HÜDA PAR Milletvekili Dinç: ABD'nin ateşkes talebi, acziyetinin ve sahadaki yenilgisinin sonucudur
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, küresel emperyalizm ve siyonist işgal rejiminin bölgedeki katliamları ile dijital platformların yol açtığı ahlaki tahribata ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Basın açıklamasına Mescid-i Aksa’nın işgal rejimi tarafından kapatılmasına tepki göstererek başlayan Dinç, vatandaşları Mersin’de düzenlenecek yürüyüşe davet ederek başladı.
"Siyonist terör rejimi binlerce masumun kanına girmiştir"
Gazze'deki soykırımın bölgeye yayılmak istendiğine işaret eden Dinç, "Gazze’de başlatılan soykırımın bir devamı olarak, 28 Şubat’ta küresel haydut ABD ve siyonist terör rejimi tarafından İran’a karşı başlatılan saldırılar; okulları, hastaneleri ve sivil altyapıyı hedef alarak binlerce masumun kanına girmiştir." dedi.
ABD'nin hiçbir barış sürecinde güvenilir bir aktör olamayacağının altını çizen Dinç, "Daha önce müzakere masasında diplomatik çabalar devam ederken İran’ı iki kez bombalayarak diplomatik ahlakı ve uluslararası hukuku ayaklar altına almıştır. Bu kalleşçe tutum, ABD’nin artık hiçbir barış sürecinde güvenilir bir aktör olmadığını tescillemiştir. Ancak bugün gelinen aşamada ABD’nin buyurgan tavırlarından geri adım atarak ateşkes talep etmesi, emperyalist politikaların sahadaki askeri yenilgisinin, acziyetinin somut bir sonucudur." değerlendirmesinde bulundu.
"Bu güçler coğrafyamızdan sökülüp atılmadıkça huzur gelmeyecektir"
Bölgedeki kan ve gözyaşının müsebbibinin emperyalist güçler olduğunu vurgulayan Dinç, "Şu gerçek artık iyice anlaşılmalıdır: ABD ve siyonist unsurların bölgedeki varlığı, istikrarsızlığın, güvensizliğin ve kan akmasının temel nedenidir. Bu güçler coğrafyamızdan tamamen sökülüp atılmadıkça bölgeye gerçek manada huzur gelmeyecektir." dedi.
“Siyonist rejimin ve işbirlikçi ABD’nin bölgeden tamamen tasfiyesiyle tamamlanmalı”
HÜDA PAR Milletvekili Dinç, ayrıca bundan sonra atılması gereken adımlarla ilgili şu önerilerde bulundu:
“Aksa Tufanı ile başlayan bu tarihi süreç, siyonist rejimin ve işbirlikçi ABD’nin bölgeden tamamen tasfiyesiyle tamamlanmalıdır. İşgal rejiminin güvenliğini sağlamak üzere kurulan ABD üsleri kapatılmalıdır. Bölge ülkeleri arasında bir savunma hattı oluşturulmalıdır. Bölge ülkeleri aralarındaki yardımlaşma ve dayanışma örnekliğini gösterilmelidir. Haksız ve hukuksuz saldırılarla büyük bir yıkımın gerçekleştiği İran’ın bir an önce yeniden imarı için gerekli destek sağlanmalıdır.”
"Kimlik doğrulaması iftira ve manipülasyonların önüne geçebilir"
Gündemdeki "sosyal medyaya gerçek kimlikle giriş" düzenlemesine de değinen Dinç, "Sosyal medya, düşünceyi ifade etmenin önemli bir aracıdır ancak denetimsiz kaldığında ciddi zararlar doğurmaktadır. Siyasete, kurumlara, inanç değerlerimize ve şahıslara yönelik yargısız infazlar, algı operasyonları ve linç kültürü yaygınlaşmıştır. Kimlik doğrulaması sayesinde, sahte hesaplar üzerinden yapılan iftira ve manipülasyonların önüne geçilmesi mümkün olabilir." ifadelerini kullandı.
“Sosyal medya hukuksuz bir alan olmaktan çıkarılmalıdır”
Kişisel verilerin yabancı şirketlerin elinde bulunmasının ulusal güvenlik açısından tehlikeli olduğunu hatırlatan Dinç, “Doğrulama süreci yerli ve güvenli sistemler üzerinden yürütülmeli; verilerin ticarî veya istihbarî amaçlarla kullanılması kesinlikle engellenmelidir. Ayrıca düzenleme, vatandaşların eleştiri hakkını baskılayacak bir araca dönüşmemeli, ifade özgürlüğü ile hakaret arasındaki sınır adaletle korunmalıdır. Sosyal medya hukuksuz bir alan olmaktan çıkarılmalıdır; ancak bu yapılırken hem vatandaşların mahremiyeti ve kişisel verileri hem de bireysel hak ve özgürlükler ile toplumsal değerler dengeli bir biçimde korunmalıdır.” şeklinde konuştu.
"Dijital sapkınlık, ahiret bilincinden yoksun bırakılan bir kuşağın sessiz çöküşüdür"
Modern çağın dayattığı "fenomenlik" algısının gençliği dünyevileşme hırsıyla zehirlediğini ifade eden Dinç, "Mahremiyeti ayaklar altına alan platformlar, insanı eşref-i mahlûkat vasfından uzaklaştırıp basit bir meta haline getirmekte; 'özgürlük' yalanıyla nefsin kölesi yapmaktadır. İslam’ın emrettiği hayâ ve iffet kalesi terk edildiğinde, geriye dikkat çekme ve beğeni bağımlılığıyla beslenen ve sahte alkışlar kesildiğinde derin bir hiçliğe düşen yaralı ruhlar kalmaktadır. Bu dijital sapkınlık, sadece bir kimlik krizi değil, ahiret bilincinden yoksun bırakılan bir kuşağın sessiz çöküşüdür." uyarısında bulundu.
“Gençleri koruyacak denetim mekanizmaları oluşturularak manevi bir direniş hattı kurulmalı”
“Gençlere sosyal medyanın gerçekliği değil, kurguyu temsil ettiği öğretilmeli” diyen Dinç, sözlerini şöyle noktaladı: “Eğitim sisteminde değerler eğitimi ve ruh sağlığı destekleri artırılmalı; özellikle gençleri koruyacak denetim mekanizmaları oluşturularak manevi bir direniş hattı kurulmalıdır.”


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.