Emekli hâkim ve savcı Çiçek: Terörsüz Türkiye'nin kalıcı yolu eğitim ve kardeşlik anlayışından geçer

Emekli hâkim ve savcı Çiçek: Terörsüz Türkiye'nin kalıcı yolu eğitim ve kardeşlik anlayışından geçer
Emekli Hâkim ve Savcı Nusret Çiçek, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, kalıcı barışın yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, İslami kardeşlik anlayışını esas alan bir eğitim seferberliğiyle mümkün olacağını söyledi. Çiçek, "Terörü doğru tanımlamak ve halkı PKK'dan ayırmak gerekir." dedi.

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin İlke Haber Ajansı muhabirine değerlendirmelerde bulunan emekli hâkim ve savcı Nusret Çiçek, terör meselesinin yalnızca silahlı çatışmalar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, kalıcı çözümün Müslümanlar arasında kardeşlik bilincinin güçlendirilmesi ve eğitim odaklı bir yaklaşımın benimsenmesiyle sağlanabileceğini ifade etti.

Çiçek, "Terör nedir bir defa anlamak lazım. Yani terör Türkiye'de dağa kaçanlardan oradaki askerlerle militanların çarpışması filan, ölüler, şehitler... Yani aslında terör terörü bu şekilde bakmamak lazım. Ve de işin içerisinde kavmiyetçilik olayı var. En ciddi olay o. Şimdi Müslümanların bir defa kavmiyetçilik diye bir meselesi olmaması lazım. Yani varsa bir Müslüman'ın kavmiyetçiliği, bu şirktir yani, öyle bir şey varsa şirktir, olmaz. Çünkü Allah ne buyuruyor; 'Müminler kardeştir.' Bunun Türkü, Kürdü, Arabı, Lazı olur mu? 'Müminler kardeştir.' Yani sizin Afrika'da da olsa, Amerika'da da olsa, ne bileyim kuzey Meksika'da da olsa, Müslümansa senin kardeşindir. Bir defa bu anlayışı kültürel olarak Müslümanlar kafalarına iyi yerleştirmeleri lazım ve bir de iman derecesinde bakmaları lazım. Bu bir iman meselesidir. İman ve itikat meselesidir." dedi.

"Kavmi Kürt, Arap ve Türk olanların Müslümanlarsa bunların aralarında bir problem yok"

Çiçek, "Yani eğer içini dolduramazsanız hiçbir anlamı yok. Geçici, siyasi bir geçiş. Yarın da başka türlü sloganlaşır. Yani bunu bellemek lazım. Efendim halkla bütünleşme, hangi halkla bütünleşeceğiz? Kim kiminle bütünleşecek? Ya bu soruları sorgulamamız gerekir. Kim kiminle bütünleşecek, anlaşacak? Bu çok önemli. Bir defa Kürtlerle yani kavmi Kürt, Arap ve Türk olanların Müslümanlarsa bunların aralarında bir problem yok. Zaten barış halindedirler. Bizim geçmişimiz bin seneye dayanıyor. Bir tarih var ortada. Yani şurada bir Cumhuriyet Dönemi'nden bu tarafa sıkıntılar meydana geldi. Ondan önce öyle bir şey yoktu ki." ifadelerine yer verdi.

"Bu ülkede sadece Kürtler mesele değil ki, Türkler de meseledir"

Konuşmasının devamında Çiçek, şunları aktardı: "Eğer barış diyorsanız bunun kökeni, ilacı eğitimdir. Eğitimden geçireceksiniz insanları. Geleceğe hazırlayacaksınız, barışa hazırlayacaksınız. Kafasında taşımakta olduğu düşünce ve kültür tamamen İslam'ın istediği barış olması lazım. Bugünkü dünyanın anladığı anlamda, Amerika'nın, İngiltere'nin, israilin anladığı anlamda barış, barış değildir. Bunlar geçici sloganlar. Aspirin tedavisi. Bugün biraz ateşini düşürür, bir zaman sonra gene yükselir o ateş. Hiçbir şeye yaramaz. Biz Osmanlı'nın nesliyiz, Osmanlı'dan geliyoruz. Bizim esas ağırlığımız Osmanlı'dır. Osmanlı en az 700 sene, bir de Selçuklu'yu koy üzerine, 900-1000 seneyi buluyor. Nasıl barış içerisinde geçindi? Ve 72 buçuk insanı bir arada barındırdı. Nasıl barındırdı bunu?

