Şanlıurfa’da pazarcı esnafı fiyatları değerlendirdi
Şanlıurfa’da pazar esnafı, bazı ürünlerde maliyet kaynaklı yüksek fiyatların sürdüğünü ancak genel olarak sebze ve meyve fiyatlarında gerileme yaşandığını belirterek, yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte fiyatların daha da düşmesini beklediklerini dile getirdi.
Şanlıurfa’da pazarcılar, son haftalarda fiyatların kademeli olarak gerilediğini, özellikle yerli ve açık tarla ürünlerinin artmasıyla birlikte hem arzın çoğaldığını hem de vatandaşların daha uygun fiyatlarla alışveriş yapabildiğini ifade etti.
Şanlıurfa’da semt pazarlarında fiyatların düşüşe geçtiğini belirten esnaf, yüksek maliyetli sera ürünlerine rağmen genel tabloda ucuzlamanın başladığını ve önümüzdeki süreçte fiyatların daha da dengelenmesini beklediklerini söyledi.
İbrahim Ölmez
“Açık tarla başladığı zaman fiyatları iyice düşecek”
Domates ve biber dışındaki ürünlerin fiyatının uygun olduğunu belirten İbrahim Ölmez, “Pazar fiyatları düştü. Patlıcan 200 TL idi, şu anda 25-30 TL. Salatalık 30 TL. Biberle domates pahalı. Havalar ısınıyor, havalar ısındıkça onların fiyatı da düşecek. Sera malı olduğu için fiyatlar biraz pahalı. Açık tarla başladığı zaman fiyatları iyice düşecek. Domates 60-70 TL, salkımlar 100 TL, biber 150-200 TL arası. Elma 30 TL, mandalina 25 TL, portakal 25 TL. Havalar ısındıkça fiyatlar düşüyor. Pazara gelen vatandaşlar 1000 TL’ye şekilde alışveriş yapabilir. Asgari ücretliler için yeterlidir. Şu an sera malı olduğu için, yakıt fiyatları da yüksek olduğu için fiyatlar biraz daha yüksek oluyor ama açık tarla ürünleri gelmeye başladığı zaman fiyatları düşer. Bir tek şu anda domates ve biber pahalı, onların fiyatı da düştüğü zaman rahat bir şekilde pazar alışverişi yapılabilir.” şeklinde konuştu.
Ahmet Taş
“Üretici fazla kazanmak için fazla fiyat veriyor”
Vatandaşların pazar fiyatlarından memnun olduğunu belirten Ahmet Taş, “Şu an pazar fiyatları uygun, vatandaş istediği gibi alışverişini yapabilir. Sadece biberde biraz pahalılık var, o da normal. Kış olduğu için ürünler seradan çıktığı zaman hal pazarına gider, hal pazarından pazara, pazardan vatandaşa gelir. Fiyatların pahalı olmasının en büyük sebebi üreticiler, mazot ve serbest piyasanın çok bir alakası yok. Üretici fazla kazanmak için fazla fiyat veriyor, yapılan masraflar aynı. Pazarda alışveriş yapan vatandaşlardan memnun olan var fakat durumu olmayanlar da var. Durumu olmayanlar zaten fiyatlardan memnun değil. Asgari ücret alan biri rahat bir şekilde pazar alışverişini yapabilir. Asgari ücret 30 bin lira. 2 kilo patlıcan 70 TL. Devlet bu konuda herhangi bir şey yapamaz, serbest piyasaya kimse karışamaz. Serbest piyasayı kaldırsalar bile yine boş.” ifadelerini kullandı.
