HAKSİAD'dan “Küresel Ekonomi ve Türkiye” konulu seminer
HAKSİAD tarafından Adana'da düzenlenen “Küresel Ekonomi ve Türkiye” konulu seminer, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından düzenlenen seminerde, HAKSİAD Adana İl Başkanı Ahmet Ölmez selamlama konuşması gerçekleştirdi.
Açılış konuşmasında küresel ekonomik krize dikkat çeken Ahmet Ölmez, adalet merkezli bir iktisat anlayışının önemini vurguladı.
İl Başkanı Ölmez’in konuşmasının ardından, programa katılanlara sinevizyon gösterimi izletildi.
Sinevizyon gösteriminin ardından söz alan HAKSİAD Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Güneş, küresel ve ulusal ekonomik verilere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasında IMF ve OECD raporlarına değinen Selahattin Güneş, 2026 ve sonrasına ilişkin ekonomik beklentileri paylaştı.
Türkiye ekonomisinin genç nüfus yapısı ve üretim potansiyeline dikkat çeken Güneş, işletmelerin disiplinli bir sürece gireceğini ifade etti.
Programın bir sonraki bölümünde Mali Müşavir Süleyman Nergiz, KOSGEB desteklerine ilişkin bilgilendirme sunumu gerçekleştirdi.
KOSGEB desteklerine dair yapılan sunumda, işletmelerin faydalanabileceği hibe ve teşvikler katılımcılara aktarıldı.
"HAKSİAD var olan HAKSİAD’dan daha büyüktür"
HAKSİAD Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Güneş, HAKSİAD’ın kurumsal duruşuna değinerek, “HAKSİAD var olan HAKSİAD’dan daha büyüktür ve daima bir adım öndedir. 2013 yılında kurulan HAKSİAD, yaptığı çalışmalarla çok hızlı bir şekilde ilerleme kaydetmiştir. Birçok iş adamları derneğinin yapamadığı işleri HAKSİAD çok kısa bir sürede başarmıştır” ifadelerini kullandı.
"2026’da büyümeden vazgeçilmiyor fakat hızlanmadan vazgeçiliyor"
Ekonominin herkesin hayatını doğrudan etkilediğini vurgulayan Güneş, küresel verilere dikkat çekerek, “Ekonomi herkesi ilgilendiren bir konudur. Sayısal verilere baktığımızda IMF ve OECD raporlarına göre 2026’da büyümeden vazgeçilmiyor fakat hızlanmadan vazgeçiliyor. Biz bunun minimize edilmiş halini kendi işletmelerimiz için düşüneceğiz. Küresel büyüme ve Dünya Ekonomi Örgütü’nün 2026’daki öngörüsü 3.1’dir. OECD’de ise 2025’te 3.2 olan büyüme, 2026 ön görüşünde 2.9’a düşmektedir” dedi.
"Türkiye büyümek zorunda olan bir ülkedir"
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farklara değinen Güneş, “Gelişmiş ülkeleri incelediğimizde Amerika yüzde 2, Avrupa yüzde 1 seviyesindedir. Büyümeye doğru giden ülkelere baktığımızda ise Hindistan yüzde 6, Çin yüzde 4’tedir. Bu durum gelişmiş sanayide yaşlanan nüfus oranının yüksek olduğunu göstermektedir. Türkiye bu ölçeklerde ikinci sınıfta bir ülkedir ve farklı bir durumu vardır. Büyümek zorunda olan bir ülkedir. Nüfus her ne kadar azalmış olsa da genç nüfus hâlâ dinamiktir” şeklinde konuştu.
"Firmalar artık seçici olmak zorundadır"
Ticaret hacmi ve küresel enflasyon verilerine de değinen Güneş, “2025’te ticaret hacmi 3.6 iken 2026’da yüzde 50 düşürülerek 2.3’e gerilemiştir. Artık dünyada satmak daha zordur. Aynı ürünü satan firma sayısı çok fazladır ve firmalar artık seçici olmak zorundadır. Küresel enflasyon 2026’da 3.7’dir. Gelişmiş ülkelerde yüzde 50 oranında düşüşle 2.2’ye inerken, gelişmekte olan ülkelerde 4.7 seviyesindedir. Türkiye de bu 4.7’nin içerisinde yer almaktadır” ifadelerini kullandı.
"İyi bir pazar ağı oluşturmamız gerekir"
Türkiye’de enerji maliyetlerinin düştüğünü ancak talebin zayıf olduğunu belirten Güneş, “Maliyet avantajı vardır fakat satış garantisi yoktur. Bu yüzden iyi bir pazar ağı oluşturmamız gerekir. Uzun vadede ayakta kalabilmek için işletmelerin bu veriler ışığında hareket etmesi gerekir” dedi.
