İskilipli Atıf Hoca şehadetinin 100. yıldönümünde anıldı
İslam âlimi İskilipli Atıf Hoca, 4 Şubat 1926'da İstiklal Mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırıldı.
"Frenk Mukallitliği (taklitçiliği) ve Şapka" ismiyle yazmış olduğu eseri sebebiyle mazlumca bir şekilde katledilen İskilipli Muhammed Atıf Hoca, şehadetinin 100. yıl dönümü vesilesiyle Çorum’un İskilip ilçesinde bulunan kabri başında yad edildi.
Çorum merkez ve çevre illerden sabahın erken saatlerinden itibaren gelenler, Atıf Hoca’nın kabri başında toplandı.
İskilip Atıf Derneği tarafından düzenlenen programa HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Atıf Hoca'nın mezar yerini bulan Eski Milletvekili Dr. Mehmet Sılay, Diyanet- Sen Genel Başkanı Ali Yıldız, İskilip Belediye Başkanı İsmail Çizikçi, İskilip Atıf Derneği (Atıf-Der) Başkanı Mustafa Lek, HÜDA PAR Çorum İl Başkanı Nuri Coşkun, AGD Çorum İl Başkanı Selim Cebeci, Şehit ve Tutuklu Aileleri Sözcüsü Recai Yurdan, Akıncınlar Hareketi Genel Başkanı Mehmet Şahin, Cihannuma Derneği Genel Başkanı Selim Cerrah ile Atıf Hoca’nın birçok sevenleri katıldı.
Programda Atıf-Der Başkanı Mustafa Lek, AGD Çorum İl Başkanı Selim Cebeci, ÖNDER Adına Ayhan Boraz, Şehit ve Tutuklu Aileleri Sözcüsü Recai Yurdan, Akıncınlar Hareketi Genel Başkanı Mehmet Şahin, Cihannuma Derneği Genel Başkanı Selim Cerrah, Diyanet- Sen Genel Başkanı Ali Yıldız ve Eski Milletvekili Dr. Mehmet Sılay bire konuşma yaptı.

"Şehadetinin 100. yılında manevi huzurunda bir araya geldik"
Yapılan konuşmaların ardından HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Atıf Hoca'nın mezarı başında bir konuşma yaptı.
Yapıcıoğlu, "Büyük bir alim, müellif, müderris, çok sıfatlar sayıldı merhum İskilipli Atıf Hoca için. Ama belki hepsinin üzerinde, hepsini örten ve hepsinin üzerine çıkan en büyük mertebe herhalde şehadettir. Şehadetinin 100. yılında manevi huzurunda bir araya geldik, bir araya toplandık. Allah şehadetini kabul ve mübarek eylesin inşallah. Evet, 100 yıl önce zulmen şehit edildi. Mahkeme olmayan bir mahkeme aslında adına yargılama bile denmez, hukukun bütün ilkeleri ayaklar altına alınarak bir tiyatro düzenlendi ve savaş açtıkları değerleri temsilen İskilipli Atıf Hocamız (Allah makamını ali eylesin), o değerleri temsil ettiği için, o değerleri asmak isteyenler tarafından dar ağacına gönderildi. Mahkeme değildi zira mahkeme üyeleri hakim değildi. Katillerin başkanı olduğu bir mahkemeden, mahkeme diye söz etmek aslında belki hükme ve mahkemeye de hakarettir." dedi.
"Atıf Hocamızı dar ağacına gönderip şehadetine neden olan zihniyet, tam 100 yıldır halen varlığını devam ettiriyor"
Konuşmasının devamında Yapıcıoğlu, şunları aktardı:
"Daha önce Giresun'da yargılanıp beraat ettiği halde, ikinci bir yargılamayla bu sefer idama mahkum edildi. Yani bir olayla ilgili birden fazla yargılama olamaz ilkesi çiğnendi. Henüz kanun çıkmadan yazmış olduğu bir risale ile suçlandı; kanunların geriye yürüyemezliği ilkesi de çiğnendi. Zira kafaya bir şey koymuşlardı. Bir başkalaşım süreci başlamıştı. Bir memleketin müstemleke haline gelmesi, sömürgeleştirilmesi, bir milletin mankurtlaştırılması projesi vardı ve merhum Mehmet Atıf Hoca buna karşı çıktığı için, buna itiraz ettiği için, buna bütün itiraz edenlere bir gözdağı, bir korku olsun diye aslında idam edildi. Ve şehadete yürüdü. Allah şehadetini mübarek eylesin. O zihniyet, yani merhum Atıf Hocamızı dar ağacına gönderip şehadetine neden olan zihniyet, tam 100 yıldır -zayıflasa da- halen varlığını devam ettiriyor. Ve maalesef bu zihniyet Cumhuriyetin ilk yüzyılının kayıp bir yüzyıl olmasına neden oldu. Bu ilk yüzyılda kendi milletinin değerlerine yabancı, tarihine cahil, inancına, kılığına, kıyafetine düşman ve onunla mücadele eden bir zihniyetti ve 100 yıl kaybettirdi."

