Beytülmakdis Hanım Birimi Başkanı Tekocak: Zulmü kanıksamadan Gazze'yi konuşmaya devam etmeliyiz

Beytülmakdis Hanım Birimi Başkanı Tekocak: Zulmü kanıksamadan Gazze'yi konuşmaya devam etmeliyiz
İşgal rejiminin Filistin topraklarında yürüttüğü işgal ve soykırıma ilişkin konuşan Beytülmakdis Öncüleri Derneği Hanım Birimi Başkanı Dilek Tekocak, " Gazze'yi konuşmaktan, anlatmaktan, onun için mücadele etmekten vazgeçmemeliyiz. Bugün Batı Şeria'da, Kudüs'te yaşananlar da Gazze'nin yaşadıklarından çok farklı değil. Bölgeyi konuşmaktan, anlatmaktan, burası için mücadele etmekten vazgeçmemeliyiz." dedi.

Siyonist rejimin Filistin topraklarında sürdürdüğü askeri ve siyasi operasyonlar ile birlikte devam ettirdiği yerleşim politikaları, bölge halkının yaşam, barınma, sağlık, eğitim ve insani yardıma erişim koşullarını ağırlaştırıyor. Birleşmiş Milletler, özellikle Gazze ve Batı Şeria'da sivillerin korunması, zorla yerinden edilmenin önlenmesi ve insani yardım erişiminin sağlanması konusunda ciddi endişeler bulunduğunu bildiriyor ancak ne yazık ki konuya ilişkin işgal güçlerine yönelik bir yaptırım da uygulanmıyor.

Filistin'de devam eden soykırıma ilişkin İLKHA muhabirine konuşan Beytülmakdis Öncüleri Derneği Hanım Birimi Başkanı Dilek Tekocak, 1948'den bu yana sürekli devam eden ancak Aksa Tufanı ile zirveye çıkan zulümler nedeniyle Filistin halkının karşılaştığı zorluklar, ulaştırılamayan insani yardımlar ve İslam ülkeleri başta olmak üzere uluslararası kuruluşların yapması gerekenlere dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

"İslam coğrafyasının bu topraklara kayıtsız kalması yaşanan soykırımın gerekçelerinden biridir"

Gazze'de soykırım 7 Ekim 2023'te başlamadığını, bunun çok öncesinde de ciddi bir ablukanın uygulandığını aktaran Tekocak, "Aralıksız olarak bombalamalar, işgal, soykırım, apartheid sistem, ablukadan önce yine 1948'den itibaren yine çok ciddi işgal, köylerin yağmalanması, boşaltılması, yakılması hadiseleri vardı. Yani Filistin bu işgal ile son 3 yıldır mücadele etmiyor. Çok uzun yıllardır özellikle bölge ülkeleri başta olmak üzere, İslam coğrafyasının bu topraklara kayıtsız kalması, küresel sermayeyi elinde tutan siyonizmi bir güç olarak görerek ona rağmen bir adım atmaması, bugün yaşanan soykırımın bu kadar şiddetli bir şekilde ve bu kadar fütursuzca tüm dünyanın gözü önünde canlı olarak işlenmesinin gerekçelerinden biridir." diye konuştu.

"Muhammed Mursi dönemi Gazze için devrim niteliğindeydi"

Filistin'in uzun bir süredir İslam dünyasından bir beklenti içerisinde olmadığını, bunun için kendi direniş neslini inşa ettiğini aktaran Tekocak, "Mısır'ın Muhammed Mursi döneminde sadece bir yıl Gazze'nin yanında durması bir devrim niteliğinde oldu. İslam dünyası bugün gerçekten Gazze'nin yanında olabilseydi neticeyi bu şekilde izlemeyecektik. Bunu tüm dünya, İslam dünyası ve özellikle Gazze çok iyi biliyor." şeklinde konuştu.

"Uluslararası hukuka aykırı olan abluka tamamen kaldırılmalı"

Gazze'ye yardım malzemelerinin girdirilmemesinin işgal rejimi için bir soykırım silahı olduğunu aktaran Tekocak, "Açlık ve susuzlukla, telem insani ihtiyaç maddelerinin içeri girdirilmemesi, bugün Gazze'ye yaşatılan soykırım, açlık silahı da kullanılarak büyütülüyor. Neden Gazze yardıma muhtaç olsun? Yardımın girip girmemesi konusunu konuşurken ablukanın aslında ne kadar hukuksuz olduğunu da tartışmamız gerekir. Yardım malzemeleri girmeli ama yardımın girmesi bir ihtiyaç olmamalıdır. Bu abluka tamamen kaldırılmalıdır. Çünkü uluslararası hukuka tamamen aykırıdır." ifadelerini kullandı

"Ne olursa olsun zulmü kanıksamadan Gazze'yi konuşmaya devam etmeliyiz"

Tekocak, "Gazze'yi konuşmaktan, anlatmaktan, onun için mücadele etmekten vazgeçmemeliyiz. Bugün Batı Şeria'da yaşananlar da Gazze'de yaşananlardan farklı değil. Bugün Mescid-i Aksa'nın içerisinde bulunduğu Kudüs'te yaşananlar da Gazze'nin yaşadıklarından çok farklı değil. Bölgeyi konuşmaktan, anlatmaktan, burası için mücadele etmekten, her ne yapıyorsak bir gün sonra 'Bunun üzerine ne koyabiliriz?' diye düşünmeden geçirdiğimiz her anı ziyan saymalı, bu konuda mücadele etmeye devam etmeliyiz. Ne olursa olsun, zulmü kanıksamadan, zalimi hoş görmeden, zalimin yaptıklarına alışmadan, yaşıyoruz desek de vicdanları ölü insanlar olarak bizi dolaşmaktan alıkoymayan o halden uzak durarak Gazze'yi konuşmaya devam etmeliyiz." dedi.

"Siyonizm, 10 yıl sonraki Avrupa'yı, Amerika'yı, Fransa'yı, İngiltere'yi, Almanya'yı kaybetmiş durumda"

Siyonizmin yalnızca Ortadoğu veya Filistin için değil tüm dünya için bir tehdit haline geldiğini vurgulayan Tekocak, son olarak şunları kaydetti:

"Uluslararası hukuku çok iyi bilmeliyiz. Her ne olursa olsun buradaki hak arayışımızdan asla taviz vermemeliyiz. Siyonizm bugün sadece Filistin halkının veya Ortadoğu'nun başına bela olan bir hadise değildir. Siyonizm tüm dünyayı, tüm nesli, tüm insanlığı tehdit eden bir unsur haline geldi. Bunu bugün Avrupa dahi kabul etti. Bugün her ne kadar Avrupalı liderler siyonist liderlerin yanında yer alsa da siyonizmin Avrupa halkının desteğini arkasında zannetse de 10 yıl sonraki Avrupa'yı, Amerika'yı, Fransa'yı, İngiltere'yi, Almanya'yı kaybetmiş durumda. Çünkü halklar aslında siyonizmin sadece Ortadoğu'nun bir meselesi olmadığının çok farkında."

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.