Herhalde bir Zatı Sungur numarası filan çekmiş değil, sihir de yapmış değil. Bir şey var işin içerisinde: İslam anlayışı. İşte 'silahını bıraktı, silahını yaktı' filan bunlarla bir yere varılmaz benim anlayışım. Eğiteceksiniz insanları. Kültürel olarak bir yere geleceğiz, bir noktaya geleceğiz. Yani doğudaki insan da bir noktaya gelecek, batıdaki insan da. Yani bu ülkede sadece Kürtler mesele değil ki, Türkler de meseledir. Bir sürü ateist Türk var. İnançsız, imansız, kitapsız... Yani bu tehlikeli değil mi? Bununla barışı nasıl sağlayacaksın? Efendim, kültür, eğitim... Devlet bir eğitim seferberliği yapması lazım. Bu şart."

"Kardeşlik kültürle, inançla olur"

Konuşmasının devamında Çiçek, "Terör, bir imani isyandır. Sadece bölge kavgası, efendim Kürt-Türk kavgası değildir. İnançsızlık, imansızlık... Kardeş olabilme ölçütünü kaçırmışız biz. Laiklik sistemini getirmişsin. Burada haşa Allah'ı karıştırma diyorsun dünya işlerine. Yani biz insanlar olarak biz nefis taşıyoruz ya, her insan nefis taşıyor. Biz insanlar olarak nefsimizi nasıl yeneceğiz? O diyor 'Ben Türk'üm', o diyor 'Ben Kürt'üm'. Nasıl ortasını bulacağız? Eğitim... Okullarımıza İslam eğitimini koyacağız. Başka bunun yolu, çaresi yok. Kardeşlik öyle anlaşmayla, efendim karşılıklı görüşmelerle kardeşlik olmaz. Kardeşlik kültürle, inançla olur. Bunu Türkiye Cumhuriyeti bir an önce yapması gerekir. Benim düşüncem bu." şeklinde belirtti.

"İstanbul'daki payitahtta doğudan gelen bir insana 'Sen Kürt müsün?' diye sormuyorlardı"

"Huylu huyundan vazgeçmez" sözüne atıfta bulunan Çiçek, "Şöyle düşünün: Eşkıya. Adamla nasıl anlaşırsın ya? Bugün 'he' der yani eşkıya adam. Ölçüsü yok, değeri yok. Yani inanacağı bir şey yok. Bugün 'he' der yarın yine aynı yerde ama daha fazlasını yapar. Yani bunlarla milleti oyalamamak lazım. İstanbul'daki payitahtta doğudan gelen bir insana 'Sen Kürt müsün?' diye sormuyorlardı. Niye? Ya bir inanç vardı, bir kültür seviyesi vardı. Bir devlet yönetiminin de aynı şekilde aynı ölçülerle devlet yönetiliyordu. Kürt nedir ya, Türk nedir kardeş? Tamam, kavmimiz olabilir. O Arnavut'tur, ben Türk'üm, o Kürt'tür; olabilir. Allah bizi öyle yarattı. Biz kendimiz yapmadık ki bunu. Dolayısıyla bunları birbirimize karşı kalkan olarak kullanmak inancımıza tamamen ters. Yani bize Allah böyle buyurmuyor." dedi.