"İnşallah bu yüzyılı kaybetmeyeceğiz"
"Bizim bir 100 yıl daha kaybetmeye tahammülümüz yok." diyen Yapıcıoğlu "İnşallah bu yüzyılı kaybetmeyeceğiz. Bu millet kendi özüne dönecek, kendi kökleri üzerinde yükselecek, şaha kalkacak ve inşallah mazlum iken, kendi kanından, kendi soyundan, kendi memleketinden olanların yaptığı zulümlerin mazlumu iken, inşallah özüne dönerek önce bu mazlumiyetten kurtulacak sonra da inşallah dünya mazlumlarının da kurtuluş ümidi haline gelecek. Bu mümkündür ve inşallah bu önümüzdedir. Ama bunun için bizim önce merhum İskilipli Atıf Hoca gibi, şehadete yürüyen pek çok alimimizin gösterdiği yolda, temsil ettiği değerlerde bizim buluşmamız, bir araya gelmemiz, kenetlenmemiz gerekir. İnşallah bunu yapacağız, bunu yapmak zorundayız. Başka bir şansımız, başka bir seçeneğimiz yok. Ya yok olup gideceğiz ya da kendimiz olacağız. Başkasını taklit edenler saygıya değer değildirler. Bir şeyin aslı varken kimse onun kopyasına, fotokopisine beş kuruş vermez. Ancak kendisi olanlar, kendi değerlerine sahip çıkanlar saygıya değerdirler ve inşallah biz kendi değerlerimize sahip çıkacağız." şeklinde konuştu.

"Merhum Atıf Hocamız da aslında kendi değerlerine düşman olanlar tarafından şehit edildi"
Yapıcıoğlu, "Merhum Atıf Hocamız da aslında bir yönüyle kendi değerlerini savunduğu için, kendi değerlerine düşman olanlar tarafından şehit edildi. Ama onu o gün kudretli olup da o mahkemelerde yargılayanlar ve dar ağacına gönderenler bugün nasıl anılıyor? Ve bugün memleketin farklı yerlerinden farklı makamlara, farklı rütbelere, farklı mesleklere sahip insanlar onun manevi huzurunda nasıl saygıyla duruyorsa; bu manzara inşallah ibret olur o zulmü yapanlara. Ve yine söz alan kardeşlerim bahsettiler; başka nice isimsiz mezarlarda yatan nice şehitler ve nice ismi namı yürümüş, memleketin dört bir tarafında rahmetle anılan ama bir mezarı olmayan büyüklerimiz, şehitlerimiz de var. Nasıl 82 yıl sonra İskilipli Atıf Hoca'nın mezar yeri bulunup bir anıt mezar kendisine inşa edilip buraya nakledildiyse, inşallah diğer büyük İslam alimleri olan şehitlerimizin de mezar yerlerinin açıklanması, bulunması ve onların da uygun bir yere nakledilerek başında toplanabileceğimiz, onları rahmetle yad edebileceğimiz, onlara Fatihalar okuyabileceğimiz mezar taşlarının olacağı günlerin yakın olmasını diliyoruz." ifadelerine yer verdi.
"Merhum Şeyh Said'in davasıyla İskilipli Atıf Hoca'nın davası arasında zerre fark yoktur"
Son olarak Yapıcıoğlu, "Ben de buradan bir çağrı yapıyorum. Merhum Şeyh Said'in davasıyla İskilipli Atıf Hoca'nın davası arasında zerre fark yoktur. Her ikisi de aynı zihniyet tarafından, aynı gerekçelerle idam edilmiştir. Her ikisinin de itiraz ettiği şeyler de aynıdır. İnşallah bir gün onun da mezar yerinin açığa çıktığı ve uygun bir yere nakledildiği günleri görürüz; o günlerin yakın olması dileğiyle... Ben burada toplanan bütün kardeşlerime tekrar buraya geldikleri için teşekkür ediyorum. Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi hepinizin üzerine olsun diyorum." dedi.
Yapılan konuşmanın ardından hocalar tarafından sela ve Kur'an-ı Kerim okunmasının ardından Diyanet-Sen Genel Sekreteri Neslibey Özkan tarafından dua yapıldı.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.