Irak hükümetinin izin vermediği Filistin konvoyu geri döndü
Bosna Hersek’in Srebrenitsa kentinden Filistin’e destek amacıyla yola çıkan ve 20 ülkeden aktivistin katıldığı Uluslararası Filistin Konvoyu, Irak İbrahim Halil Sınır Kapısı'nda 7 gün boyunca bekletildi.
Konvoy, yaşanan son gelişmeler sonrası eylemlerine son verme kararı aldı.
Habur gümrük kapısında ülkeye giriş yapan konvoyu Şehri Nuh platformu üyeleri karşıladı. Gümrük kapısı önünde toplanan aktivist ve Gazze gönüllüleri sarılarak helalleşti.
Filistin Konvoyu Sözcüsü Dr. Hüseyin Durmaz, konvoy adına yaptığı açıklamada, tampon bölgesindeki eylemlerini bu aşamada sonlandırdıklarını belirtti. Durmaz, bu kararın kesinlikle bir geri çekilme veya mücadeleden vazgeçme anlamı taşımadığını vurguladı.

"Uğradığımız her durakta halkımızla buluştuk, Gazze’nin sesini yükselttik ve bu davanın yalnızca bir coğrafyanın değil, bütün insanlığın ortak meselesi olduğunu vurguladık"
Vicdan sahibi tüm insanları harekete geçirmek için yola çıktıklarını ifade eden Filistin Konvoyu Sözcüsü Dr. Hüseyin Durmaz, "Allah’a hamdolsun. Filistin Konvoyu; Gazze’nin unutturulmaya, Filistin meselesinin uluslararası kamuoyunun dikkatinden kaçırılmaya çalışıldığı bir dönemde bu sessizliği kırmak ve Filistin’in gür sesini yeniden dünyaya duyurmak amacıyla yola çıkmıştır. Bu yolculuğun temelinde üç ana gaye vardı: Gazze’de yaşanan insanlık dramını yeniden merkeze taşımak, Batı Şeria’daki hak ihlallerini görünür kılmak ve Filistin halkının yalnız olmadığını göstererek vicdan sahibi tüm insanları harekete geçirmek. Bugün geldiğimiz noktada, bu hedeflerin önemli ölçüde karşılık bulduğunu görüyoruz. Avrupa’da başlayan yolculuğumuz; farklı ülkelerden katılımlarla Bosna Hersek’e, Srebrenitsa’ya ve ardından Türkiye’ye uzandı. Edirne’den başlayarak İstanbul, Sakarya, Ankara, Konya, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin başta olmak üzere pek çok şehrimizden geçerek binlerce kilometrelik bir hat katettik. Uğradığımız her durakta halkımızla buluştuk, Gazze’nin sesini yükselttik ve bu davanın yalnızca bir coğrafyanın değil, bütün insanlığın ortak meselesi olduğunu vurguladık. Srebrenitsa’dan Habur Sınır Kapısı’na kadar uzanan bu süreç, sadece katettiğimiz kilometrelerden ibaret değildi; vicdanların, iradelerin ve halkların ortak bir duruşta birleşmesiydi. Ancak Irak sınırına ulaştığımızda karşımıza yeni bir tablo çıktı." diye konuştu.