"Hakkari neyse İzmir de odur"

Çiçek, "Bu 'bölge halkı' şeyini de kaldırmak, silmek lazım. Ne demek bölge halkı? Türkiye hepimizin ya. Batı neyse doğu da odur. Güney neyse kuzey de odur. Orta Anadolu'da neyse bütün Türkiye, bütün hepimiz aynıyız. Yani Hakkari ha İzmir. Bunu kafamızın bir kenarına çiviyle çakmamız lazım. Başka bunun yolu yok. Efendim 'bölge halkı'... Ne demek bölge halkı? Ben bunları çok anlamsız buluyorum. Yani sen insanları eğitme, onlara belli bir kültür seviyesine getirme, kardeşlik anlayışını eğitiminde gösterme, işleme; efendim çık ortaya, siyasi şov yapıyorsunuz. Siyaset... Siyaset zaten Müslüman işi değildir. Yani Batı'dan aldığımız siyaset şeytan işidir. Müslüman'ın işi değildir. Niye değildir? Çünkü siyasette her türlü dalavere, duvara ayak oyunları var. İslam siyaseti öyle değil ki.

İslam siyaset hak için, Allah için yapılır. Amel için yapılır. Amelimdir der, insanlara hizmet edeceğim. Siyaset yönetmek, hizmet etmek demektir. Ama Batı'dan alıp kafamıza, bedenimize geçirdiğimiz siyaset tamamen şeytan işidir. Kardeş kardeşle konuşmuyor. Baba evlatla konuşmuyor. Aileler birbirlerine karşı. Niye? Menfaat şeyi var içerisinde. Şeytan gelmiş ortasına oturmuş, birbirimize bizi kafa kafaya çarpıştırıyor. Siyaset bu. Yani bu deyimleri, bu ideolojik şeyleri artık değiştirmemiz lazım. Onu söylemeye çalışıyorum. Ben yani bazı okuyorum 'bölge halkı' filan... Hayır, bunu söyleme. Bölge halkı diye bir şey yok. Hakkari neyse İzmir de odur kardeşim, bitti. Buna böyle herkes elini vicdanına koyması lazım, altına da imzasını atması lazım. Müslüman için bu. Ama Allah'ın hükümlerine karşı gelenlere ne diyebilirsin? Onlar için bölge halkı da desen, bölge barışı da desen, halklar arasında barış da desen hiçbir yere varılmaz. Bunu bir defa anlamamız lazım. Çok önemli." diye konuştu.

"Halkı PKK'dan ayırmak lazım Güneydoğu'nun insanı Müslüman'dır"

Son olarak Çiçek, "Ben yargıdan gelen birisiyim. Adam ne yapıyor? Hırsızlık yapıyor. Kaç defa yapıyor? 10 defa yapıyor. Cayıyor mu? Ceza alıyor, giriyor içeri yatıyor; gene çıkıyor, gene hırsız. Bunun ruhunu ve fikrini değiştirmek lazım. Yani eğitim, eğitim, eğitim... Eğitmek lazım. Batı eğitimiyle bunların hiçbirisi olmaz. Bugün sen kuvvetlisin, üstünsün, sen galipsin; yarın o kuvvetli olur, o üstündür, o galip. Bu kardeşlik demek değildir. Bu pansuman, geçici pansuman. Ben bunlara katılmıyorum yani. Halkı PKK'dan ayırmak lazım.

Güneydoğu'nun, doğunun insanı Müslüman'dır ya. PKK'yla ne ilgisi var ya? Darwinizm, şeytanizm bir ideolojiyle oradaki Müslümanların ne ilgisi olabilir? Bunları birleştiriyorlar, eşleştiriyorlar. Yani aynı safta görüyorlar. Bu yanlış. Terörü yanlış anlıyorlar. Barışı yanlış anlıyorlar. Kardeşliği yanlış anlıyorlar. Bu da Kemalist eğitimin bir sonucudur. Biz eğitimimizde, gerçek İslami bir eğitimde kardeşliği, barışı ve insanlığı ancak öğrenebiliriz. Evet, üzerine basa basa; insanlığı ancak öğrenebiliriz." ifadelerine yer verdi.

Emekli hâkim ve savcı Çiçek: Terörsüz Türkiye'nin kalıcı yolu eğitim ve kardeşlik anlayışından geçer

Emekli hâkim ve savcı Çiçek: Terörsüz Türkiye'nin kalıcı yolu eğitim ve kardeşlik anlayışından geçer

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.