Psikolog Özçelik: Çocukların suça sürüklenmesindeki temel sebep çevre ve aile içi iletişimdir
Çocukların suça sürüklenmesinde; aile içi şiddet, iletişim sorunları, değer görememe, ekonomik sorunlar, eğitim, çevre ve arkadaş ortamı gibi birçok faktör etkili olurken, çocuğun suça bulaşmaması adına da en büyük bariyer yine aile içi kurulabilen sağlıklı iletişimden geçiyor.

Psikolog Elif Özçelik
Konuya dair İLKHA muhabirine değerlendirmede bulunan Psikolog Elif Özçelik, çocukların suça sürüklenmesindeki en başat etkenin yoksulluk değil çevre ve aile faktörü olduğunu kaydetti.
Ailede beklediği değeri bulamayan çocuklar daha çok suça bulaşabilir
Özçelik, "Çocuk çevreden yalnızca neyin doğru olduğunu görmez. Eğer çocuk çetelere girdiğinde güçlü olduğunu, statü kazandığını, var olduğunu gördüğünde böyle yapılanmalara yönelebiliyor. Çocuğun etrafında doğru rol model yoksa sadece çeteler, şiddet sarmalı varsa çocuk da gördüğünü uygulamaya başlıyor. Burada en önemli şey doğru rol modellerdir. Eğer aile ve çocuk arasından ilişki iyi değilse, tabiri caizse aile içerisinde adam yerine konulmuyorsa, söyledikleri dikkate alınmıyorsa bu kez görülmek, dinlenmek için farklı yollar arıyor. Eğer bu ihtiyacını çetelerde görüyorsa, var olmak duyulmak için bu çetelere yönelebiliyor. Burada en önemli etkenlerden biri aile yapısıdır. Çocuğu bu tarz çetelerden koruyacak olan da ailedir. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, eğer aile içerisinde doğru bir rol model varsa çocukların suça bulaşma oranlarının daha düşük olduğu gözlemlenmiş. Ebeveynlere tavsiye ettiğimiz şey genelde çocukları ile daha fazla bağ kurmaları, onları görmezden gelmemeleridir. Çocuğun neye ihtiyacı olduğunu görerek karşılık verilmelidir. Eğer biz çocuğumuz görmez, duymazsak bu kez var olmak, görülmek, sevilmek için yanlış insanların yanına gider." dedi.
Değer gören çocukların suça bulaşma oranı daha düşük
Çetelerde genellikle yaş ortalamasının 13-15 aralığında olduğunu, bunun da ergenlik sürecine denk geldiğini hatırlatan Özçelik, "Bu yaş grubunda çocuklar biraz daha kendilerini aramaya başlıyorlar. Eğer burada çocuğumuza temas etmiyorsak, çocuk da var olacağını bildiği bir guruba giriyor. Burada en önemli şey ailedir. Aile çocuğu ile temas kurduğunda, yakın ilişki içerisinde olduğunda, onu gördüğünde, babası onu tabiri caizse adam yerine koyduğunda bu sefer çocuk dışarıda olanlara meyletmiyor." diye konuştu.
Rol model ve çevre etkisi önemli
Çocuklar için doğru rol modellerin büyük önem taşıdığını vurgulayan Özçelik, "Okul saldırılarını düşünelim… O çocukların rol model aldığı kişiler suç işlemiş olanlardır. Bunu yerine çocuklara bilimle, sanatla uğraşan farklı rol modeller oluşturduğumuzda bu kez önüne konulan rol modele benzemeye çalışacak. Çocukta bir boşluk varsa, çevresinde doğru arkadaşları yoksa çevresinde hep çeteler varsa çocuklarımızı buradan uzaklaştırmamız gerekecek. Onun yerine sanata, spora ya da bir bilim dalına yönlendirebiliriz. Çevremizde, dünyada bunlarla ilgili hikâyeler çok. Daha önceden çetelerin içerisinde olan ve ailesinin, çevresindekilerin yönlendirmesiyle sporda, sanatta başarılı olan insanlarla ilgili çok sayıda örnek var. Burada önemli olan çocuğumuz için ne yapabileceğimizi düşünmektir." şeklinde konuştu.
Kritik eşik: Ergenlik dönemi
Çocukların genellikle ergenlik döneminde bir arayış içerinde oldukları için suça sürüklenebildiklerini söyleyen Özçelik, "Çocuk eğer bir suç işlediyse kesinlikle sonucuna katlanmalıdır. Ne kadar ceza yatması gerekiyorsa yatmalıdır. Eğer çocuk cezasını çektikten sonra döneceği kişi, ortam değişmiyorsa sonucu nasıl değiştireceğiz. Onun için rehabilite kısmına daha çok önem verilmelidir. Çocuğun bir daha suç gruplarına girmemesi için nasıl yönlendirilmeleri gerektiğini düşünmeliyiz. Çıktığında aynı ortama dönecekse 20-30 yıl cezaevinde kalması bir anlam ifade etmeyecektir. Bu süreç içerisinde çocuğun nasıl doğru yönlendirilmesi gerektiği üzerine düşünmeliyiz. Yoksa sonuç değişmeyecektir." dedi.
Davranış değişiklikleri mercek altına alınmalı
Çocukların suça sürüklenmeden önce ailelerin dikkat etmesi gerekenlere de değinen Özçelik, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Eğer önceden çocuk ailesiyle oturup sohbet ediyor, konuşuyorsa, iletişim sağlıyorsa ve son dönemde artık aileden koptuysa, iletişim sağlamıyorsa, yalnızlaşmışsa, telefona, bilgisayara yöneldiyse kafamızda bir soru işareti oluşmalıdır. Ya da arkadaş çevresi değiştiyse, önceden arkadaşlarını tanıyorsak ve son dönemde tanımıyorsak, tekin olmayan kişilerle arkadaşlık kurmaya başladıysa, okulda devamsızlığı arttıysa, disiplin cezaları almaya başladıysa, okuldan kaçmalar, arkadaşlarına şiddet uygulamaya başladıysa bir şeylerin ters gittiğinin farkına varmalı ve çocuğumuzu biraz daha mercek altına almalıyız. Anne-baba görmek isterse bu farklılıkları görebilir. Ancak görmek istemezsek, gözümüzü kapatırsak bu sefer çocuğumuzu kaybederiz."


Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.