HÜDA PAR Sözcüsü Emiroğlu’ndan 'ev genci' uyarısı: İstihdam yetersizliği gençleri geri plana itiyor

HÜDA PAR Sözcüsü Emiroğlu’ndan 'ev genci' uyarısı: İstihdam yetersizliği gençleri geri plana itiyor
HÜDA PAR Sözcüsü Yunus Emiroğlu, eğitimde ve istihdamda yer almayan 'ev genci' krizine dikkat çekerek, “İstihdam yetersizliği gençleri geri planda kalmaya iterken; yalnızlık, özgüven eksikliği ve umutsuzluk bu süreci derinleştirmektedir.” dedi.

HÜDA PAR Sözcüsü Yunus Emiroğlu, Türkiye'de sayıları 6,5 milyona ulaşan 'ev genci' sorunu, hızlı tren yatırımları, Peygamber Sevdalıları Vakfı'nın Mevlid-i Nebi etkinlikleri ve mültecilere yönelik artan hak ihalelerine ilişkin partisinin görüşlerini kamuoyuyla paylaştı.

Günümüzde 'ev genci' (NEET) olarak tanımlanan kesimin ulaştığı sayının tehlikeli boyutlara vardığına dikkat çeken Emiroğlu, "Çalışma hayatında yer almayan gençlerin sayısı, Türkiye'de 2026 yılı başı itibarıyla 6,5 milyon kişiye ulaşarak rekor seviyeye çıkmıştır. Gençlerin hayatlarının en verimli döneminde eve kapanmaları; sosyal, ekonomik ve manevi boyutları olan yapısal bir problemdir. Toplumsal beklentiler, fırsat eşitsizlikleri ve istihdam yetersizliği gençleri geri planda kalmaya iterken; yalnızlık, özgüven eksikliği ve umutsuzluk gibi psikolojik etkiler bu süreci derinleştirmektedir. Özellikle manevi boşluk sebebiyle eve kapanan gençlerin artması, aynı zamanda değer ve anlam krizi sorunumuz olduğunu da göstermektedir." şeklinde konuştu.

"Gençlere nitelikli eğitim imkânları sunulmalı, istihdam alanları açılmalı"

Sorunun çözümü için gençlere aidiyet duygusunun yeniden kazandırılması gerektiğini belirten Emiroğlu, "Gençlere nitelikli eğitim imkânları sunulmalı, istihdam alanları açılmalı ve karar süreçlerine dâhil edilmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca manevi eğitimin güçlendirilmesi, gençlerin hayatlarına anlam kazandırarak onların yeniden hayata katılmalarına katkı sağlayacaktır." dedi.

"Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep gibi illerimiz hızlı tren ağına entegre edilmeli"

Türkiye'nin 2 bin 251 kilometreye ulaşan yüksek hızlı tren ağının 2027 hedefleri doğrultusunda genişletilmesinin ve ulaştırma bütçesindeki payının artırılmasının memnuniyet verici olduğunu ifade eden Emiroğlu, "Ancak bu yatırımların gerçek anlamda bir kalkınma aracına dönüşmesi, dezavantajlı bölgelerin önceliklendirilmesiyle mümkündür. Özellikle Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep gibi yoğun nüfusa sahip, ticari ve tarımsal üretim kapasitesi yüksek olan illerimizin hızlı tren ağına kısa vadede entegre edilmesi bir ihtiyaçtır. Milyonlarca vatandaşımızın yaşadığı bu bölgenin çağdaş ulaşım imkânlarından mahrum bırakılması, bölgeler arası kalkınmışlık farkını her geçen gün daha da derinleştirmektedir." diye belirtti.

"Hızlı tren yalnızca bir ulaşım meselesi değil, aynı zamanda adil kalkınmanın önemli bir aracıdır"

Yapımına devam edilen Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep hızlı tren hattının Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak/Habur'a kadar uzatılması gerektiğini belirten Emiroğlu, açıklamasına şöyle devam etti:

"Bu uzatma; Güneydoğu'yu Kalkınma Yolu Projesi ve uluslararası lojistik koridorlarına entegre edecek, ihracat kapasitesini büyütecek, istihdam oluşturacak ve bölgeler arası gelir uçurumunun kapatılmasına somut katkı sunacaktır. Hızlı tren yalnızca bir ulaşım meselesi değil, aynı zamanda adil kalkınmanın ve ekonomik bütünleşmenin önemli bir aracıdır. Türkiye'nin geleceği, hiçbir bölgeyi geride bırakmayan bütüncül bir kalkınma anlayışında saklıdır."