"Sahadaki gelişmeler ve diplomatik tablo, bölge ülkeleri üzerinde ciddi siyasi baskıların bulunduğunu göstermektedir"
İnsani bir sorumlulukla ve sivil bir dayanışma sergilemek için yola çıktıklarını aktaran Durmaz, "Habur üzerinden Irak’a geçip yola devam etme irademizi ortaya koymamıza rağmen, İbrahim Halil Sınır Kapısı’nda geçişimize izin verilmedi. Üstelik tarafımıza somut ve hukuki bir gerekçe de sunulmadı. Süreç boyunca daima barışçıl ve hukuki ilkelerle hareket ettik; hiçbir ülkenin egemenliğini veya güvenliğini tehdit edecek bir tutum içinde olmadık. Talebimiz gayet açıktı: İnsani bir sorumlulukla yola devam etmek ve sivil bir dayanışma sergilemek. Şüphesiz her devletin kendi egemenlik ve güvenlik öncelikleri vardır. Ancak böylesine büyük bir insani kriz karşısında alınan kararların şeffafça açıklanması gerektiğine inanıyoruz. Sahadaki gelişmeler ve diplomatik tablo, bölge ülkeleri üzerinde ciddi siyasi baskıların bulunduğunu göstermektedir. Kesinleşmemiş iddialarla kimseyi itham etmek istemeyiz; fakat şunu net bir şekilde ifade ediyoruz: Filistin meselesinde bölge ülkelerinin hiçbir dış baskıya boyun eğmeden kendi iradelerini koyacakları bir döneme ihtiyaç vardır. Bizim hedefimiz devletler değil; Gazze’de katledilen çocukların, kadınların ve tüm masumların sesini dünyaya ulaştırmaktır." ifadelerine yer verdi.

"Bu doğrultuda Filistin Konvoyu olarak şu kararı alıyoruz: Tampon bölgedeki eylemlerimizi bu aşamada noktalandırıyoruz"
Bugün Gazze yeniden dünya gündeminin merkezindedir diyen Durmaz, "Bu karar kesinlikle bir geri çekilme veya mücadeleden vazgeçme anlamı taşımamaktadır. Aksine bu adım; yürütülen mücadeleyi daha stratejik, uzun soluklu ve etkili bir boyuta taşımak adına alınan bir yeniden konumlanma kararıdır. Gerçek bir misyon, sadece bugünün iradesini ortaya koymakla kalmaz; yarının şartlarını ve mücadele zeminini de inşa eder. Siyonizm yalnızca belirli bir bölgedeki işgalden ibaret değildir; baskı ve çaresizlik duygusunu sınırların ötesine yaymaya çalışan bir sistemdir. Dolayısıyla mücadelemizin tek bir sınır kapısıyla ya da tek bir eylem alanıyla sınırlı kalmayacağını biliyoruz. Edindiğimiz tecrübelerin üzerine inşa edeceğimiz yeni dönem; daha planlı, daha güçlü ve daha kapsamlı olacaktır. Bugün Gazze yeniden dünya gündeminin merkezindedir. Tüm unutturma çabalarına rağmen ateşkes tartışmaları ve Batı Şeria’daki işgale karşı uluslararası sorumluluklar yeniden konuşulmaktadır. Belki de bu yolculuğun en kıymetli çıktısı; farklı ülkelerden aktivistlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve vicdan sahibi insanların aynı zeminde buluşarak yeni mücadele yöntemlerinin önünü açması olmuştur. Buradan başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm bölge devletlerine açık bir çağrıda bulunuyoruz: Artık mazeretlerin arkasına sığınma zamanı değildir. Birlikte hareket etme, dayanışmayı büyütme ve Filistin halkının yanında durma zamanıdır. Bizler kimseden cesaret beklemiyoruz; cesaretin mümkün olduğunu göstermek için yola çıktık. Siz de kendi imkân ve iradenizi ortaya koyun. Yolculuğumuz boyunca mesajımızı bir kez daha güçlü bir şekilde haykırıyoruz: Gazze’nin sesi susturulamaz. Filistin gündemden düşürülemez. İnsani vicdan sınır kapılarında durdurulamaz. Eylemlerimizi tamamlamış olsak da mücadelemizi bitirmiyoruz. Bu vesileyle yol boyunca bizlere destek veren tüm halklara, sivil toplum kuruluşlarına, gönüllülere ve aktivistlere teşekkür ediyoruz. Filistin Konvoyu yeni bir safhaya geçiyor. Ümmete ve tüm insanlığa hayırlı olsun. Gazze, Batı Şeria ve adalet için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir." dedi.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.