Karataş: Emekliler temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor
Yıllarca çalışarak ülke ekonomisine katkı sunan milyonlarca emeklinin, emeklilik döneminde temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığına dikkat çeken HAK EMEK-DER Genel Başkanı Remzi Karataş, sosyal devlet anlayışının emeklilere insan onuruna yakışır hayat şartları sunmayı gerektirdiğini ifade etti.
Karataş, emekli aylıklarının artırılmasının yanı sıra sosyal güvenlik sistemindeki yapısal sorunların giderilmesi ve kalıcı sosyal koruma mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini kaydetti.
HAK EMEK-DER Genel Başkanı Remzi Karataş, İlke Haber Ajansı muhabirine yaptığı yazılı açıklamada, emeklilerin yaşadığı sorunları, sosyal güvenlik sistemindeki yapısal eksiklikleri ve çözüm önerilerini değerlendirdi.
"Emeklilik dönemlerinde temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyorlar"
Emeklilerin yaşadığı temel sorunlarla ilgili Karataş, "Bugün emeklilerimizin karşı karşıya olduğu temel sorun, yıllarca çalışarak ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunan insanların, emeklilik dönemlerinde temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmesidir. Kira, gıda, ulaşım ve sağlık harcamalarındaki artışlar karşısında emekli aylıklarının alım gücü zayıflamış; pek çok emeklimiz ekonomik zorunluluklar nedeniyle çalışma hayatına devam etmek durumunda kalmıştır. Ancak bu tabloyu yalnızca aylıkların mevcut düzeyi üzerinden değerlendirmek yeterli değildir.
Emeklilik sistemimizin yapısal olarak ele alınması gereken sorunları da bulunmaktadır. Sosyal sigorta sisteminde, çalışma hayatı boyunca ödenen primlerin ve prime esas kazançların bağlanacak aylığa anlamlı biçimde yansıması esastır. Oysa aylık bağlama oranları, güncelleme katsayıları ve en düşük aylığa ilişkin tamamlayıcı ödemeler birlikte değerlendirildiğinde, prim ödeme geçmişi ile emeklilikte elde edilen aylık arasındaki bağın bazı emekli grupları bakımından zayıfladığı görülmektedir." dedi.
"Ödenen primlerin karşılığının aylıklara daha adil biçimde yansıtılması"
Emeklilik sisteminde kök aylıkların güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Karataş, "Özellikle kök aylıkların yeterince güçlendirilmemesi, farklı prim ödeme gün sayıları ve kazançlarına sahip emekliler arasındaki aylık farklarının daralmasına yol açabilmektedir. Bu durum hem hakkaniyet hem de kayıtlı ve yüksek kazanç üzerinden prim ödeme motivasyonu bakımından önemlidir. HAK EMEK-DER olarak beklentimiz, emeklilerimizin alım gücünü koruyan tedbirlerin yanı sıra aylık bağlama ve güncelleme sisteminin bütüncül biçimde değerlendirilmesi, ödenen primlerin karşılığının aylıklara daha adil biçimde yansıtılması ve insan onuruna yakışır bir emeklilik gelirinin güvence altına alınmasıdır. Bu çerçevede, uzun süredir savunduğumuz en düşük emekli aylığının net asgari ücret düzeyinde olması talebimizi de kararlılıkla sürdürmekteyiz." ifadelerine yer verdi.
"Daha kapsamlı bir sosyal koruma yapısının oluşturulmasını önemsiyoruz"
"Şehir bazlı yaşam maliyetleri dikkate alınarak emeklilere 'bölgesel ek ödeme' yapılması sosyal devlet ilkesi ve mevzuat açısından nasıl uygulanabilir?" sorusunu Karataş, şu şekilde cevapladı: "Bölgeler arasındaki kira, ulaşım ve temel tüketim harcaması farklılıkları özellikle sabit gelirle yaşayan emeklilerimizi etkiliyor. Bölgesel yaşam maliyetini dikkate alan destekler, nesnel göstergelere ve açık kurallara dayanmak koşuluyla değerlendirilebilir. Ancak bölgesel ek ödeme, emeklilik sistemindeki gelir yetersizliği sorununa tek başına kalıcı çözüm oluşturmaz. Biz sosyal devletin gereği olarak daha kapsamlı bir sosyal koruma yapısının oluşturulmasını önemsiyoruz. Bu kapsamda ilk önerimiz, asgari bireysel gelir yardımı güvencesinin kurulmasıdır. Bireylerin gelir yetersizliğine karşı korunmasını amaçlayan bu mekanizmanın, prim karşılığında hak edilen emekli aylıklarından ayrı, ihtiyaç ve gelir durumuna dayalı, finansmanı ve yararlanma kriterleri açık bir sosyal destek sistemi olarak tasarlanması gerektiğini değerlendiriyoruz.