Halil Ölmez
“Patlıcan ve salata gibi ürünlerin fiyatı çok yüksekti”
Ramazan ayından sonra fiyatların düştüğünü belirten Halil Ölmez, “Fiyatlar bundan birkaç gün öncesine kadar yüksekti, şu an fiyatlarda biraz düşüş var. Salatalık ve patlıcan gibi ürünlerde fiyatlar gayet normal. Meyve ve sebze fiyatları yavaş yavaş oturmaya başlıyor. Şu anda fiyatı yüksek olan domates ve biber var. Bu ürünler serada yetiştiği için maliyeti yüksek oluyor. Bundan dolayı fiyatları yüksek. Bir hafta içinde inşallah onların fiyatlarında düşüş olur. Onun haricinde fiyatlarımız gayet normal ve standart düzeyde. Alışverişe gelen vatandaşlar rahat bir şekilde alışverişini yapabiliyor, sadece birkaç ürünü eksik oluyor. Ama genel olarak memnunlar, fiyatlar şu anda güzel. Ramazan’da fiyatlar bayağı yüksekti. Patlıcan ve salatalık gibi ürünlerin fiyatı çok yüksekti, şu an hepsinde düşüş yaşandı. Tarlada yetişen sebzenin fiyatı ile serada yetişen sebzenin fiyatı bir olamaz. Sera maliyeti tarlaya göre bayağı yüksek oluyor. Bundan dolayı serada yetiştiren adam çok masraf yapıyor, bu da pazar fiyatına yansıyor. Fiyat kontrolü için zabıtaların kontrole çıkması lazım. Fiyat hakkında alış ve satış konusunda zabıtalar bunu denetlerse daha iyi olur. Örnek verecek olursak 30 TL’ye aldığın ürünü 60 TL’ye değil de 40 TL’ye ver. Yüzde 100 fiyat değil de yüzde 20 fiyat eklenebilir. Bu şekilde ekonomide düzelir hem alan kişi memnun kalır hem de satan kişi sürüm yaparak daha çok kazanır. Adamın otuza aldığı malı 60’a 70’e satıyor. Bu şekilde hem cep yanıyor hem de gelen vatandaşlar ihtiyacını göremiyor. Yazın kavun, karpuz ve diğer meyveler dışarıdan geliyor. Ortalama kilo başına 3-5 TL mazot fiyatı biniyor. Bu da fiyatları etkiliyor. Eskiden kilo başına bir TL, bir buçuk TL mazot farkı biniyordu. Bir kasa malzemeye parça başına 5 TL, 10 TL mazot masrafı biniyor. Bu da ister istemez satışa etkiliyor.” dedi.
Eyüp Kaçan
“Ürünler at arabasıyla gelmiyor”
Yükselen yakıt fiyatlarının ürün fiyatlarını etkilediğini söyleyen Eyüp Kaçan, “Şu an pazar fiyatları yavaş yavaş düşüyor. Yaz geldiği için yerli ürünler çıkmaya başladı, ondan dolayı fiyatlar yavaş yavaş düşüyor. Fiyatların pahalı olmasının sebebi yakıtın pahalı olması. Savaştan dolayı yakıt fiyatları fırladı. Ürünler at arabasıyla gelmiyor, dolayısıyla fiyatlar artıyor. Yakıt fiyatları da yavaş yavaş düşüyor, ondan dolayı pazar fiyatları da yavaş yavaş düşer. Tarla ürünleri olsa fiyatlar daha uygun olur ama sera ürünü biraz daha pahalı oluyor. Bir de Şanlıurfa’da serada her ürün yetişmiyor, dolayısıyla ürünler şehir dışından geliyor. Bu da fiyatı etkiliyor. Fiyatlarla alakalı bir şey yapamazlar. Zamanında tüm pazar ve esnaf başkanları bir araya gelip birleşti fakat yine de fiyat konusunun önüne geçemediler. Bir şekilde fiyatlar yükseliyor, bunun önüne geçilemez. Emekli de olsa, asgari ücretle geçinen de olsa her şekilde bir vatandaş geçinebiliyor. Patlıcanın fiyatı yüksekken daha fazla satılıyordu, fiyat düşünce satılmıyor. Bu şekilde her vatandaş rahat bir şekilde geçinebilir.” ifadelerine yer verdi.
Mehmet Kılıç
“Emekli maaşı ile bunları nasıl alacağımı düşünemiyorum”
Şikâyet edenlerin haklı olup, fiyatların hal pazarında dahi yüksek olduğunu söyleyen Mehmet Kılıç, “Vatandaşlar alışveriş yaparken zorlanıyor, eşyaların fiyatı yüksek. Bizler bile alırken zorlanıyoruz. Müşteriler bize bu konuda şikâyette bulunuyor fakat yapabileceğimiz bir şey yok. Fiyatlar hal pazarında bile yüksek. Şikâyet edenler haklı, müşterinin yerine koyuyorum ama fiyatlar gerçekten alınmayacak şekilde. Kendimi emeklilerin yerine koyduğum zaman emekli maaşı ile bunları nasıl alacağımı düşünemiyorum. Fiyatların yüksek olması hal pazarına, tarlalara, seralara bağlı. Sel ve doğal afetlerin de etkisi var, ekonominin de büyük etkisi var. Komisyoncular tarladan alıp direkt hal pazarına getiriyorlar. Hal pazarı da fiyatını ekleyip pazarcılara satıyor. Bununla alakalı bazı sıkıntılar da var. Kasanın altına çürük malzemeleri koyup üzerine iyisini koyup satıyorlar. Bu şekilde bu işin kötü yanları da var. Bazen tarlada çalışan insanları görüyorum, dizlerine kadar çamurun içindeler. Onların da emeğinin karşılığının verilmesi lazım. Buna bir düzenleme getirmek zor fakat yapmak isteseler yapabilirler.” diye onuştu.
