Egzamada psikolojik yük de göz ardı edilmemeli!
Klinik Psikolog İpek Erol, egzamanın görünür belirtilerinin sosyal ilişkiler ve günlük yaşam üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.
Egzamanın etkisi yalnızca ciltle sınırlı kalmıyor!
Egzamanın çoğu zaman kaşıntı, kuruluk ve ciltteki görünür değişimlerle tanımlandığını ifade eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Oysa bir hastalığın etkisi, yalnızca bedende ortaya çıkan belirtilerle sınırlı değildir.” dedi.
Özellikle yüz, boyun ve eller gibi kolay fark edilen bölgelerdeki belirtilerin, kişinin sosyal ortamlarda kendisini nasıl hissettiğini de etkileyebileceğini kaydeden Erol, “Bir arkadaş buluşmasına giderken, iş toplantısında söz alırken ya da yeni biriyle tanışırken aklından pek çok kişinin cildine baktığı düşünceleri geçebilir. Bu düşünceler zamanla yorucu bir döngüye dönüşebilir.” şeklinde konuştu.
Kaygı arttıkça sosyal ortamlardan kaçınma eğilimi artıyor!
Kişinin karşısındakiyle konuşurken dikkatinin bir bölümünü sürekli kendi cildinde ve diğer kişinin tepkilerinde tuttuğunu aktaran Erol, “Kısa bir bakış, yüz ifadesindeki belirsiz bir değişim veya konuşmadaki duraksama, egzamanın dikkat çektiği ve karşı tarafın kendisiyle ilgili olumsuz düşündüğü şeklinde yorumlanabilir.” dedi.
Kaygı arttıkça cildi saklama, göz temasından kaçınma ya da ortamdan erken ayrılma isteğinin de arttığını ifade eden Erol, kaçınmanın o an için rahatlama sağlasa da sonraki sosyal karşılaşmayı daha zor hale getirebileceğine dikkat çekti.
Damgalanma korkusu, kişinin kendinden utanmasına yol açabilir!
Bu kaygıyı yalnızca kişinin düşünce biçimiyle açıklamanın eksik olacağına değinen Erol, “Görünür cilt hastalıkları hakkında yanlış inanışlar da vardır.” dedi.
Egzama bulaşıcı olmadığı ve bakımsızlık göstergesi sayılmadığı halde, kişinin başkalarının böyle düşüneceğinden endişe edebileceğini dile getiren Erol, şunları söyledi:
“Özellikle geçmişte incitici bir yorumla ya da mesafeli bir tepkiyle karşılaştıysa bu endişe daha anlaşılır hale gelir. Zaman içinde ‘başkaları beni yargılayacak’ düşüncesi, kişinin kendisine yönelttiği ‘görünüşümde utanılacak bir şey var’ yargısına dönüşebilir. Damgalanmanın psikolojik yükü, kişinin o sözü tekrar duyma beklentisiyle yaşamaya başlamasında da görülür.”
Egzamada kaygı, sosyal hayatı daraltabilir!
Egzaması olan herkes sosyal kaygı yaşamadığına işaret eden Erol, “Hastalığın görünürlüğü de tek başına kişinin ne kadar zorlanacağını belirlemez.” dedi.
Ancak cildi görünecek diye buluşmaları sürekli iptal etmenin, işte geri planda kalmanın, yakınlık kurmak istediği halde romantik ilişkilerden uzak durmanın veya günün önemli bir bölümünü başkalarının ne düşündüğünü hesaplayarak geçirmenin, psikolojik destek ihtiyacına işaret edebileceğini söyleyen Erol, önemli olanın, kaygının kişinin yaşam alanını giderek daraltıp daraltmadığı olduğunu ifade etti.
Egzama ile yaşarken sosyal hayatı sürdürmek, kaygıya rağmen hayata katılabilmektir!
Psikolojik destekte amacın, kişiye ‘Kimse cildine bakmıyor’ diyerek yaşadığı güçlüğü geçersiz kılmak olmadığına vurgu yapan Klinik Psikolog İpek Erol, “Amaç, hangi düşüncelerin kaygıyı artırdığını fark etmek, belirsiz sosyal işaretlere yüklenen anlamları değerlendirmek ve kaçınılan durumlara kişinin kendi hızında yeniden yaklaşabilmesini sağlamaktır.” dedi.
Bilişsel davranışçı terapinin bu döngü üzerinde çalışmak için yararlı bir çerçeve sunabileceğinin altını çizen Erol, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kabul ve kararlılık terapisi ise ciltle ilgili zorlayıcı düşüncelerin bütünüyle geçmesini beklemeden, kişinin değer verdiği ilişkilere ve deneyimlere yeniden yer açmasına yardımcı olabilir.
Egzama ile yaşarken sosyal hayatı sürdürmek, kişinin her zaman rahat hissetmesi gerektiği anlamına gelmez. Bazen ilerleme, kaygı varken de bir buluşmaya gitmek, toplantıda fikrini söylemek veya biriyle yakınlık kurmaya izin vermektir. Dermatolojik tedavinin yanında duygusal yükün de dikkate alınması, kişinin yaşam kalitesi açısından önem taşır. Egzama farkındalığı ise yalnızca cilt belirtilerini tanımayı değil, yanlış inanışları düzeltmeyi ve görünür bir hastalıkla yaşayan insanlara daha özenli yaklaşmayı da kapsamalıdır.”
Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.