Tayvan’dan savunmaya 35 milyar dolar rekor bütçe
Hükümet tarafından açıklanan plana göre savunma harcamaları 1,12 trilyon Tayvan dolarına, yaklaşık 35 milyar dolara ulaşacak.
Söz konusu rakam, 2026 yılı için önerilen bütçeye kıyasla yaklaşık yüzde 18’lik artış anlamına geliyor. Böylece Tayvan’ın savunma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3’ü aşması bekleniyor. Tayvan yönetimi, artışı güvenlik ihtiyacıyla açıklarken, eleştirmenler Ada’nın giderek daha büyük kaynakları askeri harcamalara yönlendirmesinin ekonomik ve siyasi maliyetlerine dikkat çekiyor.
Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te daha önce savunma harcamalarının 2030’a kadar GSYH’nin yüzde 5’ine çıkarılması hedefini açıklamıştı. Lai, bu hafta yaptığı açıklamada gelecek yıl savunma bütçesinin ilk kez 1 trilyon Tayvan dolarını aşacağını belirterek, savunmaya yapılan harcamanın barışa yatırım olduğunu savundu.
Ancak Tayvan siyasetinde bütçenin kendisinden çok, bu devasa artışın nasıl geçirileceği de ayrı bir sorun olarak öne çıkıyor. Muhalefetin kontrolündeki yasama organı, 2026 merkezi hükümet bütçesini tam 266 günlük gecikmenin ardından ancak geçen hafta onaylayabilmişti. Rekor düzeydeki gecikmenin ardından hükümet şimdi bir kez daha yüksek savunma harcamalarıyla parlamentonun karşısına çıkacak.
Tayvan yönetimi son dönemde askeri hazırlıklarını da hızlandırdı. Ağustos ayında gerçekleştirilen Han Kuang tatbikatlarının kapsamı genişletilirken, yedek askerler ve siviller de tatbikatlara daha fazla dahil edildi. Olası bir Çin saldırısına karşı gerçek hayat senaryolarının canlandırıldığı tatbikatlar kapsamında, Tayvan’ın bazı bölgelerinde mobil internet hizmeti dahi geçici olarak yalnızca mesajlaşma hızına düşürüldü.
Tüm bu hazırlıkların arkasında ise yalnızca Pekin’in baskısı değil, Washington’ın artan savunma harcaması talepleri de bulunuyor. ABD’nin Tayvan’la resmi diplomatik ilişkisi bulunmamasına rağmen Washington, uzun yıllardır Ada’nın başlıca silah tedarikçisi ve siyasi destekçisi konumunda.
ABD yasaları uyarınca Tayvan’ın kendisini savunabilmesi için silah ve askeri imkanlarla desteklenmesi öngörülürken, bu yaklaşım Pekin’le gerilimin de önemli başlıklarından birini oluşturuyor. Trump’ın Pekin ziyareti sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Tayvan konusunda iki ülke arasında çatışma yaşanabileceği uyarısında bulunduğu hatırlatılıyor.
Trump’ın daha sonra Tayvan’a yönelik silah satışlarını Çin karşısında çok iyi bir pazarlık kozu olarak nitelendirmesi ise Ada’da yeni soru işaretlerine neden olmuştu. Böylece Tayvan açısından güvenlik politikası yalnızca Pekin’in askeri baskısıyla değil, Washington ile Pekin arasındaki pazarlıkların bir parçası olma ihtimaliyle de şekilleniyor.
1949’da Çin’deki iç savaşın sona ermesinden bu yana ayrı yönetilen Tayvan, o tarihten itibaren kendi hükümetiyle faaliyet gösteriyor. Pekin ise Ada’yı Çin topraklarının bir parçası olarak görüyor ve gerektiğinde güç kullanma seçeneğini dışlamıyor.
Tayvan yönetimi bu tablo karşısında barış hedefiyle savunma bütçesini büyüttüğünü savunurken, ortaya çıkan tablo gerilimi azaltmaktan çok daha pahalı bir silahlanma döngüsünün hızlandığına işaret ediyor.
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.