Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Bölgesel kalkınma Türkiye Yüzyılı'nın stratejik omurgasıdır
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır'da düzenlenen "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Tarım, Gıda ve Sanayi Odaklı Kalkınma Vizyonu Çalıştayı"nda konuştu. Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Vakfı (TARPOL) ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştayın, bölgenin üretim gücünü artırmaya yönelik somut politikaların geliştirilmesi amacıyla düzenlendiğini belirten Yılmaz, programın tarım, gıda ve sanayi alanlarını birlikte ele alan çok sektörlü bir yaklaşımı esas aldığını ifade etti.
Kalkınmanın yalnızca birkaç büyük şehir üzerinden sağlanamayacağını vurgulayan Yılmaz "Bölgesel kalkınma, ekonomik büyümenin ülke geneline dengeli bir şekilde yayılması, yerel potansiyelin etki kullanılması ve toplumsal refahın arttırılması bakımında stratejik öneme sahiptir. Bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarının azaltılması bir yönüyle bölgelerin refahını yükseltirken diğer taraftan genel kalkınma sürecimiz için de sağlam bir zemin teşkil etmektedir. Türkiye yüzyılında kapsayıcı ve topyekûn bir kalkınma anlayışıyla hareket etmek zorundayız. Türkiye'nin hedeflerini gerçekleştireceksek bunu sadece birkaç metropol şehrin enerjisiyle başaramayız." dedi.
Geçmişte yaşanan güvenlik sorunlarının bölgenin ekonomik gelişimini olumsuz etkilediğini hatırlatan Yılmaz, ardından şunları kaydetti:
"Terörün gündemden düştüğü huzur ve güven ortamının kalıcı bir şekilde pekiştiği bir dönemde tüm Türkiye kazanacak 81 vilayetimiz, 86 milyon insanımız kazanacak. Bugün sahada gördüğümüz olumlu tablo terörün gölgesinin çekildiği yerde üretimin canlandığını, şehirlerin nefes aldığını, umutların büyüdüğünü açık biçimde göstermektedir. Hayata geçirdiğimiz projeler attığımız kararlı adımlar ve illerimizin sahip olduğu büyük imkanlarla bu sürecin önümüzdeki dönemde çok daha ileri bir noktaya taşınacağına yürekten inanıyorum. Bugün geldiğimiz noktaya kalkınmayı tek boyutlu bir mesele olarak ele alarak gelmiş değiliz. Üretim kapasitesinin arttırılmasından beşeri sermayenin güçlendirilmesine, altyapının geliştirilmesinden rekabet gücünün yükseltilmesine kadar geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. "

"GAP kapsamındaki çalışmalar sürdürülürken, üç farklı bölgede daha kalkınma idaresi kurulmuştur"
"Bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmak için Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile başlayan bir kalkınma hikâyemiz var." diyen Yılmaz "GAP artık bir proje olmanın ötesine geçmiş güçlü bir marka hâline gelmiştir. Son dönemde yeniden canlanarak ülke gündeminde önemli bir yer edinmiştir. 2011 yılında yeni bir adım atılarak kapsamlı bir eylem planı oluşturulmuş ve projeye ciddi kaynaklar aktarılmıştır. GAP kapsamındaki çalışmalar sürdürülürken, üç farklı bölgede daha kalkınma idaresi kurulmuştur. 2011 yılında kurulan bu idareler; Doğu Anadolu Projesi (DAP), Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) ve Konya Ovası Projesi (KOP) olarak hayata geçirilmiştir. Böylece GAP ile birlikte toplam dört bölgesel kalkınma idaresi oluşturulmuştur. Ayrıca Avrupa Birliği'nin sınıflandırmasına uygun şekilde, NUTS-2 (Düzey 2) bölgeleri esas alınarak 26 kalkınma ajansı kurulmuş ve bu ajanslar aracılığıyla bölgesel kalkınmanın kurumsal altyapısı güçlendirilmiştir." ifadelerini kullandı.