Bu yaklaşım, sosyal yardım ile primli sosyal sigortanın birbirine karıştırılmasını da önleyecektir. İkinci önerimiz, uzun süreli bakım ihtiyacına karşı bakım sigortası mekanizmasının oluşturulmasıdır. Yaşlılık, engellilik veya sağlık sorunları nedeniyle bakıma ihtiyaç duyan kişilerin nitelikli hizmetlere erişimi güvence altına alınmalı; bakım yükünün yalnızca emeklilerin ve ailelerinin üzerinde kalması önlenmelidir. Bu sigortanın kapsamı, finansmanı ve hizmet sunum modeli bilimsel ve aktüeryal çalışmalarla belirlenmelidir. Bölgesel farklılıklar, bu iki mekanizmanın uygulanmasında dikkate alınabilecek ölçütlerden biri olabilir. Temel ilkemiz ise hiçbir tamamlayıcı desteğin emeklilerimizin kazanılmış sosyal sigorta haklarının yerine geçirilmemesidir."
"Ekonomik zorunlulukla çalışmaya devam eden emeklilerimizi de göz ardı edemeyiz"
Ekonomik zorunluluklar nedeniyle çalışmaya devam eden emeklilerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Karataş, "Emekli aylığı, kişinin sigortalılık ve prim ödeme geçmişinden kaynaklanan bir sosyal sigorta hakkıdır. Bu nedenle çalışan ve çalışamayan emekliler arasındaki farklı ihtiyaçların, öncelikle emekli aylıklarına ilişkin haklarda ayrım yapılarak değil, tamamlayıcı sosyal destek uygulamalarıyla karşılanmasının daha doğru olduğunu düşünüyoruz. İleri yaş, engellilik, sağlık sorunları veya uzun süreli bakım ihtiyacı nedeniyle çalışamayan; başka bir geliri bulunmayan ya da bakmakla yükümlü olduğu kişiler nedeniyle ilave giderlerle karşılaşan emeklilerimizin ihtiyaçları farklılaşabilmektedir. Bu kesimler için gelir durumu, bakım ihtiyacı ve yaşam koşulları gibi nesnel kriterlerle belirlenen barınma, sağlık, ulaşım ve bakım destekleri geliştirilmelidir.
Bununla birlikte, ekonomik zorunlulukla çalışmaya devam eden emeklilerimizi de göz ardı edemeyiz. Yapılacak düzenlemeler çalışma nedeniyle cezalandırıcı bir sonuç doğurmamalı, kayıt dışı istihdamı özendirmemeli ve prim ödeme geçmişinden doğan hakları zedelememelidir. HAK EMEK-DER olarak refah artışından bütün emeklilerimizin hakkaniyetli biçimde yararlanmasını; özel ihtiyaçların ise sosyal adalet ilkesi çerçevesinde, şeffaf ve sürdürülebilir tamamlayıcı sosyal desteklerle karşılanmasını gerekli görmekteyiz." ifadelerine yer verdi.