Hasan Erdoğrul
“Dışarıdan baktığınız zaman kapalı pazar”
Fiyatlardan önce pazar esnafının sorun ve sıkıntılarının giderilmesi gerektiğini vurgulayan Hasan Erdoğrul, “Ben ilk önce pazarın sorunlarına değinmek istiyorum. Sizden ricam kamerayı yukarıya doğru çevirirseniz üzerimize düşen pislikleri gösterin. Sözde burası kapalı pazar. Bunu biz defalarca dile getirdik. Zabıta müdürü gelip baktı, ‘haftaya böyle bulamazsınız’ dedi fakat aradan 2 sene geçti, hala bu şekilde. Belediye başkanı geldi, ona bu şikâyette bulunduk, o da ‘haftaya böyle olmayacak’ dedi, aradan bir sene geçti ve hala bu durumda. Seçim dönemlerinde gelip bizden oy isterler ama görüyorsunuz, tepemizden düşen pislikler hep bu eşyalarımızın üzerine düşüyor. Bakın orada yoğurt ve peynir satılıyor, bu pislik onun içine düşüyor. Ama millet gelip 5 TL düşük olsun ne olursa olsun diyor. Sadece fiyat değil, biraz da temizlik önemli, biraz da milletin gelip alışveriş yaptığı ortam önemli. Dışarıdan baktığınız zaman kapalı pazar güzel olmuş diyorlar ama biz pazarda çadır açıyoruz, üzerimize su akıyor. Açıyoruz üzerimize pislik düşmesin diye, kapalı pazarda çadırı da yasaklıyorlar. Biz ne yapalım peki? Gelip bize etiket alsın diyorlar. Zaten etiketlerimizi asıyoruz, hepsinin bütün ürünlerin üzerinde etiket var. Etiketten ziyade bunların üzerine düşen pisliklere bakın. Biz akşama kadar temizlemekten dolayı ölüyoruz. Üzerine naylon çekiyoruz olmuyor, bez çekiyoruz olmuyor. Benim için önemli olan bunlar. Bütün pazarlar böyle. Güneş vuruyor üzerimize, sular damlıyor, pislikler düşüyor. Sözde kapalı pazar yapmışlar fakat su yollarını pazarın içinde yapmışlar. Pazarın içerisinde ızgara yok, herhangi bir şey yok. Olsa da ayaklarımızın altına geliyor. Kışın sabahtan akşama kadar ayaklarımızın altı su dolu. Bir gelip cumartesi pazarına bakın, pantolonlarımızı sıyırıp suyun içerisinde satış yapmaya çalışıyoruz. Sözde kapalı pazar. Fiyat ortalama olarak her yerde aynı ama ilk önce bu pazarın sorunları giderilmesi lazım. Fiyatlar 3 aşağı 5 yukarı değişir, bunlar da kaliteye göre.” ifadelerini kullandı.
İsmail Ölmez
“Pazardaki son durum etiketlerden belli oluyor”
Pazar fiyatları ve market fiyatlarını karşılaştırarak vatandaşların pazara yönelmesi gerektiğine dikkat çeken İsmail Ölmez, “Pazardaki son durum etiketlerde belli. Patlıcan, salatalık 30 TL. Bunların dışındaki ürünler uygun. Şanlıurfa'da son zamanlarda birkaç kişi prim kasmak için çıkıp fiyatlarını farklı söyleyip ‘Biz ucuza veriyoruz’ diyerek prim kasıyorlar. Bunu Ramazan ayında yapacaklardı, şu anda değil. Şu an havalar ısındı, mallar yetişti diye ürünler ucuz gelmeye başladı. Bugün kabağın, salatalığın, patlıcanın fiyatları 30 TL. Şu anda piyasa çok uygun fakat talep yok. Sosyal medya platformlarında farklı şehirlerden marketçiler çıkıp patlıcanı ucuza verdiklerini söylüyorlar. Pazarda patlıcan zaten ucuz. Son bir haftadır fiyatlar düştü. Marketlerde elmanın fiyatı 60 TL ise pazarda 30 TL. Marketlerde salatalığın fiyatı denetleme olmadığı için 50 TL, pazarda 30 TL. Marketlerde yeşillik fiyatları 10 TL iken pazarda 5 TL. Marketlerde yumurta fiyatları 210 TL, pazarda 170 TL. Yoğurdun kilosu marketlerde 30 TL, pazarda 25 TL. Şu anda market reyonlarında domates fiyatları 140 TL, pazarda Karaali salkım domates 80 TL. Patlıcan markette 60 TL, pazarda 30 TL. Marketler bugün 100 kalem mal satar, indirim yapmaz. Bizler sattığımız ürünler domates, patlıcan, salatalık. Bu