Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’dan bölgedeki gerilime ilişkin diplomasi çağrısı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, beraberinde Vedat Işıkhan ile birlikte Mardin’de düzenlenen "Vefa İftarı" programına katıldı.
Programda konuşan Yılmaz, hem Türkiye’nin terörle mücadele vizyonuna hem de bölgede son dönemde yaşanan gerilimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yılmaz, Türkiye’nin sorunların savaş yerine diplomasi yoluyla çözülmesi için çaba göstermeye devam edeceğini söyledi.
"Huzurlu, güvenli bir ortam, aynı zamanda bir yatırım ortamı demektir"
Konuşmasında "Terörsüz Türkiye" vizyonuna değinen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: "Ülkemizin terör belasından kalıcı olarak kurtulmasını hedefleyen 'Terörsüz Türkiye' vizyonu, aynı zamanda bölgemizde huzurun ve istikrarın güçlendiği 'Terörsüz Bölge' anlayışını da içinde barındırmaktadır. Terörün gündem olmaktan çıktığı, sivil siyasetin, demokratik siyasetin ve huzurun egemen olduğu bir ortam, aynı zamanda temel hak ve ödevlerimizi çok daha rahat bir şekilde yaşayacağımız, kalkınmamızı çok daha hızlı bir şekilde gerçekleştireceğimiz bir ortam demektir. Güvenlik, kalkınmanın da temelidir. Huzurlu ve güvenli bir ortamınız olmalı ki demokratik haklarınız da en güzel şekilde yaşama imkanı bulsun. Yine huzurlu, güvenli bir ortam, aynı zamanda bir yatırım ortamı demektir. Huzurun olmadığı yerde bırakın başka yerlerden sermaye gelmesini, yatırım yapılmasını; mevcut sermaye bile başka yerlere kaçabilir, nitelikli insanı tutamazsınız. Dolayısıyla huzurun, güvenin olduğu ortam, aynı zamanda kalkınmanın da hızlandığı ortamdır."
"2 trilyon doların üzerinde bir ekonomik kayıptan bahsediyoruz"
Türkiye’nin terörle mücadele sürecinde büyük ekonomik maliyetler ödediğini belirten Yılmaz, "Yıllar yılı teröre büyük kaynaklar harcadık. Bir hesaba göre 2 trilyon doların üzerinde bir ekonomik kayıptan bahsediyoruz. Şimdi inşallah tam tersine bu kayıpları bir tarafa bırakıp, kaynaklarımızı çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği için harcamamız gereken bir dönemdir. Ve inşallah hem Terörsüz Türkiye’yi hem de Terörsüz Bölge’yi başaracağız, hep birlikte gerçekleştireceğiz. Bu hedef, farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin bir arada yaşadığı bu coğrafyada barışın, güvenliğin ve kardeşliğin daha güçlü şekilde kök salması anlamına gelmektedir. Ancak son dönemde bölgemizde yaşanan gelişmeler, bu hedefin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha bizlere gösterdi. Terörsüz Türkiye sürecinin başlangıcından bu yana belli bir vakit geçti. Belki bazı insanlar 'Nerden böyle bir şey gelişti?' diye düşündüler ama son dönemde yaşadıklarımız, herhalde bu inisiyatifin, bu çabanın ne kadar anlamlı olduğunu herkesin daha iyi idrak etmesini sağlamıştır."
Yılmaz, bölgedeki gelişmelere değinerek, "İran’a yönelik saldırılar ve ardından yaşanan karşılıklı misillemeler, ABD, İsrail ve İran arasında tırmanan gerilimle birlikte bölgesel istikrar açısından ciddi riskler doğurmuştur. Şu anda bölgemiz maalesef bir ateş çemberi içinde ve ülkemiz adeta bir istikrar adası konumundadır. Cenabı Allah bu istikrarımızı, bu huzurumuzu muhafaza edenlerden eylesin. Bunu temenni ediyoruz. Bu süreçte Türkiye olarak başından beri ihtilafların savaş yerine, çatışma yerine diplomasiyle, müzakereyle çözülmesi noktasında her türlü gayreti gösterdik ve göstermeye devam ediyoruz." dedi.
"Küresel istikrarı tehdit eden bu sürecin bir an önce sona ermesini ve bölgemizin normalleşmesini arzu ediyoruz"
Mardin’den ateşkes ve müzakere çağrısı yapan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Mardin’den, bu barış şehrinden, bu farklılıkları bir arada kardeşçe yaşatan şehirden bir kez daha sesleniyoruz: bu ateşkes bir an önce sağlanmalı, taraflar sorunlarını masada, müzakere yoluyla, diplomasi yoluyla çözmelidir. Savaşın hiç kimseye faydası yoktur, adil bir barış ise herkesin lehinedir. Bu çerçevede, bu çatışmaların birçok insani, ekonomik ve çevresel maliyet üreten, bölgesel yayılma riski ortaya koyan, hem bölgemizin hem de küresel istikrarı tehdit eden bu sürecin bir an önce sona ermesini ve bölgemizin normalleşmesini arzu ediyoruz. Bu noktada Cumhurbaşkanımız son derece tecrübeli, dirayetli bir lider olarak her türlü gayreti sarf ediyor. Liderler diplomasisi yoluyla büyük bir çaba sarf ediyor. Dışişleri Bakanlığımız, ilgili tüm kurumlarımız her türlü gayreti sarf ediyorlar. Taraflar bir diplomasi ve müzakere yolunu tercih ettikleri noktada, Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçlere her türlü katkıyı vermeye de hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Ülkemizi, insanımızı birinci öncelik olarak korumaya, gözetmeye devam edeceğiz."


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.