"Emekliliğe özgü bir sosyal diyalog mekanizmasına ihtiyaç duyulmaktadır"
Sosyal güvenlik sisteminin aktif sigortalı ve aylık alanlar dengesi ile SGK bütçe imkânları dikkate alındığında, sürdürülebilir bir refah payı oranı ile ilgili de Karataş, "Sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliği önemlidir. Ancak bir refah payı oranının, kapsamlı bir mali ve aktüeryal durum analizi yapılmadan kesin bir yüzdeyle açıklanmasını gerçekçi bulmuyoruz. Ekonomik büyüme, enflasyon, prim gelirleri, kamu maliyesinin imkânları ve emeklilerin gerçek alım gücü birlikte değerlendirilmelidir. Mevcut mevzuatımızda emekli aylıklarının artırılmasına ilişkin kurallar bulunmaktadır. Örneğin 5510 sayılı Kanun çerçevesindeki 4/1-a ve 4/1-b aylıklarının artırılmasında altı aylık tüketici fiyat endeksi değişimi esas alınırken, farklı emeklilik statüleri açısından farklı artış hükümleri de uygulanabilmektedir. Bununla birlikte yüksek enflasyon dönemlerinde, bu artışların yanında ek iyileştirmelerin, refah payının ve aylık hesaplama parametrelerinin düzenli biçimde müzakere edilebileceği emekliliğe özgü bir sosyal diyalog mekanizmasına ihtiyaç duyulmaktadır." dedi.
"Emeklilik sosyal diyalog komisyonu oluşturulmasını öneriyoruz"
Emeklilik politikalarının belirlenmesinde sosyal tarafların daha etkin rol alması gerektiğini ifade eden Karataş, "Elbette SGK Genel Kurulu ve Yönetim Kurulu bünyesinde gelir ve aylık alanların temsiline yönelik mevcut mekanizmalar vardır. Önerimiz bunları yok saymak değil, tamamlamak ve güçlendirmektir. Asgari Ücret Tespit Komisyonunun kurumsal yapısından hareketle, emekli aylıkları ve emeklilik politikaları için daha sık ve düzenli toplanan bir emeklilik sosyal diyalog komisyonu oluşturulmasını öneriyoruz. Bu yapıda ilgili kamu kurumları, işçi konfederasyonları, emekli kuruluşları, akademisyenler, sosyal güvenlik uzmanları ve aktüerler yer almalıdır. Komisyon; aylık artışlarını, refah payını, güncelleme katsayılarını, aylık bağlama oranlarını ve sistemin mali dengesini bilimsel veriler temelinde ele almalı, gerekçeli ve kamuoyuyla paylaşılabilir öneriler geliştirmelidir. Bizim için öncelik, önceden belirlenmiş bir oran açıklamak değil, emeklilerimizin meselelerinin sosyal taraflarla birlikte, sürekli ve kurumsal bir zeminde müzakere edilmesini sağlamaktır." şeklinde belirtti.
"En düşük emekli aylığı, net asgari ücretin altında olmamalı"
Emeklilerin mevcut yaşam koşulları ve alım gücü dikkate alındığında, tüm emekliler için en gerçekçi taban aylık tutarı ne olması gerektiğine değinen Karataş, "HAK EMEK-DER olarak bu konudaki görüşümüz ve yıllardır dile getirdiğimiz talebimiz açıktır: En düşük emekli aylığı, net asgari ücretin altında olmamalı; en az net asgari ücret tutarında belirlenmelidir. Uzun yıllar çalışmış, üretmiş ve sosyal güvenlik sistemine prim ödemiş emeklilerimizin, emeklilik dönemlerinde insan onuruna yakışır bir gelir güvencesine sahip olmalarını sosyal devlet anlayışının gereği olarak görmekteyiz. Ancak en düşük emekli aylığının net asgari ücret düzeyine yükseltilmesi yönündeki bu açık talebimizin yanında, söz konusu alt sınırın nasıl belirleneceği ve sonraki dönemlerde nasıl korunacağına ilişkin kalıcı bir sistem kurulmasını da gerekli buluyoruz. Yalnızca dönemsel artışlarla yetinilmesi, kök aylıklar ile prim ödeme geçmişi arasındaki ilişkiye yönelik yapısal sorunları çözmemektedir." diye konuştu.