ürünleri bu fiyatlara veriyorsak ve para kazanıyorsak market daha fazla kazanır. Markette poşete dahi para verilirken bizim vatandaşlarımız pazar esnafını kötüler. Pazarda olan rekabet ve fiyatı hiçbir yerde bulamazsınız. Urfa genelindeki semt pazarlarının hepsini söylüyorum, manavlardan bahsetmiyorum bile. Öğleden sonra geldiğiniz zaman pazarda fiyatlar iyice düşer. Çünkü rekabet başlıyor. Malını bitirmek için yarın başka bir semt pazarına gideceğimiz için ürünleri satmamız gerekiyor fakat marketlerde yerleri sabit olduğu için akşama kadar o etiketi üstünde bırakabiliyor. O ürün orada bir hafta da kalsa o malı bir hafta içerisinde satabilir fakat pazarda akşam olduktan sonra mallar kalırsa, zararına bile olsa satmak zorundayız. Yarın gidip bu malın aynısını yerine koymamız gerekiyor. Bizler günlükçü adamlarız. Pazarcıların çoğu Yakubiye bölgesinde oturanlar fakat market sahiplerinin çoğu Karaköprü gibi semtlerde oturuyor. Onun en büyük sebebi ise ben pazarda sattığım ürüne kalkıp da 50 TL fiyat vuramam, bunu Allah kabul etmez. Ben burada 5-10 TL kâr ederken, akşama kadar bir asgari ücret yevmiyesi kazanıyoruz. Asgari ücret bu kadar yükselmişken ben mal satamıyorum fakat asgari ücretin düşük olduğu dönemlerde ben burada ton, ton mal satardım. Fakat şu an 300-400 kilo ürünün hesabını yapıyoruz. Şu an markete gidip sorsam biber fiyatları 200'ün üstünde, burada biberin fiyatı 170 TL. Bugün ekonomiyi düşünen kardeşimiz, asgari ücretle çalışan vatandaşlarımız, durumu olmayan kardeşlerimiz gelip burada rızkını ucuz alır. Bugün markete gittiğin zaman 2 bin TL'ye dolabını doldurursun, pazara geldiğin zaman bin TL'ye doldurursun. Paranız yoksa bile akşam 5'ten sonra geldiğiniz zaman buradaki kalan malları size verirler, bunu hiç görmediniz mi? Bugün akşam eğer bu mal benim elimde kalırsa ben gidip öbür pazarda bu malı satamam. Ya ucuza vereceğim ya da burada dağıtıp çıkacağım. Ben vatandaşlarımıza şunu söylemek istiyorum: Pazarlarımızı ziyaret etsinler. Şu anda Urfa'daki memurlar torpil üzeri işe girdiği için düzgün bir denetleme mekanizması yok. Gidip marketleri bir denetlesinler, bir fişini faturasını kontrol etsinler. Bugün pazarda patlıcan 35 TL'ye satılıyorsa marketlerde nasıl 45 TL'ye satılıyor? Belediye gelip burada pazar esnafını denetlemesin. Benim etiketlerimin hepsi göz önünde. Baktığın zaman burada etiketteki fiyatlar... İşine gelirse alışverişini yaparsın ama marketlerde bu şekilde değil. Paketin kilosu 160 TL. Marketlerde bile poşete ücret alıyorlar. Biz burada ücretsiz veriyoruz. Alışveriş yapan vatandaşın hesabı 53 TL tutarken, biz 50 TL alıyoruz. Pazarın vatandaşlarımıza çok faydası var fakat vatandaşlarımız hâlâ marketlere ve manavlara gidiyor. Manavlar para kazanmazsa ayda 35-40 bin TL kira vermez, 4-5 personel çalıştırmaz çünkü adam kazanıyor. Ben burada salatalığı 30 TL'ye verirken adam orada 50 TL'ye veriyor. Bugün ben 2 kazanıyorsam o adam 5-6 bin TL para kazanıyor. Vatandaşlarımızı pazarlara bekliyoruz, manavlara marketlere gitmesinler. Fakire dâhil pazar mağdur bırakmaz, elinden gelen 3 tane salatalığı verip o bayanı gönderir maddi durumu olmadığı için. Markete gittiğinde hesabın olmadığı zaman ürünlerini senden geri alır. Bundan dolayı kardeşlerime, abilerime, ablalarıma diyorum ki manavları ve marketleri terk edin, semt pazarlarına akın edin. Pazarlar ucuz, pazarlar bereket. Daha ne diyelim.” dedi.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.