Psikolojik Danışman Akdağ: Boykot güçlü bir kişiliğin göstergesidir

Psikolojik Danışman Akdağ: Boykot güçlü bir kişiliğin göstergesidir
Psikolojik Danışman Feyzullah Akdağ, boykotun psikolojik yönüne dair değerlendirmelerde bulunarak, bunun bireyin karakteriyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.

Psikolojik Danışman Feyzullah Akdağ, boykotun yalnızca ekonomik bir tepki değil, aynı zamanda bireyin kişiliğini ve karakterini ortaya koyan bir tutum olduğunu belirtti.

Boykotun, bireyin neyi tüketip neyi tüketmeyeceğine bilinçli şekilde karar vermesini sağladığını vurgulayan Akdağ, bu durumun psikolojik açıdan güçlü bir karakterin göstergesi olduğunu ifade etti.

Kapitalizmin, önce tüketici kitlesi oluşturup ardından onları belirli ürünlere yönlendirdiğine dikkat çeken Akdağ, güçlü kişilikli bireylerin bu sisteme karşı durabileceğini söyledi.

7 Ekim sonrasında siyonist işgal rejimine yönelik boykotların büyük bir ivme kazandığını belirten Akdağ, bu süreçte yerli üretimin arttığını ve siyonist markaların ciddi ekonomik kayıplar yaşadığını dile getirdi.

Boykotun yalnızca ekonomik bir boyutunun olmadığını, aynı zamanda bireylere kendi üretimlerini yapma bilinci kazandırarak toplumun bağımsızlığını güçlendirdiğini ifade etti.

"Psikolojik açıdan güçlü ve karakterli insanlar, aynı zamanda dindar Müslümanlardır"

Psikolojik Danışman Feyzullah Akdağ, "Boykot, aslında kişilik meselesidir. Bir insanın ne yapıp yapmayacağına dair kesin bir duruşu varsa, ona güçlü bir kişilik diyebiliriz. İslam’da helal ve haram sınırları belli olduğu için bir Müslüman, neyi tüketip tüketmeyeceğini, nerede bulunup bulunmayacağını net bir şekilde bilir. Psikolojik açıdan güçlü ve karakterli insanlar, aynı zamanda dindar Müslümanlardır. Dindar bir Müslüman, sağlam bir karaktere sahiptir" ifadelerini kullandı.

"Bilinçsiz tüketim, kişilik zayıflığını gösterir"

Bilinçsiz tüketimin, bireyin kararsız ve zayıf bir karaktere sahip olduğunun göstergesi olduğunu belirten Akdağ, "İnsanın her önüne geleni yemesi, içmesi, sorgulamadan her yere gitmesi onun kararsız bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Boykot, bu noktada bir reçete sunuyor. Müslüman bir birey, hangi markadan neyi alıp almayacağını belirleyerek güçlü bir karakter ortaya koyar. En sevdiği yiyecek, içecek ya da kıyafet bile boykot kapsamında olsa ve buna rağmen almıyorsa, bu onun kişiliğinin sağlam olduğunun bir delilidir" şeklinde konuştu.

"Kapitalizm önce müşteri üretir"

Kapitalizmin tüketim alışkanlıklarını yönlendirdiğini belirten Akdağ, "Kapitalizm, mal üretmekten önce müşteri üretir. Moda, trend ve akımlar ile önce bir kitle oluşturur, ardından istediği ürünü piyasaya sürerek yüksek satış rakamlarına ulaşır. Güçlü bir kişiliğe sahip birey ise bunu sorgular ve her önüne geleni almaz. Bu yüzden kapitalizm, böyle bireyleri sevmez. Oysa İslam ve bilinçli kültürün ortak sloganı 'İhtiyacın varsa al ve ihtiyacın kadar al' şeklindedir. Bu bilinçle hareket eden bireyler, kapitalizmin tüketim tuzaklarına düşmez" dedi.

"Siyonizm algı yönetimiyle güçlü görünmeye çalışıyor"

7 Ekim’den bu yana artan boykot kültürüne dikkat çeken Akdağ, "Bu süreç belki de tarihin en büyük boykot süreçlerinden biri. Siyonizm ve egemen güçler, kendilerini olduğundan daha büyük gösterme konusunda oldukça mahirler. israil, tabiri caizse tükürükle boğulacak bir ülke olarak görülmesine rağmen, dünya çapında büyük bir korku kültürü oluşturdu. Ancak bu, onların gerçekten güçlü olmasından değil, algı yönetiminden kaynaklanıyor. Bu algıya yenik düşenler, karşı koyulamayacağını düşünüyor. İşte bu noktada boykot, onlara karşı koymanın en etkili yollarından biri" diye konuştu.

Siyonizmin ve kapitalizmin temel motivasyonunun para olduğunu vurgulayan Akdağ, "Tarihsel olarak baktığımızda da bunu görüyoruz. Hazreti Musa Tur Dağı’na çıktığında, İsrailoğulları altından bir buzağı yaparak ona tapmışlardı. Para onlar için her şeyden önce gelir. Eğer cebimizdeki parayı onların ürettiği ürünlere harcamıyorsak, büyük bir sıkıntıya girerler. ‘Falanca ürünün Filistinli kardeşlerime kurşun olmasını istemiyorum’ diyerek hareket ettiğimizde, onları ekonomik olarak zayıflatmış oluruz" değerlendirmesinde bulundu.

"Boykot, kendi kendine yetebilmeyi öğretiyor"

Boykotun, toplumların yerli ve milli üretime yönelmesini sağladığını belirten Akdağ, "1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında dış güçler Türkiye’ye büyük bir ambargo uyguladı. Ancak bugün ülkemizin önde gelen birçok kuruluşu, o ambargo sürecinde ortaya çıktı. Boykot, insanı kendi kendine yetebilmeyi öğrenmeye teşvik ediyor. Günümüzde de boykot sonrası birçok yerli ve milli markanın, daha kaliteli içecek, yiyecek ve temizlik malzemeleri ürettiğini gördük. İnsanlar ‘Evet, biz de üretebiliyoruz’ diyerek bu sürecin bir parçası oldular" ifadelerini kullandı.

Boykot uygulanan bazı küresel markaların ekonomik olarak zor duruma düştüğünü kaydeden Akdağ, "Dünyaca ünlü siyonist markalar ve onların destekçileri, boykotun etkili olduğu ülkelerden çekilmeye başladı. Daha önce hiç borsada değer kaybetmeyen markalar bile artık düşüş yaşıyor. Onlar da aslında algıda olduğu kadar güçlü olmadıklarını fark etmeye başladılar" dedi.

"Boykot bir omurgadır, nesillerimize öğretmeliyiz"

Boykotun sadece ekonomik bir eylem değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı olduğunu belirten Akdağ, "Bu süreç, mutlaka anlatılmalı ve uygulanmalıdır. Evlatlarımıza siyonist markalarına karşı alternatif üretmeyi öğretmeliyiz. Bugün üretemediğimiz bir ürünü, yarın evlatlarımız yerli olarak üretebilir. Bu bilinç, nesilden nesile aktarılması gereken bir kültürdür. Boykot bir omurgadır, büyük bir güçtür. Siyonizm nasıl ki hiçbir zaman durmuyorsa, biz de hiçbir zaman durmayacağız. Kendimizi ve neslimizi bu beladan koruyacağız" şeklinde konuştu.

Psikolojik Danışman Akdağ: Boykot güçlü bir kişiliğin göstergesidir

Psikolojik Danışman Akdağ: Boykot güçlü bir kişiliğin göstergesidir

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.