"İşgal rejimi Kudüs üzerindeki stratejik emellerini gerçekleştirmeyi hedeflemekte"
Geçtiğimiz günlerde siyonist işgal rejimi, mübarek Ramazan ayında Mescid-i Aksa'yı Müslümanlara kapattı. Mescid-i Aksa'nın kapalı tutulması nedeniyle camiye giremeyen Filistinliler, namazlarını mescidin kapıları önünde eda etmeye çalışırken, sık sık işgalcilerin saldırılarına maruz kalmakta.
Siyonist rejim, Mescid-i Aksa'yı 17 gündür ibadete kapalı tutarken, eski şehir çevresinde yoğun askeri önlemler uyguluyor. Öte yandan, Kadir Gecesi'nde Mescid-i Aksa'da ibadet ve itikafın engellenmesi, 1967'deki işgalden bu yana benzeri görülmemiş bir uygulama olarak kayda geçti.
Mardin Artuklu Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı Doktor Öğretim Üyesi, aynı zamanda Kudüs Filistin Çalışmaları Merkez Müdürü Sibel Ceylan Yiğit, işgal rejimi israilin mübarek Ramazan ayında Mescid-i Aksa'yı Müslümanlara kapatmasıyla ilgili İLKHA mikrofonuna önemli değerlendirmelerde bulundu.
Yiğit, Müslümanlara Mescid-i Aksa'nın kapılarını kapatan İşgal rejiminin burada yapmaya çalıştığı asıl şeyin, Kudüs üzerindeki egemenliğini pekiştirmek istemesi olduğunu kaydetti.
"İşgal rejimi, Kudüs üzerindeki stratejik emellerini gerçekleştirmeyi hedeflemekte"
Yiğit, işgal rejiminin Mescid-i Aksa’yı Müslümanlara kapatmasıyla ulaşmak istedikleri emellere dikkat çekerek, "Mescid-i Aksa'yı kapatan işgal rejiminin yapmaya çalıştığı şey, Kudüs üzerindeki stratejik emellerini gerçekleştirmektir. Bunu şöyle değerlendirebiliriz: Müslümanlar nezdinde Mescid-i Aksa kutsaldır ve Kudüs'te yer almaktadır. Bu stratejik hamle aslında güvenlik ve idari meselenin dışında çok farklı boyutları barındıran bir konudur. Bu konular nelerdir? Uluslararası hukuk, dini özgürlükler ve çatışma alanı olarak değerlendirilmesi gereken önemli bir meseledir. Diğer bir husus olarak Filistinliler nezdinde bakıldığında, Mescid-i Aksa Filistinliler için aynı zamanda ulusal kimliğin simgesi ve direnişin sembolü haline gelmiş bir mekandır. Bu anlamda, Mescid-i Aksa'da oluşan bütün olaylar, Gazze'deki çatışmaları, Batı Şeria'daki protestoları ve özellikle bölgedeki gerilimleri arttıran, tetikleyen bir unsuru barındırmaktadır. Bu manada değerlendirildiği zaman, çatışmanın kıvılcım noktası olarak değerlendirebileceğimiz aslında kutsal bir mekandır." ifadelerini kullandı.
"Dünya üzerindeki bütün Müslümanlar nezdinde manevi bir değer taşımaktadır"
Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar için önemine kısaca değinen Yiğit, "Müslümanlar açısından Mescid-i Aksa öncelikle farklı özellikleri barındıran bir mekandır. Öncelikle ilk kıblemizdir. İslam'ın ilk dönemlerinde Müslümanların Kudüs'e yönelerek namaz kıldığı, daha sonra kıblenin Mekke'ye çevrildiği bilinmektedir. İkinci önemli husus, Mescid-i Aksa'nın Kudüs ve miraç hadisesiyle bağlantılı olmasıdır. Peygamber Efendimiz Aleyhisselam, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya getiriliyor ve buradan göğe yükseliyor. Dolayısıyla bu anlamda baktığımız zaman, dünya üzerindeki bütün Müslümanlar nezdinde manevi bir değer taşımaktadır. Üçüncü en önemli hususlardan biri de, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'den sonra ziyaret edilmesi gereken kutsal mekanlardan biri olmasıdır. Bu anlamda bakıldığı zaman, dünya Müslümanlarının buraya manevi bir değer biçmesi söz konusudur." şeklinde ifade etti.
Mescid-i Aksa’nın sık sık kapatılması veya baskınlara maruz kalması işgal rejimin Kudüs üzerindeki konumunu pekiştirmek istediğini vurgulayan Yiğit, "İşgal devletinin burada yapmaya çalıştığı şey aslında kendi Kudüs üzerindeki egemenliğini pekiştirmek istemesidir. Dolayısıyla 1967 sonrası statükoye bakıldığında, Müslümanlar burada ibadet edebiliyor, diğer dinlere mensup kişiler de burayı ziyaretgah olarak kullanabiliyor özelliği bulunmaktaydı. Ancak bundan sonraki en ufak bir değişiklik de burada gerilimlere neden oluyordu. Bu anlamda, aslında çatışmanın temel kıvılcım noktasının olduğu bir alan olarak değerlendirilebilir. Uzun vadeli değerlendirmelere bakıldığında bu statükonun aşamalı olarak güncellenebilir ve değiştirilebilir olduğunu israil, bütün İslam devletlerine ve dünyaya göstermeye çalışmaktadır." dedi.
"Kutsal mekanları korumaya yönelik diplomatik adımlar atılmalıdır"
İslam dünyasının ve özellikle halkların bu duruma karşı nasıl bir tavır alması gerektiğini aktaran Yiğit, şu ifadeleri kullandı:
"Burada özellikle hem siyasal anlamda hem toplumsal anlamda hem de bireysel anlamda Müslümanlara düşen belli başlı görevler bulunmaktadır: Siyasal anlamda, Birleşmiş Milletler ve İslam Birliği gibi teşkilatların kutsal mekanları korumaya yönelik diplomatik adımlar atması gerekmektedir. Toplumsal olarak özellikle Sivil Toplum Kuruluşları ve insani yardım kuruluşlarıyla birlikte Filistin'e yardımda bulunmaları ve onlara manevi destek sağlamaları gerekmekiyor. Bireysel anlamda da üzerimize düşen en temel görevlerden biri, kesinlikle Kudüs bilinci oluşturmak, doğru bilgiyi yaymak ve manevi dayanışma göstermektir. Bu, üzerimize düşen en temel görevlerden bir tanesidir."


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.