"Asgari gelir düzeyi kalıcı ve hakkaniyetli bir sistemle güvence altına alınmalı"

En düşük emekli aylığının net asgari ücret düzeyinde tutulması gerektiğini vurgulayan Karataş, "Asgari ücretin belirlenmesinde, mevzuatla tanımlanmış bir komisyon ve dikkate alınması öngörülen sosyal ve ekonomik göstergeler bulunmaktadır. Bu yöntemin sonuçlarının her zaman yeterli olduğunu söylemiyoruz; ancak komisyonun kurumsal yapısı ve değerlendirme kriterleri önemli bir örnektir. En düşük emekli aylığının net asgari ücretin altında olmaması yönündeki ilkemiz korunarak, emekli aylıklarının alt sınırının ve sonraki artışlarının emeklilerin yaşam maliyetleri, alım gücü, sağlık ve bakım harcamaları ile sistemin mali ve aktüeryal dengeleri ışığında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu değerlendirmelerin emeklilerimizin doğrudan söz sahibi olduğu bir zeminde yapılması da önemlidir. Emeklilerin sendikal örgütlenmesine ilişkin hukuki sınırlamalar bulunmaktadır. Dernekler yoluyla örgütlenme mümkün olmakla birlikte, emekli kuruluşlarının sosyal güvenlik politikalarının hazırlanmasına düzenli ve etkili katılımı bakımından daha güçlü imkânlara ihtiyaç vardır.
SGK bünyesindeki mevcut temsil mekanizmalarını önemsiyor; ancak bu mekanizmaların, emekli aylıklarının belirlenmesine ilişkin kararların öncesinde daha kapsamlı ve sürekli bir müzakere süreciyle desteklenmesini talep ediyoruz. Bu nedenle ilgili kamu kurumlarının, işçi konfederasyonlarının, emekli kuruluşlarının, akademisyenlerin, sosyal güvenlik uzmanlarının ve aktüerlerin katıldığı kalıcı bir sosyal diyalog mekanizması oluşturulmalıdır. Böyle bir yapıda hem en düşük emekli aylığının net asgari ücret düzeyinde tutulmasını sağlayacak düzenlemeler hem de kök aylıklar, aylık bağlama oranları, güncelleme katsayıları ve prim–aylık ilişkisindeki adaletsizlikler bilimsel verilere dayalı olarak ele alınabilecektir. Hedefimiz yalnızca belirli bir tutarın ifade edilmesi değil, savunduğumuz asgari gelir düzeyinin kalıcı ve hakkaniyetli bir sistemle güvence altına alınmasıdır." şeklinde belirtti.
"Emeklilerimiz açısından sevindirici ve umut verici bir gelişme olarak değerlendiriyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 26 Ekim 2026’daki Kabine Toplantısı sonrasında, 2027 yılı bütçesinde emeklilerin durumunu iyileştirmeye yönelik mali imkânların oluşturulduğuna ilişkin açıklamasını olumlu karşıladıklarını belirten Karataş, "İhtiyaç duyulan yasal düzenlemenin Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdiriyle yıl sonuna kadar hayata geçirilmesinin ümit edildiğini açıklamasını memnuniyetle karşılıyor, emeklilerimiz açısından sevindirici ve umut verici bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Söz konusu düzenlemenin kapsamı ve ayrıntıları henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, emeklilerimizin alım gücünü güçlendiren, prim ödeme karşılığını gözeten ve sosyal güvenlik sisteminde hakkaniyeti artıran bir içerikle hayata geçirilmesini temenni ediyoruz. Bu kapsamda, HAK EMEK-DER olarak uzun süredir savunduğumuz en düşük emekli aylığının net asgari ücret düzeyine yükseltilmesi talebimizin de dikkate alınmasını bekliyoruz.
Bununla birlikte, en düşük emekli aylığının net asgari ücret düzeyine çıkarılması tek başına emeklilik sistemindeki bütün sorunları çözemeyecektir. Dönemsel iyileştirmelerin kalıcı sonuçlar doğurabilmesi için kök aylıklar ile prim ödeme karşılığı arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi, mevcut temsil imkânlarının geliştirilmesi ve emeklilerin doğrudan katkı sunabileceği kurumsal bir sosyal diyalog mekanizmasının oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. HAK EMEK-DER olarak emeklilerimizin haklarının korunması, insan onuruna yakışır yaşam koşullarına kavuşması ve sosyal güvenlik sisteminde adaletin güçlendirilmesi yönündeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz." dedi.


Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.