Sosyolog İsmail Soyvural: “Toplumsal Çözülmenin Temelinde Ahlaki Erozyon ve Tüketim Kültürü Var”
Aksa FM’de Gazeteci-Yazar Veysi Demir’in hazırlayıp sunduğu “Aksa’da Gündem” programının bu haftaki konuğu Sosyolog İsmail Soyvural oldu. Programda toplumda yaşanan dönüşüm, ahlaki yozlaşma, aile kurumunun zayıflaması, gençliğin manevi değerlerden uzaklaşması ve modern hayatın birey üzerindeki etkileri ele alındı.
Programın açılışında kendisini tanıtan Soyvural, sosyolojinin yalnızca akademik bir alan olmadığını, toplum içinde yaşayan her bireyin aslında sosyolojinin bir parçası olduğunu söyledi.
Soyvural, “Sosyoloji dediğimiz şey aslında günlük hayatta yaşadığımız hayatın bilimsel açıklamasıdır. Toplum bireylerden oluşur ve toplumdaki her sorun, aslında bireylerin ortak sorumluluğudur” dedi.
“Toplumsal yozlaşma sadece bugünün sorunu değil”
Toplumda uzun yıllardır süregelen ahlaki çözülmeye dikkat çeken Soyvural, insanlık tarihi boyunca benzer şikayetlerin dile getirildiğini belirtti.
“Bugün herkes ‘Ne olacak bu toplumun hali?’ diye soruyor. Ancak önce toplumdaki sorunun ne olduğunu doğru tanımlamak gerekiyor. Yozlaşma mı, ahlak erozyonu mu, çürüme mi? Bunun adını koymadan çözüm üretilemez” ifadelerini kullanan Soyvural, bireylerin yalnızca eleştirmek yerine çözümün bir parçası olması gerektiğini vurguladı.
Soyvural, “Karanlığa küfretmek yerine bir mum yakmak gerekir. Toplumsal sorunların çözümüne katkı sunmayan herkes aslında o sorunun bir parçasıdır” diye konuştu.

“Ahlakın kaynağı vahiydir”
Toplumsal ahlakın temelinde inanç sisteminin bulunduğunu ifade eden Soyvural, insanlık tarihi boyunca değişmeyen evrensel ahlak kurallarının vahiy kaynaklı olduğunu söyledi.
“Öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, kul hakkı yemeyeceksin gibi temel ilkeler insanlık tarihi boyunca değişmemiştir. Bunlar evrensel ahlak kurallarıdır” diyen Soyvural, modern dünyada ise bu değerlerin ciddi şekilde aşındığını belirtti.
“Kapitalizm ve hedonizm toplumsal çözülmeyi hızlandırıyor”
Toplumsal yozlaşmanın en önemli nedenlerinden birinin modern ekonomik sistem olduğunu savunan Soyvural, kapitalist yaşam biçiminin insanları sürekli üretmeye ve tüketmeye zorladığını söyledi.
Soyvural, “Kapitalist sistem insanlara köle gibi çalışıp kral gibi tüketmeyi dayatıyor. İnsanlar artık ihtiyaçları kadar değil, hazları kadar yaşamaya çalışıyor. Bu da bireyselleşmeyi artırıyor, empatiyi zayıflatıyor” dedi.
Hedonizmin sınırsız hazcılık anlayışını yaygınlaştırdığını belirten Soyvural, insanların artık acıya, yoksulluğa ve başkalarının sıkıntılarına karşı duyarsız hale geldiğini ifade etti.
“Aile toplumun en temel kurumudur”
Programda aile kurumuna yönelik saldırılar ve toplumdaki çözülmenin aile yapısına etkileri de geniş şekilde ele alındı.
Ailenin toplumun temel taşı olduğunu ifade eden Soyvural, bireyin ilk eğitimi ve ahlaki kazanımlarını aile içinde elde ettiğini söyledi.
“Aile yalnızca insanların barındığı bir yer değildir. Ahlakın, şefkatin, merhametin ve kişilik oluşumunun başladığı ilk kurumdur” diyen Soyvural, özellikle modern yaşam tarzının aile yapısını zayıflattığını kaydetti.
Kadının yalnızca ekonomik üretimin bir parçası haline getirilmesinin annelik rolünü ikinci plana ittiğini savunan Soyvural, “Anne sadece biyolojik bir figür değildir. Anne eğiticidir, merhamet odağıdır. Çocuğun karakteri ilk olarak aile içinde şekillenir” dedi.
“Tüketim kültürü aileyi de toplumu da zorluyor”
Modern medya ve diziler aracılığıyla insanlara gerçek dışı bir yaşam tarzının dayatıldığını ifade eden Soyvural, bunun toplumda doyumsuzluk oluşturduğunu söyledi.
“Dizilerde sürekli lüks ve aşırı tüketim özendiriliyor. İnsanlar sahip olduklarıyla yetinmemeye başlıyor. Daha fazla kazanmak için bazen gayrimeşru yollara yöneliyorlar. Kumar, bahis, haksız kazanç gibi yolların yaygınlaşmasının altında da bu anlayış yatıyor” ifadelerini kullandı.

“Büyük aile yapısının kaybolması önemli bir sorun”
Eskiden geniş aile yapısının toplumun manevi dayanışmasını güçlendirdiğini ve bugün çekirdek aile modelinin bile zayıfladığını hatırlatan soruya karşılık Soyvural, “Eskiden dede, nine, torun hep birlikte yaşardı. Büyükler çocukların ahlaki gelişiminde önemli rol oynardı. Bugün yaşlı anne ve babasıyla yaşayan insanlar bile garipseniyor. Bu durum toplumsal çözülmenin önemli göstergelerinden biridir” dedi.
Huzurevlerinin yaygınlaşmasını da toplumsal bir kırılma olarak değerlendiren Soyvural, “Bir toplum anne ve babasına sahip çıkmıyorsa orada ciddi bir manevi problem vardır” ifadelerini kullandı.
“İslam ahlakından uzaklaşma bütün insanlığın sorunu”
Programın sonunda gençlerin İslam ahlakından uzaklaşması, büyüklere saygının azalması ve manevi değerlerin zayıflaması konularına değinen Soyvural, meselenin yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını söyledi.
İnsanın hem maddi hem manevi yönüyle bir bütün olduğunu vurgulayan Soyvural, “İnsan sadece maddi ihtiyaçlardan ibaret değildir. Kalbinin ve ruhunun da beslenmesi gerekir. Maneviyat ihmal edildiğinde toplumda ahlaki çöküş kaçınılmaz hale gelir” diye konuştu.
Soyvural, toplumun yeniden güçlü bir ahlaki zemine kavuşabilmesi için aile kurumunun korunması, manevi değerlerin güçlendirilmesi ve bireylerin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.