Xanikê (Kozluca) şehitleri kabirleri başında yad edildi

Xanikê (Kozluca) şehitleri kabirleri başında yad edildi
Şırnak'ın İdil ilçesine bağlı Kozluca (Xanikê) köyünde PKK'lılar tarafından 2015 yılında şehit edilen Muhammed Şerif Şimşek ile Abdulcelil Talayhan ve köyde daha önce şehit edilenler için anma programı düzenlendi.

29 Mayıs 2015 tarihinde köylerine gelen PKK'lı bir gurubun silahlı saldırıları sonucu şehit edilen HÜDA PAR Cizre İlçe Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şerif Şimşek ve İdil İlçe Teşkilatı üyesi Abdulcelil Talayhan, şehadetlerinin 11’inci yılında düzenlenen program ile kabirleri başında anıldı.

Kozluca köyünde daha önce şehit edilen Hüseyin Demirel, Abdulğafur Bal, Ayşe ve Fatma’nın kabirleri de ziyaret edilerek dualar edildi.

Düzenlenen anma programına, HÜDA PAR Genel Başkan Vekili ve milletvekili Şahzade Demir, HÜDA PAR Şırnak il ve ilçe başkanları ve teşkilatları, şehit aileleri ve yakınları katıldı.

Kozluca (Xanikê) köyü mezarlığında yapılan programda dualar edildi, Yasin-i Şerifler okundu.

Programda konuşan HÜDA PAR Genel Başkan Vekili ve milletvekili Şahzade Demir, şehidlerin hayatını ve mücadelelerinden kesitler aktardı.

"50 yıllık süreç içerisinde yüzlerce şehit verdik"

HÜDA PAR Genel Başkan Vekili ve milletvekili Şahzade Demir, "Şimdi, şehadeti, şehitlerimizi 25-30 yıl öncesine kadar tarihte okurduk. Kitaplarda okurduk, tevhid kahramanlarını. Hayatımızda yoktu, mücadelemizde yoktu, bu bölgede yoktu. İslam tarihinin şehitlerini hepiniz biliyorsunuz, tevhid kahramanlarını da az çok biliyorsunuz. Seyyid Kutub'u okurduk, Hasan el-Benna'yı okurduk, Aliya İzzetbegoviç'i okuduk, diğer İslam kahramanlarını, İslam tevhid kahramanlarını okurduk. Onlara gıpta eder, onların yolundan gitmeye çalışırdık. Bugün Rabbimize ne kadar şükretsek azdır. Bölgemizde, coğrafyamızda mücadelemizin içindeki tevhit kahramanlarımız, bu aziz, bu kutsal davanın yetiştirdiği kendi bedenimizden, kendi çevremizden, kendi akrabalarımızdan tevhit kahramanlarımız bugün okuyoruz, bu anları yaşıyoruz. Onları konuşuyoruz: Şehit Aytaç Baranlar, Mehmet Yavuzlar, Şeyh Zekiler, İbrahim Hocalar, Mehmet Şeritler ve diğerleri hepsi birer tevhit kahramanıdır. Bu son 50 yılda bölgemizde bu mücadelenin şehadet üzerine kurulu olduğunu ve bu mücadelenin bu bölgede neler değiştirdiğine hepimiz kısaca bir bakalım. Şu ana kadarki 40-50 yıllık süreç içerisinde yüzlerce şehit verdik. Yüzlerce kardeşimiz muhacir oldu. Yüzlerce kardeşimiz zindanda bir ömür tüketti. Bizim mücadelemizde şehitler, muhacirler ve Medrese-i Yusufilerde yetişen insanlar arasında biz fark koymayız. Aziz şehidimizin de ifade ettiği gibi şehit ve muhacir, bir elmanın eşit iki parçasıdır. Şehadet üzerine kurulu, muhaceret üzerine kurulu, Yusufi kardeşlerimizin mücadelesine ve sabrına kurulu. Anne babaların gözyaşları ve sabrı üzerine kurulu bir mücadele bu bölgenin şahididir." diye aktardı.