Orta Vadeli Program’a da değinen Güneş, “Türkiye ekonomisinde Orta Vadeli Program vardır. OVP’ye göre 2025’te 3.3 olan büyüme, 2026’da 0.2 artışla 3.8’e çıkmaktadır. 2026’da yeni enflasyon olacak fakat yavaş bir düşüş sürecine girilebilir, faizler gevşeyebilir. Bu süreç kontrollü şekilde devam edecektir. Hükümet maalesef enflasyonu düşürmekte başarısız olmuştur. Vergiler artırılmakta ve bu alan genişletilmektedir” diye konuştu.
"Kayıtsız iş ve ekonomi oluşturma anlayışını bir kenara bırakmamız gerekir"
Kayıt dışı ekonomiye karşı uyarılarda bulunan Güneş, “İş adamları olarak kayıtsız iş ve ekonomi oluşturma anlayışını bir kenara bırakmamız gerekir. 2026 rahat bir yıl değil, disiplinli bir yıl olarak geçecektir. 2026 sonuna kadar dayanabilenler, 2027 seçim yılına girildiğinde daha büyük bir rahatlama yaşayacaktır. 2027 altyapısını kuran firmaların büyümeye hazırlandığı bir yıl, 2028 ise kârların toplandığı bir dönem olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
"Yanlış kararlar verenler 2027’yi zor görecektir"
Yanlış kararların ağır sonuçlar doğuracağını ifade eden Güneş, “Bu verilerle şunu anlıyoruz ki 2026’da yanlış kararlar verenler 2027’yi zor görecektir. Fizibilitesini iyi yapanlar ve danışarak iş yapanlar kazanacaktır. İstişare, şura ve danışmayı işletmelerimizde hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz” dedi.
İşletmelerin yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güneş, “İşletmeler iki yaprak gibidir. Yarısı muhasebedir, yani hesabı iyi tutmaktır. Diğer yarısı ise finanstır. Ekonomiyi iyi bilmek istiyorsak ekonomistlere danışmak zorundayız. CAPEX dediğimiz finansı işletmelerin iyi değerlendirmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
"Tüccarların etki alanı birçok meslek grubundan daha fazladır"
Toplumsal ve ahlaki boyuta da dikkat çeken Güneş, “Bir beldede iyilik yapan insanlar varsa o beldede iyilik yapan tüccarlar vardır. Bu sosyolojinin ispatladığı bir gerçektir. Tüccarların etki alanı birçok meslek grubundan daha fazladır. Bundan dolayı duruşumuzu iyilik noktasında belirlememiz gerekir” şeklinde konuştu.

Salgın ve deprem sürecine de değinen Güneş, “Türkiye’de yaşanan salgın ve deprem nedeniyle işletmeler büyük sıkıntılar yaşadı. Pandemi ve deprem sonrası birçok işletme kalifiye eleman bulmakta zorlandı. Tarihte yaşanan veba salgınında da benzer durumlar yaşanmıştı. Bir nevi tarih tekerrür etmektedir” dedi.
"Esnaf ve KOBİ’lerde mali yük daha da artacaktır"
Artan maliyetlere dikkat çeken Güneş, “Özellikle esnaf ve KOBİ’lerde mali yük daha da artacaktır. Kiralar, asgari ücret, vergi ve SGK artışları birçok ek gider oluşturacaktır. Bu nedenle işletmeler ayakta kalma ve doğru pozisyon alma durumunda olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Rekabet ortamının zorlaştığını belirten Güneş, “Türkiye’de seçim ve geçim beraberdir. Rekabet artacak, yeni pazarlar bulmak zorlaşacaktır. Çeşitlilik çok fazla, aynı ürünü birçok yerden temin edebiliyorsunuz. Bu nedenle katma değerli ürün üretmek zorundayız. Aksi halde rekabet ortamında iş yapma gücü ortada kalacaktır” dedi.
"Çinliler Türkiye’ye yöneliyor"
Çin ve ABD arasındaki ticaret gerilimine de değinen Güneş, “Amerika’nın uyguladığı ambargo nedeniyle Çin ihracat yapmakta zorlanıyor. Çinliler bu durumda Türkiye’ye yöneliyor. Bu gelişmeler Türkiye için önemli bir fırsattır. Var olan işletmelerimizde Ar-Ge’yi iyi belirlememiz gerekir” diye konuştu.
"Tekstil fabrikalarının kapanmasıyla birçok insan işsiz kaldı"
Tekstil sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güneş, “Tekstil fabrikalarının kapanmasıyla birçok insan işsiz kaldı. Hibe ve destek verecek kurumların çalışmalarını mutlaka takip edin, avantajlardan faydalanın” ifadelerini kullandı.
Güneş, konuşmasını “Rabbim ticaretinizi helal kazançla bereketli kılsın” sözleriyle tamamladı.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.