yapmaya gerek yoktur. Ancak ateş 39 derecenin üzerine çıkıyorsa, çocuk aşırı huzursuzsa, boş bakıyorsa, titriyorsa ya da genel durumu kötüyse bu durumlarda ateş düşürücü vermek faydalıdır.”
“Ateşli havale her çocukta görülmez, asıl risk ani yükselmedir”
Ateşli havalenin genellikle belirli yaş grubunda görüldüğünü vurgulayan Dr. Güneş, genetik yatkınlığa ve ateşin ani yükselmesine dikkat çekti.
“Ateşin havaleye yol açtığı düşüncesi kısmen doğru olsa da çoğu durumda geçerli değildir. Ateşe bağlı havale genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda görülür. Örneğin 3 aylık bir bebekte ateşin doğrudan havaleye yol açması beklenmez. Eğer bu yaşta bir bebek havale geçirirse, bu ateşe bağlı değildir ve mutlaka araştırılması gerekir. Ateşli havalenin genetik bir yönü de vardır. Özellikle anne, baba ya da dayıda öykü varsa risk artar. Çocukların yaklaşık yüzde 2–3’ünde, özellikle erkek çocuklarda, hayatları boyunca bir kez ateşe bağlı havale görülebilir. Çoğu zaman bunun için ileri tetkik yapılmasına gerek yoktur. Havalede asıl risk, ateşin ani yükselmesidir. Örneğin ateş sürekli 39 derece civarındaysa havale riski düşüktür. Ancak ateşin kısa sürede 37’den 39’a ya da 36’dan 38–39’a çıkması havale riskini artırır. Çocuk yatkınsa, daha önce benzer öyküsü varsa ya da havale belirtileri gösteriyorsa buna göre müdahale edilmelidir.”
“Aileler ateş düşürücü ve acil başvurularında aceleci davranıyor”
Ateşle ilgili yapılan en büyük hatalardan birinin erken ateş düşürücü kullanımı olduğunu belirten Dr. Güneş, ölçüm yöntemleri ve acil başvurular konusunda da uyarılarda bulundu.
“Ailelerin yaptığı yaygın hatalardan biri, ateş 37–38 dereceye ulaşır ulaşmaz ateş düşürücü vermektir. Biz bunu istemiyoruz. Yapılan araştırmalar, 38–38,5 derece ateşi olan çocukların vücudunun virüs ve bakterilerle daha etkili mücadele ettiğini göstermektedir. Hastalık döneminde ateşi mutlaka 37’nin altına düşürme gibi bir hedefimiz yoktur. Ateş 38,5–39 dereceyi geçerse çocuk ince giydirilmeli, oda sıcaklığı 22–24 derece arasında tutulmalıdır. Buna rağmen çocuk çok huzursuzsa, titriyorsa ya da genel durumu iyi değilse, çocuğun kilosuna uygun dozda ateş düşürücü verilmelidir. Ailelerin çoğu pratik olduğu için alından ölçen ateş ölçerleri kullanıyor. Ancak ben bunu çok önermiyorum. Çünkü ölçüm mesafesi, cihazın kalibrasyonu ya da yanlış kullanım hatalı sonuçlara yol açabiliyor. Boyundan ya da karından yapılan ölçümlerin de tıbbi olarak bir anlamı yoktur. Aileler ateşe karşı çok tahammülsüz olabiliyor. Ateş 38 derece olur olmaz acil servise başvuruluyor. Oysa önce çocuğun giyimi, oda sıcaklığı, terleyip terlemediği kontrol edilmeli. Eğer ateş 39’un üzerinde devam ediyorsa, uygun dozda ateş düşürücü verilip bir saat beklenmeli. Buna rağmen ateş düşmüyorsa acil servise başvurulmalıdır.”
3 gün süren ateş alarmdır
Bazı durumlarda ateşin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Dr. Güneş, şunları söyledi:
“Üç günden uzun süren ateşler bizim için önemlidir. 38–39 derece arasındaki ateş, çocuğun genel durumu iyiyse ve başka şikâyeti yoksa 2–3 gün takip edilebilir. Ancak ateşle birlikte döküntü varsa bu acil bir durumdur. Ayrıca çocukta nörolojik bulgular varsa mutlaka acil değerlendirme gerekir. Örneğin 3 yaşındaki bir çocuk yürüyemiyorsa, dengesizse, boş bakıyorsa; 6 aylık ya da 1 yaşındaki bir bebek uyanmakta zorlanıyorsa; 3 aylık bir bebek fışkırır tarzda kusuyorsa, bıngıldağı aşırı gergin ya da çökmüşse bunlar acil belirtilerdir. Son olarak, 3–4 günden uzun süren ateşlerde acil servisten ziyade bir hekime başvurularak değerlendirme yapılması en doğru yaklaşımdır.” (İLKHA)


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.