"28 Şubat sürecinden günümüze kadar devam eden baskılar, İslam'ı bu coğrafyadan bitirmeye yönelik çok ciddi bir projeydi"

Demir, "Şehitlerimiz şahittir. 50 yılda bu bölgede oynanan oyunları, yerli ve küresel din düşmanlarının bölge düşmanlığının bu bölgede yapmak istediklerini hepimiz biliyoruz. Onlar bu bölgeyi küfre mahkûm etmek istediler, İslam'dan uzaklaştırmak istediler, bu coğrafyayı ahlaktan, İslam'dan, cihattan, sünnetullahtan uzaklaştırıp küfrün oyuncağı haline getirip, küfrün, tağutların, zalimlerin at koşturduğu bir mekâna dönüştürmek istedikleri bir beldeye dönüştürmek istediler. Fakat hamdolsun, hepiniz biliyorsunuz, beş defa şehitlerimizin, azizlerimizin kanlı mücadelesi, muhacirlerimizin, zindandaki kardeşlerimizin gayretleri ve sabrıyla bu bölgede oynanan oyunları hep beraber bozduk.

Doksanlı yıllarda bu bölgede at koşturan küfrün dindarlarımıza, âlimlerimize, özellikle dini hassasiyete yapılan saldırılar. Ona karşı verilen mücadele, onlara karşı verilen aziz şehitler izzetle şerefle tarih sayfalarına yazıldı ve o tarihlerde çok büyük bir oyun bozuldu. 6-8 Ekim döneminde yine aynı tezgâh, aynı oyun. Bu bölgede mücadele eden Müslümanları, bu bölgede mücadele eden tarikatları, cemaatlerin hepsini hedefe koyup bu coğrafyada bir kez daha İslam'ı kaldırmak istediler.

O zamanın Aytaç Baranları, Yasin Börüleri yine oyunu bozdular, bir destan yazdılar. Bir tarih yazdılar. Öncesinde dindar kardeşlerimize, 28 Şubat sürecinden günümüze kadar devam eden baskılar, dinden uzaklaşmalar, cezaevine atmalar, işkenceler vesaireler. Yine İslam'ı bu coğrafyadan bitirmeye yönelik çok ciddi bir projeydi. Hamdolsun, Yusufi kardeşlerimizin gösterdikleri sabır, mücadele, direniş o oyunu da bozdu. Medreseler, bizim coğrafyamızdaki yerlerinden taşınıp zindanlara yerleştirildiği her bir zindan, bir medrese-i Yusufi oldu. Coğrafyaya hayat verdi. İmanını, akidesini, mücadelesini destekledi, büyüttü." ifadelerini kullandı.

"Şehadeti, bir hayat tarzına, inşa sürecine, mücadelesine dönüştürmemiz gerekiyor"

"Küfrün, ifsadın her tarafı kuşattığı bir dönemde şehitlerimizin ortaya koyduğu mücadele, onların bize verdiği ruh, onların bize verdiği miras hepimizi ayakta tutmuştur" diyerek konuşmasına devam eden Demir, "Bu, 50 yılda yaşanan çok önemli bir tarihtir ve bizim bunu bir yere not etmemiz lazım. Peki, bu kadar mücadele ne oldu ne doğurdu? Sonuç ne oldu, nereye geldik bugün? O tarihlerde belki endişeyle mücadele ettiğimiz, tebliğini yaptığımız, insanlara götürdüğümüz dava Türkiye'nin her tarafında, dünyanın belki tarafında tanınan, bilinen, takip edilen, büyük umutlar beslenen bir noktaya gelmiş. Allah'a hamd ediyoruz.

Şehitler verdiğimiz zaman, kardeşlerimiz zindanlara gittiği zaman ya da azizlerimiz yurt dışına çıkmak zorunda kaldığı zaman ciğerimiz yanıyordu. Muhammed Şerif ve Abdulcelil şehit olduğunda iki, üç yıllık; şimdiye kadar da hâlen birçok kardeşimizin içindeki acı soğumamış. Fakat biz bugün Allah ü Teâlâ'nın bize ne kadar büyük bir nimet verdiğini daha yeni yeni fark ediyoruz. Allah, bu şehadet mektebini bize nasip etmeseydi, biz de çocuklarımız da neslimiz de şu anda toplumun geldiği nokta gibi helak olup giderdik. Nefse mahkûm olur, şehvetin girdabında kaybolurduk, Rabbim bundan esirgesin. Peki bundan sonra ne olacak? Geçmişi gördük, şu anki durumu hepimiz biliyoruz. Peki bu mücadele, bu dava sadece kayıplarımızla mı, acıyla mı, gözyaşıyla mı anılacak? Biz sadece işin çilesine, esasına mı bakacağız?

