"Takva ayı olan Ramazanda Kur'an ile irtibat güçlendirilmeli"
Ramazan ayına manevi hazırlık ve bu aynın hakkıyla ihya edilmesi için yapılması gerekenlere ilişkin İLKHA muhabirine konuşan İstanbul İl Müftü Yardımcısı Arif Cevlek, bu ayda yapılması, uzak durulması gerekenlerle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.
"Bu ayda nazil olan Kur'an-ı Kerim ile bağlarımızı güçlendirmeliyiz"
Ramazan-ı Şerif'in ilk gölgesinin recep ayı beraber başladığını belirten Cevlek, "Çünkü Allah resulü, 'Allah'ım! Recep ve şabanı benim için hayırlı kıl ve beni Ramazana ulaştır' diye dua etmiştir. O halde recep ve şabanı güzel bir şekilde geçirip Ramazana manen, zihnen, bedenen hazır olarak geleceğiz ki, Cenabı Hakk'ın merhametini, rahmetini, mağfiretini elde edelim. Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz oruç ayetinden bahsederken, 'Ramazan'ı eğer iyi geçirirseniz, orucunuzu, ibadetlerinizi yoğunlaştırıp nefsinizi terbiye ederseniz umulur ki takvaya erişirsiniz' diye buyuruyor. Bu anlamda Ramazan ayı, tabiri caizse bir takva mektebidir. Müslümanlar bu mektepte, bu aya esas anlamını katan, bu ayda nazil olan Kur'an-ı Kerim ile olan muhabbetlerini, bağlarını daha güçlendirmelidirler. Tabii bizim mukabele geleneğimiz, teravih geleneğimiz ve özellikle hatim ile teravih geleneğimiz var. Hatta birçok camide son dönemlerde tekrar itikâf sünneti de yeniden canlandı. Bunların hepsi, o ayeti kerimede geçen o takva mektebinden başarılı bir şekilde mezun olmamıza katkı sağlayacak hususlardır." dedi.
Cami merkezli bir Ramazan geçirilmesi tavsiyesi
Cevlek, "Bu sene Diyanet İşleri Başkanlığımız da bu anlamda temamızı, 'Cami, Ramazan ve Hayat' olarak belirledi. Malumunuz Peygamber Efendimiz, İslam'ın ilk devlet temelinin atıldığı Medine'ye geldiğinde, ilk yaptığı icraatlardan biri mescit yapmak oldu. Çünkü Müslümanların mescitte aldıkları manevi havayı, takvayı, hayatın bütün kanallarına kanalize edeceklerdi. Bunu hedef alıyordu. Biz de bu Ramazan boyunca cami merkezli, günlük 5 vakit namazımızı kılarak vaazlardan, mukabelelerden, teravihlerden, itikâftan elde ettiğimiz o manevi hazla inşallah 11 ayımızı tekrar düzenleme, nefsimizle mücadele etme konusunda kendimizi, ruhumuzu güçlendirme azmi kazanacağız." diye konuştu.
Ramazan ayında Kur'an-ı kerim ile bağların olabildiğince güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Cevlek, "Sadece Kuranı Kerim'in metnini okumakla kalmayacağız. Çünkü Cenabı Hakk'ın Kur'an-ı Kerim'i bize gönderme amacı, tabiri caizse dertlerimize çare olmasıdır. Rabbimiz bize mektuplar gönderdi. Hatta birtakım İslam uleması, Allah'ın Müslümanlara 114 mektup gönderdiğini söyler. Bu mektupların her biri, Müslümanların bu dünyada karşılaşacakları sıkıntı ve problemleri çözmeye yönelik mektuplardır. O zaman biz bu mektupları okuyacağız. Eğer, gelen mektupları alıp da bir tarafa atarsak, doktorun yazdığı reçeteyi alıp kullanmamak anlamına gelir. Siz reçetede yazılan ilaçları alıp tedavi için kullanmazsanız iyileşmeyi de bekleyemezsiniz. Rabbimiz, bize gönderdiği bu mektuplarla fıtratımıza uygun bir hayatın nasıl yaşayacağımızı öğretiyor. O mektuplardan aldığımız bilgileri hayatımıza uyguladığımız zaman takva mektebinden üstün başarıyla mezun olacağız." şeklinde konuştu.
"Ramazan ayında ibadetler arttırılmalı, itikâf için zaman ayrılmalı"
Ramazan ayından daha fazla istifade etmek, hakkıyla ihya edebilmek için dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin tavsiyelerde bulunan Cevlek, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"Ramazan ayından Kur'an-ı Kerim ile bağlarımızı güçlendirmeliyiz. Oruç tutarak öfkemize, nefsimize, nefsin kötü isteklerine sahip çıkacağız. Ramazan bir mektep ise o zaman bu ayda sabretmeyi öğreneceğiz. Kimi zaman vatandaşlar arasında kavga oluyor ve oruçlu olduğu için sinirlendiğini söylüyor. Aslında oruçlu olduğumuzda daha çok sabretmeliyiz. Oruç bize sabrı öğretmek için geldi. Oruç, Allah'ın yasak ettiği şeylere el uzatmamayı, gözle bakmamayı, gönlü ona düşürmemeyi öğretmek için geldi. Bu anlamda oruçlarımızı bu sabır eğitimine uygun olarak tutacağız. Dilimizin yalandan, riyadan, iftiradan tamamen uzak tutmaya çalışacağız. Bu ay zikir ayıdır. Cenabı Hakkı bol bol hatırlayacağız. 24 saat boyunca Allah'ın murakabesinde olduğumuzun farkına varacağız, ibadet yoğunluğunu artıracağız. Sahabe, Peygamber Efendimiz ile alakalı Hazreti Ayşe'ye, 'Allah resulü Ramazan-ı Şerif'i nasıl geçirir, nasıl karşılardı?' diye soruyorlar. Hazreti Ayşe de 'O ibadetlerini, namazını, zikrini bu ayda daha da fazla arttırırdı' diye cevap veriyor. O halde biz de ibadetlerimizi artıracağız inşallah. Özellikle vakti müsait olan kardeşlerimize mutlaka itikâf ibadeti için zaman ayırmalarını tavsiye ediyoruz. Çünkü beden aç kaldıkça ruh bedene galip gelmeye, nefsin bitmek bilmeyen arzularını karşı mücadele galip gelmeye başlıyor. Biz onu açlıkla terbiye ediyoruz. Terbiyeyle beraber dijitalleşmenin arttığı, zihinlerin dağıldığı bir dünyada itikâf kendi iç dünyamıza bir yolculuk yapmamıza vesile olacaktır."
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.