Araştırmacı-Yazar Geşgin: Bugünkü gençliğin yaptığı ifsatların çoğunun sebebi maneviyatsızlıktır
İLKHA muhabirne konuşan Geşgin, özellikle gençler arasında sanal kumarın arttığı bir dönemde bu konuda en büyük sorumluluğun hükümet, yerel yönetimler, alimler ve sivil toplum kuruluşlarına düştüğünü belirtti.
Dizilerin içerikleri menşei işgal rejimi ve İslam aleminin düşmanı olan çevreler tarafından hazırlanmış senaryolarla üretildiğini belirten Geşgin, bu tür senaryolarla insanların evlerine kadar girerek, yavaş yavaş gençliği tahrip ettiğini kaydetti.
Bu tür yapımların insanların evlerine kadar girerek toplumu zaman içerisinde etkilediğini ifade eden Geşgin, gençler arasında yaşanan birçok olumsuzluğun temelinde manevi boşluğun bulunduğunu söyledi.
"Hükümet ve yerel yönetimlerin politikaları maalesef tahribata yönelik"
Gençliği ifsat eden, onları çabuk ve kolay para kazanmaya yönelten faaliyetlerin yürütüldüğüne dikkat çeken Geşgin, şunları söyledi:
"Bu konuda mesul olanların en büyükleri, en önde gelenleri hükümetler, yerel yönetimler; daha sonra ise rolleri düştüğü için alimler ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Doğrusu hükümet ve yerel yönetimlerin politikaları maalesef tahribata yönelik, İslami terbiyeye, ahlaka ve kanaate yönelik hiçbir programları yoktur. Hatta bu tür programları zafiyete uğratacak birçok icraatları bulunmaktadır. Örneğin, her yıl konser veya benzeri isimler altında festivaller düzenleniyor. Bunlar gençliği ifsat eden, onları çabuk ve kolay para kazanmaya yönelten faaliyetler yürütmektedir. Bununla birlikte hükümetin diziler konusunda da çok büyük bir zaafı vardır. Diziler, festivallerden de daha hızlı bir şekilde insanları bozmaktadır. Zira festivaller yılda birkaç defa düzenlenir. Oysa diziler her akşam, her kanalda mutlaka 2-3 tane olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlar akşam yemeğinden sonra yatana kadar dizilerle vakit geçirmektedir." şeklinde konuştu.
"Dizilerin menşei sanki israil veya İslam aleminin düşmanları tarafından hazırlanmış"
Geşgin, "Dolayısıyla bu diziler, dünyanın birçok yerinde, bazı Hristiyan ülkelerde bile Türk dizilerinin izlenmesinin yasaklandığı şeklinde örnekler üzerinden tartışılmaktadır. Öreneğin Rusya'da yasak. Putin'in böyle bir kararı olabiliyor ama bizim yöneticilerimiz, idarecilerimiz bu dizileri teşvik ediyor, Kültür Bakanlığı olarak ödüller veriyorlar. Bu diziler, menşei sanki israil veya Türkiye halkının, İslam aleminin düşmanı olan çevreler tarafından hazırlanmış senaryolarla üretilmektedir. İnsanların evlerine kadar girerek, onları yavaş yavaş tahrip etmektedir." dedi.
Geşgin, dizilerde sunulan hayat tarzlarının özellikle gençler üzerinde özendirici bir etki oluşturduğunu belirterek, "Kadınlar kendilerini oradaki karakterlere benzetiyor, genç erkekler aynı şekilde kendilerini oradaki tiplere benzetiyor. Mafyavari, süper zengin, lüks arabalara binen, en güzellerle gezen bir hayat sunuluyor gençlerimize. Böylece gençleri hızlı ve bedelsiz zengin olmaya, gerekirse kötü işler yapmaya, uyuşturucu satmaya ve daha ağza alınmayacak yollara teşvik ediyorlar. Hükümetin üzerinde durması gereken temel meselelerden biri budur. Buna karşılık yerel yönetimler de kendi halklarına, kendi şehirlerinde yaşayanlara uygun tedbirler almalıdır. Alacakları en basit tedbir, insanları dini faaliyetlere, hayır işlerine teşvik etmek, onları bu istikamette yönlendirmek ve desteklemektir." diye aktardı.
"Eğer herkes görevini hakkıyla yerine getirirse toplum yavaş yavaş düzelir"
Şu an ifsat faaliyeti yürütenlerin çok çalıştığını, ıslah yolunda olanlar ise azınlıkta ve az çalıştığını belirten Geşgin, "Dini kurumlar ve alimlerin vazifesi ise valilik ve kaymakamlıklar nezdinde gerekli teşvikleri sağlayarak halka neyin ne olduğunu, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlatan vaazlar, nasihatler ve programlar düzenlemektir. Maalesef bunların hiçbiri yapılmadığı için gençlik sahipsiz kalmakta. Bu yolda çaba gösteren az sayıdaki sivil toplum kuruluşu ise ifsat faaliyetlerinin yoğunluğu yanında yetersiz kalmakta, etkisiz olabilmektedir. Bu durum toplumumuzun temelinden oyulmasına yol açıyor. Toplum giderek bozuluyor. Boşanmaların sebebi de gençlerin işsiz kalmasının sebebi de doyumsuzluklarının, kötü işlerin peşine düşmelerinin sebebi büyük ölçüde budur. Eğer herkes görevini hakkıyla yerine getirirse toplum yavaş yavaş düzelir. Yüce Allah, 'İnsana ancak çalışmasının karşılığı vardır.' buyurmaktadır. Şu an ifsat faaliyeti yürütenler çok çalışıyor, ıslah yolunda olanlar ise azınlıkta, az çalışıyor veya sesleri yeterince duyurulmuyor." diye konuştu.
"Maneviyat insan ruhunun gıdasıdır"
Geşgin, gençler arasında yaşanan olumsuzlukların temelinde maneviyatsızlığın yattığını dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Maneviyat insan ruhunun gıdasıdır. İnsan iki şeyden müteşekkildir. Biri beden, biri ruhtur. Ruh ayrıldığında beden hiçbir işe yaramaz. Beden bu dünyaya aittir, bu dünyadayız ama eğer bu dünyadaki bedeni ve onun taşıdığı ruh terbiye edilmezse, bir düzene, bir ıslaha yönelmezse çok kötü şeyler ortaya çıkacaktır. Bugünkü gençliğin yaptığı ifsatların çoğunun sebebi de bu maneviyatsızlıktır. Onun için alimlere ve özellikle İslami sivil toplum kuruluşlarına büyük iş düşüyor. Valilere, kaymakamlara da çok iş düşüyor. O da bu tür kurumları teşvik etmek, kötü icraatlar yapan kurumları ise men etmektir. Manevi buhrana giren bir genç, kendini tatmin edebilmek için ne gerekiyorsa maalesef o yanlışı yapıyor. Onun için manevi olgunluk çok önemlidir. İnsanı mükemmelleştiren, gerçek anlamda insan yapan şey budur. İnsan ruhtan ve bedenden ibarettir. Sen beden kısmını doyurup güçlendirirsen, o gücünü mutlaka bir yerde harcar. Eğer manevi terbiye almamışsa, ruhu olgunlaşmamışsa, iyi bir iş yerine, kötü bir iş yapacaktır."


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.