Bu kadar mücadele boşuna verilmedi değerli kardeşlerim. Bu azizlerimiz, bu mücadele, bu kadar bedeli, bu coğrafyada İslam medeniyetini inşa etmek için bu kadar şeye göğüs gerdi. Bugün yapmamız gereken, şehadet ile yazılan, sabır ile yazılan bu mücadeleyi, bu aziz İslam davasını bütün Türkiye'ye, her tarafa, her köşeye, her bucağa taşımak, herkese dokunmak. Şehadeti, bir hayat tarzına, bir toplumsal yaşam tarzına, siyaset kurumunun merkezinde yer alan İslam medeniyetinin inşa sürecine, mücadelesine dönüştürmemiz gerekiyor. Şimdi biz sadece şehitlerimizin arkasından üzüleceksek, sadece onların mezarlarına girip Yasin-i Şerif okuyup dua edeceksek ve bu mücadele toplumsallaşmazsa, topluma mal olmazsa, bir hayat nizamına, bir İslam medeniyetine dönüşmezse, bir yol, bir mücadele olmazsa anlamı kalmaz.

Bugün size müjdeyi veriyorum: Türkiye'nin her tarafında bu dava takip ediliyor. Bu davanın şehitleri biliniyor. Bu davanın mücadelesi takip ediliyor. Kurumları memleketin göz bebeği haline gelmiş. Küfrün, ifsadın her tarafı kuşattığı bir dönemde şehitlerimizin ortaya koyduğu mücadele, onların bize verdiği ruh, onların bize verdiği miras hepimizi ayakta tutmuştur. Hepimizi muhafaza etmiştir. Hepimizin üzerine bir şemsiye olmuştur; siyasetimize, vakıflarımıza, kurumlarımıza, basınımıza, her tarafımıza sinmiş, silinemez, ortadan kaldırılamaz bir toplumsal, bir kitlesel harekete, bir medeniyete dönüşmüştür. Şimdi bu noktadan sonra bu mücadeleyi topluma mal etmek, insanlarımıza mal etmek, gençlerimize mal etmek, sadece bizim çocuklarımıza değil, bütün insanlarımıza mal etmek hepimizin boynunun borcudur. Kardeşlerimiz söyledi, Allah u Teâlâ şehitler ölmezlerdir. Onlar nasıl diridirler? Hakikate bakarsan belki hepsi şu anda toprak olmuştur ama onların mücadelesi, alın terleri, ortaya koydukları mücadele ve yol, kararlılık, hayat tarzı bugün hepimizin hayat felsefesi." diye konuştu.

"Ahlaksızlık, zenginliğin, rahatlığın, bolluğun getirdiği imtihan bugün eski dönemlerin imtihanlarından çok daha ağırdır"

"Bizim bugün kendimizi, neslimizi, ailelerimizi, çocuklarımızı kendi elimizle tehlikeye atmamız lazımdır" diyen Demir, "Biz bu mücadeleye sarıldıkça, dünyanın her tarafına götürdükçe, elbette ki bu şehitlerimiz yaşayacak. Şehitlerin ölmemesi, yaşaması, onların davalarının devam etmesi, miraslarının nesilden nesile aktarılmasıyla olur. Bunu hiçbir zaman unutmayalım. Bu mücadele ölse, bu mücadele zayıflasa, zaaf göstersek o zaman şehitlerimizi kendi elimizle öldürmüş oluruz, bundan Allah'a sığınıyoruz. Bizim bugün kendimizi, neslimizi, ailelerimizi, çocuklarımızı kendi elimizle tehlikeye atmamızdır. Ateşe mahkûm etmememiz lazım. Peki nedir bu tehlike? "Dava zamanı bitti, cihad bitti, sıkıntılar bitti. Bugün her isteyen camiye gidebilir. Namaz kılabilir. Kim ne isterse yapabilir. Müslümanların üzerindeki baskılar kalktı, biz de biraz dünyalık toplayalım. Dünyamızı güzelleştirelim. Çocuklarımız okusun, alim olsun, profesör olsun, öğretmen olsun, kariyer yapsın, mühendis olsun, yüksek yüksek yerlere gitsinler. Onları tehlikelerden biraz uzak tutalım dediğimiz anda işte biz kendimizi kendi elimizle ateşe, tehlikeye maruz bırakmış oluruz.