"Artık daha güçlü bir kurumsal yapıya sahip, çok sektörlü bir GAP yaklaşımı söz konusudur"
GAP kapsamında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirterek modern sulama projeleriyle yüz binlerce hektar alanın üretime kazandırıldığını ifade eden Yılmaz "DAP, DOKAP ve KOP eylem planları çerçevesinde; tarım, enerji, iskân, ulaştırma, eğitim, sağlık ve sosyal politikalar gibi birçok alanda ilgili bakanlıklara önemli sorumluluklar verilmiştir. GAP'ı iki döneme ayırmak mümkündür: 'eski GAP' ve 'yeni GAP'. Eski GAP denildiğinde; büyük sulama projeleri, hidroelektrik santraller ve altyapı yatırımları akla gelmektedir. Bu projelerin büyük bir kısmı tamamlanmıştır. Kalan en önemli projelerden biri Silvan Barajı olup tamamlandığında Atatürk Barajı'ndan sonra en büyük sulama yatırımlarından biri olacaktır. Elektrik üretimi boyutu ise büyük ölçüde tamamlanmıştır. Dolayısıyla 'eski GAP' büyük oranda tamamlanma aşamasına gelmiştir. Ancak GAP hikâyesi burada bitmemektedir. Yenilenen ve güçlenen bir GAP anlayışıyla yolumuza devam edilmektedir. Artık daha güçlü bir kurumsal yapıya sahip çok sektörlü bir GAP yaklaşımı söz konusudur. Sadece hidroelektrik ve sulama projeleriyle sınırlı olmayan eğitimden sağlığa, sanayiden turizme kadar geniş bir alanı kapsayan yeni kavramsal katkılarla zenginleşmiş bir kalkınma modeli öne çıkmaktadır." dedi.

"Su, tüm dünyanın önümüzdeki dönemdeki en önemli meselelerinden biri olacaktır"
Sulama yatırımlarının bu sürecin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Yılmaz "Tarımsal üretimi artırmayı, kırsal kalkınmayı desteklemeyi ve sanayi altyapısını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Son yıllarda sulama yatırımları, arazi toplulaştırma çalışmaları ve üretim altyapısının modernizasyonu ile önemli bir dönüşüm süreci başlatmış durumdayız. Tarım sektörünün en kritik başlıklarından biri sudur. Su, yalnızca Türkiye'nin değil tüm dünyanın önümüzdeki dönemdeki en önemli meselelerinden biri olacaktır. İklim değişikliği, tüketim alışkanlıkları ve meteorolojik gelişmeler suyun stratejik önemini her geçen gün artırmaktadır. Bu kapsamda su konusu üzerinde kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. İlgili bakanlıkların katılımıyla oluşturulan komisyon, uzun süredir su yönetimi üzerine çalışmalarını sürdürmektedir." şeklinde konuştu.
Yılmaz "Bu çalışmaların en kritik başlıklarından biri suyun verimli kullanımıdır. Tarımda, sanayide ve kentsel alanlarda suyun etkin ve tasarruflu kullanılması büyük önem taşımaktadır. Özellikle suyun yaklaşık yüzde 70-80'inin tarımda kullanıldığı dikkate alındığında bu alanda verimlilik hayati bir konudur. Bitki deseninin planlanmasından arıtılmış suyun yeniden kullanımına, su bütçesini esas alan tarımsal destek politikalarına kadar geniş bir çerçevede çalışmalar yürütülmektedir." diye belirtti.
"Silvan Projesi yalnızca yerel değil, bölgesel bir kalkınma hamlesi olarak değerlendirilmelidir"
Modern sulama projeleriyle yüz binlerce hektar alanın üretime kazandırıldığını belirten Yılmaz, Silvan Projesi'nin bölge için kritik bir yatırım olduğunu da ifade ederek "GAP'ın en büyük sulama projelerinden biri olan Silvan Projesi için 2026 yılında yaklaşık 104 milyar TL ödenek ayrılmıştır. Bu büyüklükte bir kaynağın tek bir projeye ayrılması, projenin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Küresel jeopolitik risklerin arttığı, savunma harcamalarının yükseldiği ve büyük depremlerin ekonomik yük oluşturduğu bir dönemde bu yatırımın sürdürülmesi dikkat çekicidir. Proje kapsamında tüneller, barajlar, ana kanallar ve tarla içi sulama sistemleri tamamlandığında yaklaşık 235 bin hektar alan sulamaya açılacak ve 300 bin civarında vatandaş için istihdam imkânı oluşacaktır. Sulama yatırımları yalnızca tarımsal üretimi değil; gıda sanayini, ticareti ve bölgesel kalkınmayı da olumlu yönde etkileyecektir. Silvan Projesi yalnızca yerel değil, bölgesel bir kalkınma hamlesi olarak değerlendirilmelidir. Çevre illerle birlikte etkileri göz önünde bulundurularak kapsamlı bir hazırlık süreci yürütülmelidir. Arazi toplulaştırma çalışmaları da bu dönüşümün önemli bir parçasıdır. GAP bölgesinde yaklaşık 1 milyon hektara yaklaşan alanda toplulaştırma yapılmış, toplamda ise 2,6 milyon hektarlık alanda bu çalışmalar sürdürülmektedir. Bu sayede üretkenlik ve verimlilik önemli ölçüde artırılmıştır." dedi.

