Hukukçu Atlı: Velayet ve eğitim hakkının kısıtlanması anayasal zedelenmeye yol açar

Hukukçu Atlı: Velayet ve eğitim hakkının kısıtlanması anayasal zedelenmeye yol açar
Çocuklarda uygulanan aşıların zorunlu hale getirilmesi için TBMM'ye sunulan kanun teklifini değerlendiren Avukat Abdullah Atlı, " Anayasal velayet hakkı kullanımı ve çocukların eğitim hakkının kısıtlanması anayasal zedelenmeye yol açar." dedi.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen'in çocuklara uygulanan aşıların reddini önlemek amacıyla hazırlayıp birkaç milletvekilinin de imzasını alarak TBMM'ye sunduğu Toplumsal Bağışıklığı ve Çocuk Sağlığını Koruma Kanun Teklifi" hukukçular başta olmak üzere birçok kesim tarafından tepki çekmeye devam ediyor.

Aşıları reddeden ebeveynlere 150 bin lira para cezası verilmesini, okula kayıt için çocuğun aşılandığını gösteren belge ibraz edilmesinin zorunlu kılınması gibi maddeler içeren teklifi imzalayan bazı milletvekilleri, gelen tepkiler üzerine imzalarını geri çekerken bazı milletvekilleri ise tasarının içeriğini okumadan imzaladığını ifade etti.

"Ailenin velayet hakkı kısıtlanmaya çalışılıyor"

Halk dilinde "Zorunlu Aşı" olarak bilinen uygulamaya dair TBMM'ye verilen kanun teklifini değerlendiren Avukat Abdullah Atlı, "Şu an zorunlu aşı gündemde. İnsanlar bunun tehlikesinin ne boyutta olduğunu bilmiyor. Zorunlu aşı aslında yok ama varmış gibi sağlık çalışanları, sosyal hizmetler görevlileri, emniyet görevlileri bu noktada yönlendiriliyor. Ailenin velayet hakkı kısıtlanmaya çalışılıyor. Anayasal bir hakkımız var. Aile, çocukları üzerinde herhangi bir tedavi yaptırma yahut başlanmış bir tedaviyi durdurma veya tedavi almama noktasında yetkisini kullanmaya sahipken bu yetkisi kısıtlanmış durumda ve zorunlu olarak aşı yapılması, topuk kanı alınması gibi bir uygulama yapılıyor." diye konuştu.

"Velayet ve eğitim hakkının kısıtlanması anayasal zedelenmeye yol açar"

Zorunlu aşı ile ilgili bazı milletvekilleri eşliğinde meclise sunulan kanun teklifinin halk tarafından tepkiyle karşılandığını, ardından kimi milletvekillerinin imzasını geri çektiğini, kimisinin imza attığı metni okumadığını itiraf ettiğini belirten Atlı, "Bu teklif, zorunlu aşı yaptırılması, yaptırmayanlara 150 bin lira para cezası verilmesini öngörüyor. Eğer ceza ödenmez ve çocuklar aşı yaptırılmazsa okula gitmelerinin engelleneceği, böylece anayasal hak olan eğitim hakkının da kısıtlanacağı gibi bir uygulama söz konusu. Anayasal velayet hakkı kullanımı ve çocukların eğitim hakkının kısıtlanması anayasal zedelenmeye yol açar. Ebeveynlerin çocuklar üzerindeki velayet hakkının kısıtlanması aile yapısının da bozulmasına nede oluyor." şeklinde konuştu.

"Yan etkileri konuşulmadan bilimin de aşının da gelişmesi de mümkün değildir"

2025 yılının "Aile Yılı" olarak ilan edildiğini, ardından bunun 10 yıl uzatıldığını söyleyen Atlı, "Ülkemizde aile yılı ilan edilmesi ve aksine uygulamaların yapılması, zorunlu aşıların uygulanması çok yanlıştır. Aşıların ne olduğu, hangi ülkeden geldiği, sadece 'şu kadar yıldır kullanılıyor' denilerek aşının çok faydalı olduğunun söylenmesi yanlıştır. Ayrıca bu kanun teklifinde bir ceza daha var. Eğer sağlık çalışanları, herhangi bir şekilde aşının yanlış olduğu, yaptırılmaması gerektiğini söylerse, mesleklerinin kısa veya uzun dönem ellerinde alınabileceği de söz konusudur. Bu şekilde bilim gelişmez. Bilimin gelişmesi için her yönden görüşe ihtiyacımız var. Olumlu ve olumsuz yanlarını da konuşacağız. Yan etkileri konuşulmadan bilimin de aşının da gelişmesi de mümkün değildir. Aile hakkının zedelenmesi söz konusudur. Ailenin toplumun temel taşı olduğunu biliyoruz." dedi.

"Aşıları ülkemizde baskıyla öne sürmek, biraz ihanet dayanaklı bir çalışma olmuş oluyor "

Atlı, "Ülkemiz için çoğalmak da çok önemlidir. Ülkemizin politikası da bu yönde ama şu anda artık insanlar evlenmek istemiyor, çocukları olunca okula göndermek, sağlıkla ilgili bir hizmet almak istemiyorlar. Çünkü korkutuluyorlar. Eve emniyet güçleri, sosyal hizmetler görevlileri gelebilir. Sağlık çalışanları sürekli baskıyla arayabilir. Yeni doğmuş bir çocuğunuzdan topuk kanı almak için size baskı yapıyorlar. Vücudundan başka türlü kan da alıyorlar ama topuk kanını zorla alıyorlar. Aileler, topuk kanı vermek istemiyor ama özellikle topuk kanı istiyorlar. Ülkemizde sapkın görüşlerle ilgili çalışmalar devam ediyor. O görüşleri savunan insanların getirdiği aşıları ülkemizde baskıyla öne sürmek, biraz ihanet dayanaklı bir çalışma olmuş oluyor. Bu kanun teklifini 20 milletvekili vermişti ama 10 tanesi tepkiler sonrası imzasını geri çekti. Hala ısrarla devam edenler var. Bir milletvekili, kanun teklifini okumadan imzaladığını söylemişti. Bu da çok yanlış, çok ayıp bir şey. Demek ki bazı kanunlar okunmadan imzalanıyor, olumlu olumsuz yanlarına bakılmıyor. Yine de yanlışın neresinden dönülürse kardır. Bu milletvekilimizi de tebrik ederiz." diye konuştu.

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.