Aziz kardeşlerim, emin olabilirsiniz. Bugünkü tehlike 20-30 yıl öncesinden çok çok daha büyüktür. Ahlaksızlık, zenginliğin, rahatlığın, bolluğun getirdiği imtihan bugün eski dönemlerin imkanlarından çok çok daha ağırdır. Hepimiz şehadete güle güle gideriz, hepimiz zindana güle güle gideriz, zamanında gittik. Zamanında belki hepimiz seve seve hiçbir sıkıntı duymadan bütün malımızı feda ederdik. Hepimiz de ettik. Hepiniz de ettiniz, hepimiz bunun şahidiyiz. Peki bugün bunu yapabiliyor muyuz? Bugün cihat bitmiş midir? Bugün dava kapısı kapanmış mıdır? Emin olabilirsiniz, biz böyle dediğimiz anda çocuklarımızı, kapımızın eşiğine kadar gelen bütün odalarımızı, evimize geldiğimize kadar giden küfrün en büyük oyununa karşı çocuklarımızı da kendimizi de ailemizi, bütün memleketimizi, insanımızı bunlara, bu ateşe maruz bırakmış, bitirmiş oluruz onları. Şimdi herkesin bu davayı kabul ettiği, herkesin sizin izzetinize, şerefinize, dürüstlüğünüze, gayretinize, ahlakınıza, erdeminize şahitlik ettiği bir dönemde şefkatle insanların elinden tutmamız lazım. Çocuklarımızı, toplumumuzu, çocuklarımızı ateşten korumamız lazım. Resulullah (aleyhisselam) bir hadis-i şerifinde "Her dinin bir ahlakı vardır. Benim size getirdiğim dinin ahlakı hayâdır." demiştir." ifadelerini kullandı.

"Bu insanlar bizim insanlarımız, biz bu insanlara sahip çıkacağız, sahip çıkmak zorundayız "

Demir, "Bugün hepimiz hayâ ile imtihan ediliyoruz. Bugün eskisi gibi, eski dönemde olduğu gibi evimize roket atan, bomba koyan, yollarımıza mayın döşeyen bir küfür tehlikesi yok. Bugün çocuklarımızı hayâsızlığa, şehvete, günaha mahkûm eden, her tarafımızı kuşatan bir düşman ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla şehitlerimizin mirası, bu davanın hepimize yüklediği sorumluluk hem kendimize hem çocuklarımıza hem insanlarımıza sahip çıkma, İslam'ı izzetlendirmedir. Bunu yapmak zorundayız, bundan kaçamayız. Bundan kaçtığımız zaman hepimizi de toplumumuzu da küfre, ateşe mahkûm etmiş oluruz. Bunu yapmamamız gerekiyor.

Şehitlerin hayrından bereketinden mahrum etmesin Allah'ım. Bizi onların yolundan uzaklaştırmasın. Allah'u Teâlâ bu davaya sahip çıkma noktasında cesaret versin. Azim versin, kararlılık versin, fedakârlık versin. Bedel ödeme cesareti versin, o zaman inşallah bu dava bütün insanların davası olur. Toplumumuzu kurtarmış oluruz. Şehitlerin kanı da heder olmamış olur. Emin olabilirsiniz, bugün insanlarımızın sizden başka hiç kimsesi yok. Bizim toplumumuzun, Kürtlerin, Türklerin, bu coğrafyada, Anadolu'da ve diğer yerlerde yaşayan yakın coğrafyamızın insanlarının bu davadan, sizden başka kimsesi yok. Tehlikelerin farkında olan sizden başka kimse yok. Bu aynı zamanda ilahi bir sorumluluktur. Allah'u Teâlâ layık olsak da olmasak da bu sorumluluğu bizim sırtımıza yüklemiş, insanımıza öncülük etmek zorundayız. Onları ne Amerika'nın ne israil'in ne siyonistlerin, yerli uşaklarının ve hiç kimsenin inisiyatifine bırakamayız. Bu memleketin sahibi biziz. Bu insanlar bizim insanlarımız, biz bu insanlara sahip çıkacağız, sahip çıkmak zorundayız. Allah hepinizden razı olsun." dedi.

Xanikê (Kozluca) şehitleri kabirleri başında yad edildi

Programda Hamza Talayhan, Şehid Abdulcelil Talayhan ve Muhammed Şerif Şimşek'in hayatları ve şehadetleri hakkında kısa bir konuşma gerçekleştirdi.

Program, yapılan dua ile son buldu.

Xanikê (Kozluca) şehitleri kabirleri başında yad edildi

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.