"Peygamber Sevdalıları Vakfı'nın gayretleri takdire şayandır"

Ahlaki yozlaşma, bağımlılıklar ve şiddet vakalarının arttığı bir dönemde güvenlik tedbirlerinin tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Emiroğlu, "Bugün genç nesillerin en çok ihtiyaç duyduğu şey, merhameti öfkenin yerine koyan, adaleti zulme üstün tutan, kardeşliği ayrışmanın önüne geçiren ve güzel ahlakı hayatın merkezine yerleştiren Hazreti Muhammed'in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) inşa ettiği medeniyettir. Çünkü O'nun getirdiği mesaj, insanı ihya eden, aileyi güçlendiren, toplumu dirilten ve geleceğe umut taşıyan bir hayat nizamıdır. Böylesine zorlu bir çağda, gençlerimize Resulullah'ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) örnek şahsiyetini tanıtma, O'nun rahmet yüklü davetini toplumla buluşturma, manevi ve ahlaki değerleri yeniden gündeme taşıma adına ihlasla çalışan Peygamber Sevdalıları Vakfı'nın gayretleri takdire şayandır. Özellikle gençliğin savrulmasına karşı irfanı, iffeti, edebi ve kardeşliği önceleyen çalışmaları büyük bir kıymet taşımaktadır." ifadelerini kullandı.

"Toplumumuzun yeniden Resulullah'ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) aydınlık rehberliğiyle buluşmasına vesile olmasını temenni ediyoruz"

İstanbul, Adana, Diyarbakır, Van ve Batman'da gerçekleştirilen devasa etkinliklerin dayanışma ve kardeşlik iklimini güçlendirdiğine değinen Emiroğlu, "Ümmet bilincini diri tutan, nesillerimizin kalbine Peygamber sevgisini nakşetmeye gayret eden Peygamber Sevdalıları Vakfı'na teşekkür ediyor; çalışmalarının artarak devam etmesini ve toplumumuzun yeniden Resulullah'ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) aydınlık rehberliğiyle buluşmasına vesile olmasını temenni ediyoruz." dedi.

"Güvence altına alınan haklar; siyasi konjonktüre göre askıya alınamaz"

"Son dönemde ülkeler arasındaki diplomatik gelişmeler ve yapılan anlaşmaların, mültecilere yönelik hak ihlallerini artıran bir zemine dönüştüğü endişeyle müşahede edilmektedir." diyen HÜDA PAR Sözcüsü Emiroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Mülteciler ve sığınmacılar; uluslararası sözleşmeler ve iç hukuk hükümleri gereğince korunması gereken temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Cenevre Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde güvence altına alınan haklar; siyasi konjonktüre göre askıya alınamaz. Diplomatik yakınlaşmalar ya da güvenlik odaklı politikalar, zulüm riski altındaki insanların korunmasına yönelik yükümlülükleri ortadan kaldırmaz."

"Suç ve cezada şahsilik ilkesi gözetilmeksizin aile fertlerini de kapsayan sınır dışı uygulamaları ciddi hak ihlallerine yol açmaktadır"

Sahada yaşanan hak ihlallerine ve adli vakalardaki orantısız deport (sınır dışı) uygulamalarına tepki gösteren Emiroğlu, "Son dönemde bazı mültecilerin geri gönderilmek istenmesi, deport süreçlerinin hızlandırılması ve en küçük bir olayda dahi suç ve cezada şahsilik ilkesi gözetilmeksizin aile fertlerini de kapsayan toplu sınır dışı uygulamalarına başvurulması ciddi hak ihlallerine yol açmaktadır. Ayrıca geri gönderme merkezlerinde kötü muamele iddiaları, 'gönüllü geri dönüş' adı altında fiili zorlamalar, savunma hakkının kısıtlanması ve yargı denetiminin etkisiz bırakılması gibi uygulamaların devam ediyor olması hukuki güvencelerin fiilen zayıflatıldığını açıkça göstermektedir." dedi.

"Mültecilere ilişkin tüm işlemler hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yürütülmeli"

Yetkililere "hukuk devleti" sınırları içinde kalınması çağrısında bulunan Emiroğlu, "Reel politik şartlar ve diplomatik ilişkiler ne olursa olsun, mültecilere ilişkin tüm işlemler hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yürütülmelidir. Hayati öneme sahip 'geri göndermeme ilkesi' titizlikle uygulanmalı ve hiçbir insan diplomatik hesaplara kurban edilmemelidir." ifadelerini kullandı.

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.