Balıklıgöl platosunda ‘Miracımız Kudüs olsun’ çağrısı
Programda Müslüman halklara ve İslam ülkelerine Kudüs ve Gazze’nin gündemde tutulması çağrısı yapılırken, Filistin’de yaşanan zulmün sistematik bir işgal politikası olduğu ifade edildi.
Kudüs Haftası programları kapsamında Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde bulunan Balıklıgöl platosunda Cuma namazı çıkışında “Miracımız Kudüs olsun” temasıyla kitlesel basın açıklaması programı gerçekleştirildi.
Çok sayıda vatandaşın katıldığı programda Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın İslam ümmeti açısından taşıdığı önem bir kez daha hatırlatılırken, Filistin’de devam eden saldırılar ve Gazze’ye uygulanan abluka da gündeme taşındı.
Programın başlangıcında Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu. Tilaveti Emin Baytar gerçekleştirdi. Okunan tilavetin ardından basın açıklamasını Peygamber Sevdalıları Vakfı Şanlıurfa İl Koordinatörü İsmail Apaydın okudu.
Kudüs’ün İslam ümmeti için sıradan bir şehir olmadığını vurgulayan Apaydın, Beytü’l Makdis’in Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) yeryüzünde kurulan ikinci mescit olarak övdüğü mübarek bir belde olduğunu hatırlatarak, “Ümmetin haremi, ilk kıblesi ve Peygamberimiz'in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) miraç durağı olan Kudüs, insanlığın düşmanı siyonistlerin necis ayaklarından temizlenmeyi beklemektedir. Bu, akidevi ve tarihi bir sorumluluktur. Kudüs’ü konuşmak, aslında insanlığı konuşmaktır Kudüs üç semavi din için kutsaldır aynı zamanda insanlığın ortak mirasıdır. Kudüs Hz. İbrahim’den (Aleyhisselam) bugüne uzanan iman çizgisinin önemli bir parçasıdır. Kudüs; Hz. Davud’un (Aleyhisselam), Hz. Süleyman’ın (Aleyhisselam), Hz. İsa’nın (Aleyhisselam) ve Hz. Muhammed Mustafa’nın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) mirasıdır. Kudüs Müslümanların ilk kıblesidir, Mescid-i Aksa’nın evidir. Bu kıbleye dokunan el, ümmetin kalbine dokunmuş olur. Bugün kıbleye dokunulmuştur, ümmetin kalbi kan ağlamaktadır.” diye konuştu.
Kudüs’ün içinde bulunduğu ağır tablonun görmezden gelinemeyeceğini dile getiren Apaydın “Bu işgal sistematik, planlı ve ideolojik bir yayılmacılığın sonucudur. Filistin topraklarında yaşananlar kendiliğinden gelişen acımasız saldırganlıklar değildir. Bunlar siyonist ideolojiyle beslenen işgalci politikaların doğrudan sonucudur. Tekrar söylüyoruz; bunlar işgal politikalarının ve yayılmacı anlayışın sonucudur. Ne acıdır ki bu işgal, uluslararası hukuka rağmen sürdürülmektedir. Yaşananların artık sadece anlatılanlardan değil, sosyal medya görüntülerinden ve gazetelerin manşetlerinden açıkça görülüyor. Bu görüntülerde yıkılmış evlerin, enkaz başında bekleyen babaların, çocuğunu korumaya çalışan annelerin ve korkuyu oyun çağından önce tanıyan çocuklar yer alıyor. Bu kareler abartı değildir, propaganda ise hiç değildir. Bunlar insanlık dışı zulmün belgelendiği tarihi kayıtlardır. Bir çocuğun korku dolu bakışı hiçbir ‘güvenlik’ gerekçesiyle açıklanamaz.” dedi.
Gazze’de yaşananların Kudüs’ten bağımsız olmadığını vurgulayan Apaydın “Gazze uzun süredir karadan, havadan ve denizden kuşatılmış bir halkın hayatta kalma mücadelesidir. Elektriksiz kalan hastaneler, ilaç bulamayan yaralılar, temiz suya ulaşamayan çocuklar ve soğuk kış şartlarıyla mücadele eden ailelerin yaşadıkları bilinçli olarak sürdürülen insanlık dışı uygulamanın sonucudur. Gazze bugün dünyanın en büyük açık hava hapishanelerinden biridir. Bu hapishanede cezalandırılanlar askerler değil, siviller, kadınlar ve çocuklardır. Kur’an-ı Kerim’de İsrâ Suresi 1. ayette Mescid-i Aksa’nın etrafının mübarek kılındığı bildiriliyor. Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ‘Yolculuk ancak üç mescit için yapılır’ buyurmuştur. Mescid-i Aksa’nın ümmet nezdindeki yeri asırlar öncesinden ilan edilmiştir. Bugün Gazze’de kuşatma altında inleyen her çocuk, Kudüs’te kuşatılan Mescid-i Aksa ile aynı acının içindedir. Çünkü Gazze’ye takılan her halka, Kudüs’ü yalnızlaştırma çabasının bir parçasıdır.” dedi.
Basın açıklamasında, yaşananların “çatışma” olarak adlandırılmasının gerçeği yansıtmadığı da vurgulandı.
Apaydın “Herkes bilsin ki yaşananlarda eşit iki taraf yoktur. Burada işgalci vardır, işgal edilen vardır. Burada güç vardır, mazlum vardır. Bu zulüm hiçbir şekilde normalleştirilemez. Müslüman halklara ve Müslüman ülkelere de çağrıda bulunuyoruz. Kudüs meselesinin sadece Filistinlilerin değil, ümmetin izzeti meselesidir, zulme alışmanın adaletin adını bile unutturacaktır. israilin işgal politikaları artık görmezden gelinememesi gerekir. siyonist yayılmacılık bölgesel değil insani bir tehdit haline gelmiştir. Uluslararası hukuk güçlüler için değil, mazlumlar için vardır. Adalet ertelendikçe zulüm cesaret bulmaktadır.” denildi.
Açıklamada ayrıca son üç yıldır yaşanan saldırıların “ateşkes” algısıyla gündemden düşürülmeye çalışıldığı belirtilerek, Kudüs ve Gazze’nin sadece belirli günlerde değil sürekli gündemde tutulması gerektiği vurgulandı. Maddi ve manevi seferberliğin önemine işaret edilerek, Müslüman halkın ayağa kalkması, Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya karşı sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği ifade edildi.
Program, Şanlıurfa Peygamber Sevdalıları Derneği Başkanı İbrahim Güven’in yaptığı dua ile sona erdi.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.