Dr. Şirvan Kerim Reşid: Sorun teknolojinin kendisinde değil, nasıl kullanıldığındadır
Alimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ULEMA)'nın geleneksel hale getirdiği 'Alimler Buluşması'nın 11'ncisi bu yıl Diyarbakır'da yapıldı. Önceki gün yapılan iki oturum ardından bugün de üçüncü oturum ile alimler önemli mesajlar verdi.
Irak Kürdistan Bölgesinden alimler buluşmasına katılan Dr. Şirvan Kerim Reşid, çocukların yetiştirilmesinde dijital bağımlılıkla mücadele konusunda ailelere, okullara ve eğitim kurumlarına önemli görevler düştüğünü belirterek, “Uygulamalı örneklik, nasihatten daha güçlüdür.” dedi.
Dr. Şirvan Kerim Reşid, “Çocukların Yetiştirilmesinde Dijital Bağımlılık: Öneriler ve Çözüm Yolları” başlıklı sunumunda dijital bağımlılığın nedenlerini, belirtilerini ve çözüm yollarını ele aldı.
Dijital bağımlılığın tanımına ilişkin Reşid, “Terim olarak dijital bağımlılık; bireyin dijital cihazları ve teknolojileri aşırı ve kontrol edilemeyen biçimde kullanması, kullanım süresini veya sıklığını gerektiği gibi denetleyememesi şeklinde tanımlanabilir.” ifadelerini kullandı.
Bir kişinin telefonu veya interneti uzun süre kullanmasının tek başına bağımlılık anlamına gelmediğini kaydeden Reşid, “Burada en önemli ölçütler; kontrolün kaybedilmesi, zararlı sonuçların ortaya çıkması ve hayatın temel işlevlerinin aksamasıdır.” dedi.
“Sorun teknolojinin kendisinde değil”
Teknolojinin kullanım biçimine ve ortaya çıkardığı sonuçlara dikkat çeken Reşid, “Teknoloji bir araçtır ve araçların hükmü, kullanım biçimine ve ortaya çıkardığı sonuçlara göre değişebilir.” dedi.
Reşid, dijital araçların faydalı amaçlarla kullanılabileceğini belirterek, “Bu nedenle sorun, teknolojinin kendisinde değil; nasıl kullanıldığında, ona ne ölçüde bağlanıldığında ve kullanımının ne gibi sonuçlar doğurduğundadır.” ifadelerini kullandı.
Dijital bağımlılığın belirtilerine de değinen Reşid, “Telefondan uzak kalınca kaygı hissetmek”, “İnternet kullanılmadığında boşluk duygusuna kapılmak” ve “Gerçek hayattaki sorunlardan kaçmak için dijital dünyaya yönelmek” gibi durumların dikkat edilmesi gereken işaretler arasında bulunduğunu ifade etti.
Aşırı dijital kullanımın sosyal ilişkiler, eğitim ve sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Uzun süre oturmak, hareketin azalması, uyku düzeninin bozulması, göz yorgunluğu, boyun ve sırt ağrıları gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Telefon nedeniyle geç saatlere kadar uyanık kalmak da uyku düzeninin bozulmasına yol açabilir.”
“Uygulamalı örneklik, nasihatten daha güçlüdür”
Dijital bağımlılıkla mücadelede ailelerin rolüne dikkat çeken Reşid, ebeveynlerin çocuklarına davranışlarıyla örnek olması gerektiğini belirtti.
Reşid, “Anne ve babalar, günün büyük bölümünü ekran karşısında geçirirken çocuklarından telefonu bırakmalarını isteyemezler. Uygulamalı örneklik, nasihatten daha güçlüdür.” ifadelerini kullandı.
Çocuklara yaklaşımda yalnızca yasaklama ve cezalandırmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Reşid, şu ifadeleri kullandı:
“Dijital bağımlılık yaşayan çocuğa yaklaşım yalnızca bağırmaya ve cezalandırmaya dayanmamalıdır. Çocuğun dijital dünyaya yönelmesine neden olan etkenler anlaşılmaya çalışılmalıdır.”
Reşid, çocukların dijital dünyaya yönelme nedenlerinin anlaşılması için ailelerin kendilerine şu soruları sorması gerektiğini kaydetti:
“Kendini yalnız mı hissediyor? Dersleriyle ilgili sorunlar mı yaşıyor? Aile içinde bir problem mi var? Baskıdan kaçmak için mi oyun oynuyor? Bunların nedeni anlamak, doğru çözümün belirlenmesine yardımcı olur.” diyen Reşid, aile içinde açık ve anlaşılır kurallar belirlenmesinin önemine işaret etti.

“Şu anda telefonu neden açıyorum?”
Dijital bağımlılıktan korunmak için zaman yönetiminin ve öz denetimin önemini vurgulayan Reşid, telefonun kullanılmadan önce amacının belirlenmesini önerdi.
Reşid, “Kişinin kendisine şu soruyu sorması faydalıdır: ‘Şu anda telefonu neden açıyorum?’” ifadelerini kullandı.
Telefonun belirli bir amaç doğrultusunda kullanılması gerektiğini belirten Reşid, “Amaç açıksa cihaz bu amaç doğrultusunda kullanılmalı ve iş bitince kapatılmalıdır.” dedi.
Reşid, yalnızca sıkıldığı için telefon kullanmanın uzun süre internette gezinmeye yol açabileceğini belirterek, aile içinde yemek saatlerinde, aile sohbetlerinde, ders çalışma sürecinde ve uyku öncesinde telefonsuz zaman dilimleri oluşturulmasını önerdi.
“Sanal iletişim, gerçek hayattaki iletişimin yerini almamalıdır”
Teknoloji kullanımında aile ilişkilerinin ve sağlığın korunması gerektiğini vurgulayan Reşid, “Ailenin de hakları vardır. Telefon kullanımı; eşin, çocukların veya anne babanın ihmal edilmesine yol açmamalıdır.” dedi.
Reşid, dijital iletişim ile yüz yüze iletişim arasındaki dengeye ilişkin, “Sanal iletişim, gerçek hayattaki iletişimin yerini almamalıdır.” ifadelerini kullandı.
Teknolojinin ölçülü kullanılmasının önemine değinen Reşid, “Bu, geçirilen her dakikanın ders veya ibadetle değerlendirilmesi gerektiği anlamına gelmez. İzin verilen eğlence de meşrudur; ancak ölçülü olmalıdır.” dedi.

“Aşırı kullanımın yerine faydalı etkinlikler konulmalı”
Dijital bağımlılıkla mücadelede yalnızca cihaz kullanımını sınırlandırmanın değil, alternatif faaliyetler geliştirmenin de önemli olduğunu belirten Reşid, “Aşırı kullanımın yerine faydalı etkinlikler konulmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Reşid, bu kapsamda Kur’an ve kitap okumak, spor yapmak, yürüyüşe çıkmak, akrabaları ziyaret etmek, yeni beceriler öğrenmek ve sosyal etkinliklere katılmak gibi faaliyetleri önerdi.
Okul ve üniversitelerin de dijital bağımlılıkla mücadelede önemli bir rolü bulunduğunu ifade eden Reşid, öğrencilerin aşırı dijital kullanımın tehlikeleri konusunda bilinçlendirilmesi, zaman yönetimi becerilerinin geliştirilmesi ve sportif ve kültürel etkinliklerin teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti.
Reşid, dijital bağımlılıkla mücadelede aile, okul ve sosyal çevrenin birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çekerek, “Sorun ciddi bir boyuta ulaştığında uzmanlardan yardım alınmalıdır.” dedi.


Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.