"OSB yatırımların temel amacı, bölgenin üretim gücünü artırıp kalkınmayı üretim temelli bir yapıya oturtmaktır"
"Tarım sektörü dışında işin bir de sanayi boyutunun bulunduğunu söyleyen Yılmaz, sanayi yatırımlarının da hızla arttığını belirterek şunları kaydetti:
"Bu iki alan arasında entegre bir bakış açısına ihtiyaç vardır. Sadece tarım ya da sadece sanayi odaklı bir yaklaşım yerine her iki alanın birlikte ele alınması gerekmektedir. Her ilin ve her bölgenin kendine özgü doğal üstünlükleri bulunmaktadır. Bu üstünlüklerin doğru tespit edilerek kalkınma stratejilerinin bu temelde oluşturulması en sağlıklı yaklaşım olacaktır. Bu çerçevede Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde tarım ve hayvancılığın modernize edilmesi, verimliliğin artırılması ve üretimin güçlendirilmesi buna paralel olarak sanayi ve ticaret stratejilerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda hareket edilmektedir. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) yatırımları da bu yaklaşımın önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde OSB sayısı 30'a çıkarılırken 2002 yılında 1.400 hektar olan OSB alanı yaklaşık 19.500 hektara yükseltilmiştir. Bu alanlarda hâlihazırda 423 bin kişi istihdam edilmekte olup tam kapasiteye ulaşıldığında bu sayının 520 bine çıkması beklenmektedir. Doğu Anadolu Bölgesi'nde ise OSB sayısı 5'ten 21'e çıkarılmış, toplam alan 2.700 hektardan 6.400 hektara genişletilmiştir. Bu yatırımların temel amacı bölgenin üretim gücünü artırmak ve kalkınmayı üretim temelli bir yapıya oturtmaktır."
"Geliştirilen lojistik hatlar ve ticaret koridorları tüm bölge için daha müreffeh bir gelecek vadetmektedir"
Yeni lojistik koridorlar ve demiryolu projeleriyle bölgenin uluslararası ticaret ağlarına entegre edilmesinin hedeflendiğini ifade eden Yılmaz, sözlerine şu ifadelerle devam etti:
"Sanayi politikaları kapsamında özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerden Anadolu'ya sanayinin kademeli olarak taşınması hedeflenmektedir. Bu yaklaşım deprem riski, artan maliyetler ve rekabet gücü açısından stratejik bir önem taşımaktadır. Bu süreç ilgili bakanlıkların koordinasyonunda planlı bir şekilde yürütülmektedir. Ayrıca demiryolu hatlarıyla desteklenen yeni sanayi koridorları oluşturulmakta ve üretim altyapısı bu koridorlar etrafında şekillendirilmektedir. Bu kapsamda mega endüstriyel parkların kurulacağı dört yeni sanayi koridoru belirlenmiştir. İlk aşamada Samsun–Mersin hattı öne çıkarken ilerleyen süreçte Mersin–Şırnak, Sivas–Iğdır ve Trabzon–Şırnak hatlarının devreye alınması planlanmaktadır. Bu projelerle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri Türkiye'nin genel üretim zincirinin ayrılmaz bir parçası hâline getirilmektedir. Demiryolu ve lojistik projeleriyle bölgeler uluslararası ticaret ağlarına daha güçlü şekilde entegre edilmektedir. Bu kapsamda üç önemli lojistik hat öne çıkmaktadır. Kalkınma Yolu Projesi: Türkiye'den Orta Doğu'ya uzanan stratejik bir hat olup yalnızca ulaşım değil enerji taşımacılığı açısından da önem taşımaktadır. Zengezur Koridoru: Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasında doğrudan bağlantı sağlayarak Orta Koridor'u güçlendirecek bir projedir. Suriye hattı: Hicaz Demiryolu'nun modern bir yaklaşımla yeniden değerlendirilmesiyle Türkiye'den Suriye üzerinden Ürdün ve Hicaz bölgesine uzanan yeni bir lojistik perspektif oluşturulması hedeflenmektedir. Bu projeler yalnızca ekonomik değil bölgesel istikrar açısından da büyük önem taşımaktadır. Hiçbir bölge, komşularıyla güçlü ticari ilişkiler kurmadan sürdürülebilir kalkınma sağlayamaz. Bu nedenle geliştirilen lojistik hatlar ve ticaret koridorları hem Türkiye'nin hem de bölgenin refahını artırmayı hedeflemektedir. Sonuç olarak güvenliğin sağlandığı, entegrasyonun güçlendiği ve üretimin merkezde olduğu bu yeni yaklaşım Doğu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere tüm bölge için daha müreffeh bir gelecek vadetmektedir."


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.