FİMED Yönetim Kurulu Üyesi Ebu Taqiye: Garantör ülkeler sessiz kalmak yerine somut adım atmalı
Filistin Medya Derneği (FİMED) Yönetim Kurulu Üyesi Muhammed Ebu Taqiye, binlerce kez ihlal edilen ateşkes sürecinde yaşanan soykırım, Kudüs ve Batı Şeria'da uygulanan zulümler, işgalcilerin işgal ettiği toprakları genişletme çabalarına ilişkin İLKHA muhabirine önemli değerlendirmelerde bulundu.
Ateşkes sürecinde yaşanan ihlaller sonucunda bin şehit, 3 bin yaralı
Yaklaşık 7 ay önce bir ateşkes sağlandığını ancak işe aklıselim olarak bakıldığında ciddi bir barıştan söz etmenin mümkün olmadığını belirten Ebu Taqiye, "Bunun uyarısını yaptığımızda bazı kesimlerden eleştiri aldık. Ancak maalesef o gün yaptığımız uyarıların bugün gerçekleştiğini gördük. Bu ateşkesin yeni bir soykırım yapmak için fırsat olarak değerlendirileceği uyarısı yapılmıştı. İşgalciler, daha önce soykırımı farklı şekillerde sürdürmek istediklerini de söylemişlerdi. Dünyada var olan durumlardan faydalanarak daha sessiz bir şekilde soykırımı sürdürmeye çalışıyorlar. Daha önce günde 100 kişi şehid olurken bugünlerde ise yaklaşık 8 aydır her gün 5-6 kişinin şehid ediliyor. Ateşkesten bu yana bine yakın insan katledildi, 3 bine yakın kişi ise yaralandı." diye konuştu.
Ateşkes sürecinde Gazze'de işgal edilen topraklar arttı
Ebu Taqiye, "Ateşkes imzalandığında Gazze'nin yüzde 48'i işgal edilmişti. İşgal ettiği yerlerden bir ay içerisinde geri çekilmek şartıyla ateşkes imzalanmıştı. Bugün ise işgalcilerin işgal ettiği yerler Gazze'nin yüzde 60'ına denk geliyor. Geçenlerde Netanyahu, Gazze'nin yüzde 70'inin işgal edilmesi için talimat verdiğini açıkladı. Bu da demek oluyor ki; ateşkeste sürecinde Netanyahu, dünyayı sessiz soykırıma alıştırdı ve bunu artık daha da büyütmek istiyor. Maalesef ABD başta olmak üzere arabulucu ülkeler, yaşananlara karşı ciddi bir adım atmadı. Bu nedenle 7 ay içerisinde yaklaşık 3 bin ihlal gerçekleşti. 7 ayın ardından artık açıkça Gazze'nin yüzde 70'inin işgal edilmesi dile getiriliyor. Bu karar, Gazze'ye yönelik saldırıların daha da genişletilmesi için verilmiştir." şeklinde konuştu.
"İşgalcilerin amacı, Filistin davasını tamamen yok etmek"
Bugünlerde Batı Şeria'daki durumun Gazze'den farklı olmadığını, özellikle Batı Şeria'nın işgal edilmesi için çok hızlı bir şekilde yeni işgal birimlerinin inşa edildiğini aktaran Ebu Taqiye, "Bugünlerde Batı Şeria'da bin 200'e yakın askeri nokta kurulmuş durumda. Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırılar peş peşe gelmektedir. İşgalci israilin amacı, Filistin davasını tamamen yok etmektir. Soykırım sürecinde esirleri bahane ediyordu. Bu esirler askerdi ve Filistinli esirlerin özgür bırakılması için alıkonulmuşlardı. Bugün esirler de verildi ve Filistin tarafı yapılan ateşkese tam anlamıyla uydu. Hatta bazı garantörler, Filistin'in yüzde 5 fazlası ile anlaşmaya uyduğunu söylediler. İşgalci israil ise en iyi ihtimalle anlaşmaya yüzde 25 uymuştur. Tüm bunları görmezden gelen israil var. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, adeta israil ağzıyla konuşmuş, Filistinlilerin silahının alınmasını talep etmiş, tüm sorunlar bundan ibaretmiş gibi gösterilmeye çalışılmıştır. İsrail artık son günlerde silah meselesini yeni bir bahane olarak kullanarak soykırımı sürdürmeye devam ediyor." dedi.
"Gazze işgalcilerin, soykırımcıların, Epsteincilerin insafına terk edilmesin, garantör ülkeler yaptırım uygulasın"
Devam eden soykırım ve işgale rağmen dünyanın sessiz kaldığını, ateşkese taraf olan ülkelerin garantörlük görevini yerine getirerek yaşananlara karşı somut adım atmaları gerektiğini vurgulayan Ebu Taqiye, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Gerçekten çok tehlikeli ve kritik bir aşamadayız. İşgalci israil, bir taraftan bu soykırımı meşrulaştırma ve sürdürme konusunda kararlı. Maalesef sessizlik, yaptırımsızlık, israilin elini güçlendiriyor. Bu da tamamen Gazze'nin işgalcilerin, soykırımcıların, Epsteincilerin insafına terk edilmesi demektir. Sadece Gazze için değil Batı Şeria, Kudüs'te bundan etkileniyor. İşgalcilerin elinde 11 bin esir var. Bu esirlere karşı idamlar, ihlaller, tıbbi ihmaller yapılıyor. En azından Sumud Filosu'nda alıkonulanlara yapılan muameleden oradaki esirlere neler yapılabildiğini bilebiliriz. Oradaki 11 bin Filistinli, hayatta olan ölüler gibidirler. Tamamen kabristanda yaşıyor gibiler. Tüm bunlara karşı bir yaptırım mekanizması oluşturmayan garantör ülkeler, anlaşmaya uymayanlara karşı her ihlal yaşandığında bir açıklama yapmaları, kınama yayınlamaları ve anlaşmaya uymaları çağrısında bulunmaları gerekirdi. Filistinliler, garantör olan ülkeleri birer kardeş ülke olarak görüyor. Yapılanların yeniden yaşanmaması, geri adım atılması için anlaşmaya taraf olan ülkelerin sessiz kalmak yerine somut adım atmalıdırlar. Bu adımlar ne kadar hızlı atılırsa ve işgalcilerin hesapları bozulursa, yeniden saldırmaları, soykırım işlemeleri engellenmiş olur. Çünkü israil, yaşanan sessizliği, 'istediğimi yapabilirim' şeklinde algılıyor. İster insani duruma, ister saldırılara, ister ihlal ve fiili işgale baktığımızda soykırımın durmadığını görebiliriz. Bu sessizlikten çıkmak için ilk önce garantör ülkelerin net tavır koymalı, ardından uluslararası ve bölgesel bir tavır konulması için öncülük etmeli, yaptırım uygulanması, israilin alanının daraltılması için çalışmalar yapmalıdırlar."
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.