"Sarı hat"ta kaos mühendisliği: Çetelerle yönetim tutmadı
Gazze Şeridi'nde devam eden soykırımla birlikte siyonist rejimin sahada denediği en dikkat çekici ve tartışmalı yöntemlerden biri, "sarı hat" olarak bilinen alanlarda yerel silahlı çetelerin ortaya çıkmasına zemin hazırlaması oldu.
Bu yapıların ortaya çıkışı, basit bir güvenlik boşluğunun ürünü değil; aksine, işgalcilerin Gazze'nin iç dengelerini yeniden şekillendirme arayışının bir parçası olarak okunmalı.
Filistin Siyasi Araştırmalar Merkezi tarafından yayımlanan son değerlendirme raporu, bu olguyu geçici bir saha manevrası olarak değil, kontrollü kaos üretmeye dönük bir stratejik deneme olarak ele alıyor.
Rapora göre işgalciler, doğrudan yönetim maliyetine katlanmadan, yerel vekiller aracılığıyla Gazze'yi yönetilebilir bir istikrarsızlık alanına dönüştürmeyi hedefledi.
Sarı hat: Siyasi meşruiyetten yoksun
Başlangıçta askeri bir güvenlik kuşağı olarak sunulan "sarı hat", zamanla çok daha kapsamlı bir işlev üstlendi.
Bu alanlar, direnişin toplumsal ve coğrafi derinliğini kırmayı, sivil yapıları felç etmeyi ve Filistinli toplumu iç çatışma ve güvensizlik sarmalına sürüklemeyi amaçlayan bir deney sahasına dönüştürüldü.
Ancak bu alanların en büyük zaafı, tamamen işgalci askeri varlığına bağımlı olmaları oldu.
Sarı hat, siyasi meşruiyetten, toplumsal kabullenmeden ve yerel kurumsal yapılardan yoksun bir şekilde varlığını sürdürdü. Bu durum, burada faaliyet gösteren silahlı çetelerin de kaderini belirleyen temel unsur haline geldi.
Silahlı çeteler koruma varken var, koruma gittiğinde yok
Analiz, bu çetelerin hiçbirinin toplumsal meşruiyet üretemediğini net biçimde ortaya koyuyor. Aksine, siyasi görüş farkı gözetmeksizin Filistin toplumunun neredeyse tüm kesimlerinde bu yapılar işgalin uzantısı olarak görülüyor.
Ailelerin ve aşiretlerin açık şekilde bu gruplardan desteğini çekmesi, toplumsal hafızada bu yapıların yağma, kaos ve işbirlikçilikle anılması, onların sahadaki hareket alanını ciddi biçimde daraltıyor.
Bu yönüyle silahlı çeteler, direnişle rekabet edebilecek bir alternatif değil; işgalcilerin geçici ve kırılgan araçları olmanın ötesine geçemiyor.
Gelecek senaryoları: Üç yol, tek sonuç
Raporda öne çıkan senaryolar üç başlık altında toplanıyor:
1. Hızlı çözülme (En güçlü senaryo)
İşgalcilerin sarı hatlardaki askeri varlığını azaltması veya geri çekmesiyle birlikte bu çetelerin dağılması. Toplumsal baskı, direnişin caydırıcılığı ve koruma kalkanının kalkması bu süreci hızlandırıyor.
2. Yeniden paketleme girişimi (Yüksek risk, düşük başarı)
Bu yapıların isim değiştirerek veya sözde "yerel güvenlik" başlığı altında yeniden sunulması. Ancak Filistin toplumunun hafızası ve güvensizliği, bu senaryoyu sürdürülemez kılıyor.
3. Marjinal sabotaj hücreleri
Bazı unsurların küçük, etkisiz ve gizli hücreler halinde varlığını sürdürmesi. Etki alanı sınırlı, ömrü kısa ve sürekli deşifre riski altında bir seçenek.
Genel tablo, bu üç senaryonun da kalıcı bir güç doğurmadığını, sadece farklı biçimlerde sona erdiğini gösteriyor.
İşgalcilerin hedefi neden tutmadı?
Bu deney, siyonist rejimin Gazze'de yerel vekillerle yönetim fikrinin neden başarısızlığa mahkûm olduğunu bir kez daha gösterdi.
Toplumsal rıza üretmeyen, dış korumaya bağımlı ve direniş gerçeğini hesaba katmayan her yapı, zamanla bir güvenlik yüküne dönüşüyor.
Sarı hat da silahlı çeteler de; savaşın uzantısı olan geçici araçlar olarak sahneye çıktı ve yine savaşın dinamikleriyle sahneden çekilmeye mahkûm görünüyor.
Sonuç
Gazze'nin geleceği, kaos mühendisliğiyle ya da işgalcilerin yerel taşeronlarıyla şekillendirilebilecek bir alan değil.
Sarı hat deneyimi ve bu bölgelerdeki silahlı çeteler, işgalin stratejik sınırlarını ve Filistin toplumunun direnç kapasitesini açık biçimde ortaya koydu.
İşgalciler için bu yapıların geleceği belirsiz; Filistin toplumu içinse bu tür oluşumların yeri yok.
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.