6-8 Ekim katliamı sonrası yargı süreci doğru işletildi mi?
2014 yılının Kurban Bayramı'nda yaşanan ve tarihe 6-8 Ekim katliamı olarak geçen vahşetin üzerinden 12 yıl geçti. PKK/HDP'lilerin yaptığı saldırılarda başta kurban eti dağıtırken vahşice katledilen Yasin Börü ve arkadaşları olmak üzere çok sayıda kişi hayatını kaybetti.
Peki, katliam sonrası yargı süreci nasıl işledi, adalet yerini buldu mu?
Yargı sürecine dair, bu ve benzeri sorulara cevap veren Avukat Abdulgani Orhan, sadece fiilen olayların içerisinde olduğu tespit edilen belli sayıdaki faile ceza verildiğini, olayın azmettiricileri ve ihmali olanlara yönelik herhangi bir soruşturma sürecinin başlatılmadığını kaydetti...

Abdulgani Orhan
"Neticede fiilen olaya katılanların ekseriyeti yargılamalarda ceza yedi. Sonradan yakalanan ve 'yaşı küçük' diye çocuk ağır ceza, sonra normal ağır cezada yargılanan 1-2 şahsa yönelik yargılamalar, Yargıtay aşamasında henüz devam etmekte. Azmettirenlere yönelik maalesef devlet ve hükümet kanalında ciddi bir yargılama olmadı. Devlet içerisinde bu olaylarda ihmali bulunanlara yönelik de maalesef bir soruşturma açılmadı. Yaşanan olaya hukuk çerçevesinde baktığımızda birincisi; fiilen bu olayı gerçekleştirenler, ikincisi; buna sebep olan ve azmettirenler, üçüncüsü de bu olayda ihmali olan devlet yetkilileri. Yani buralarda etkin bir soruşturma, kovuşturma ve cezalandırmayla maalesef karşılaşamadık. Sadece fiilen olayın içerisinde olduğu tespit edilen belli sayıda kişiye ceza verildi. Bir kısmı da maalesef yargı eliyle aklandı diyebiliriz."
"Azmettirenler hiç yargılanmadı." diyen Orhan, "Kobani davası" diye geçen bu dosyada 4 ayrı hususta suçlamalar oldu. Bunlardan biri de 6-8 Ekim olaylarında etkisi olanlar diyelim, azmettiren demeyelim. Bunlar için Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesinde bir yargılama başladı. Malum, o dosyada bazı tutuklular da var ama bu suçtan tutuklu değil, başka suçtan tutuklulardı. 6-8 Ekim olaylarını azmettirme, yönlendirme ya da etkisi olma suçundan kimseye bir ceza verilmedi. Buna hem mal zararı hem yaralanma hem de ölümler neticesiyle katılan ailelerin itirazları oldu. Şu anda üst yargı erkinde henüz o süreç devam etmekte ve karar kesinleşmedi. " şeklinde konuştu.
6-8 Ekim saldırılarında, İslami hassasiyetleriyle çalışan insanlara yönelik büyük bir katliam yaşatıldığını belirten Orhan, "Yasin Börü, malumunuz, çocuk yaşta birisiydi. Yanındakilerle beraber Diyarbakır sokaklarında dini duygularla fakirlere kurban eti dağıtıp hayır hasenatta bulunurken maalesef dini ve dindar insanları kendisine tehdit gören karanlık odaklar eliyle katledilmişti. Olayın üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen acıları hâlâ tazeliğini koruyor." dedi.
Bölge tarihine geçen katliamın hedefine işaret eden Orhan, "Kürtlerin tarihine baktığımız zaman böyle bir katliam parmakla sayılacak ölçüde. Yani sadece yapılan dini bir çalışmanın önünü almak, dindar bir neslin çalışmasının önüne geçmek değil; burada büyük bir tahakküm kurup dini yapılara ve dindar insanlara yönelik büyük bir vahşet sergilenmişti. Fakat akan o kanların, parçalanan o bedenlerin karşılığı, onların plan ve programlarının, karanlık odakların emellerine ulaşamamasının bir neticesi olarak yansıdı." değerlendirmesinde bulundu.


Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.