İşgal rejimine karşı açılan davalar İstanbul'da görülmeye başlandı
Çağlayan 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, aralarında Benjamin Netanyahu ve İtamar Ben-Gvir'in de bulunduğu 35 sanık yargılanıyor. 101 mağdurun temsil edildiği dava kapsamında sanıkların işkence, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma, deniz ulaşım araçlarının kaçırılması, soykırım ve insanlığa karşı suçlardan cezalandırılması talep ediliyor. Sabah saatlerinde başlayan duruşmada müşteki filo katılımcıları ve avukatları dinlenmeye devam ediyor.
Bu sabah başlayan ve devam eden duruşmalara ilişkin aktivistler ve müşteki avukatları, Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması düzenlendi.

"Peş peşe tarihi davalar açılmaya başlandı"
Davanın sürecine dair açıklama yapan Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) Başkanı Av. Enes Kafadar, evrensel yargı yetkisi kapsamında açılan davanın ilk duruşmasının görüldüğünü belirterek, "Gazze'de işlenen soykırım vicdanlarda derin yaralar açtı. Bu yaralar uluslararası toplumun adalet arayışını körükledi ve adalet arayışı daha önce hiç olmadığı kadar güçlü hale geldi. Bu gelişmeler neticesinde İsrail ve yetkilileri aleyhine hem uluslararası mahkemelerde hem de 'Evrensel Yargı Yetkisi' prensibiyle ulusal mahkemelerde peş peşe tarihi davalar açılmaya başlandı." dedi.

"Susturulmaya çalışılan hakikatler mahkeme tutanaklarına geçti"
Mahkemede görülen davanın yalnızca sivil insani yardım filolarına yönelik haksız müdahalelerin yargılandığı dar kapsamlı bir dava olmadığını belirten Kafadar, "İddianamede de net bir şekilde ifade edildiği üzere; bu eylemler, sivil nüfusa karşı yürütülen sistematik aç bırakma ve yok etme politikasının, yani doğrudan soykırım ve insanlığa karşı suçların açık denize uzanan bir parçasıdır. Bugün insani yardım filolarında bulunan ve suçtan zarar gören mağdurlar bizzat mahkeme heyeti huzurunda ifadelerini verdi ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan o ağır suçları, maruz kaldıkları eziyetleri tüm ayrıntılarıyla anlattılar. Yıllardır susturulmaya çalışılan hakikatler, şu an mahkeme tutanaklarına resmi olarak geçmektedir." diye konuştu.

"20 ülkede hukuki süreç sürüyor"
Filolara yapılan saldırıların ardından pek çok ülkede hukuki süreçleri başlattıklarını kaydeden Global Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Hukuk Danışmanı Av. Hüseyin Dişli, "Şu anda sadece 2025 yılındaki müdahalelerle, saldırılarla ilgili olarak 20 ülkede hukuki süreç devam ediyor. Bu süreçleri en önde götüren ülke Türkiye… 16 Ekim'de İtalya Roma Başsavcılığı bir basın bülteni yayınladı. Bizim burada söylediğimiz iddiaların gerçekliği orada da ifade edilmiş oldu. Roma Başsavcılığının ifadesine göre, Avrupa adli işbirliği kapsamında 11 Avrupa ülkesiyle beraber yeknesak bir delil sistemi kuruldu ve soruşturmalarda bir eşgüdüm sağlandı." şeklinde konuştu.

"Önemli sonuçlar alacağımıza inanıyoruz"
Filoya karşı işlenen suçların savcılığın iddianamesinde ifade edildiği gibi soykırım bağlamında ele alınması gerektiğini ifade eden Dişli, "26 Mayıs 2026 tarihinde Uluslararası Ceza Mahkemesine bir başvuruda bulunmuştuk. Bu dosyanın da ilerlemesiyle uluslararası yargıda da çok önemli sonuçlar alacağımıza inanıyoruz. Burada yapılan yargılama, uluslararası hukukta son derece geçerli ve bağlayıcı bir yargılamadır. Bu süreçler büyüyerek devam edecek." dedi.

"Gazze soykırım kampına dönüştürüldü"
Gazze için kullanılan 'açık hava hapishanesi' ifadesini doğru bulmadığını, hapishanede bile mahkumların temel yaşam koşullarına ulaşma haklarının olduğunu belirten Mavi Marmara Derneği Başkanı Beheşti İsmail Songür, "Uluslararası hukuka göre suçlu bir mahkumun bile 4 tane temel hakkı bulunur. Gıdaya, temiz suya, temiz havaya, hastalandığında ilaca ulaşma hakkı. Şu an Gazze'ye baktığımızda, gıdanın geçişine müsaade edilmiyor, temiz suyun geçişine müsaade edilmiyor, hastalara ilacın ulaştırılmasına müsaade edilmiyor. İsrail'in attığı zehirli gazlardan, bombalardan dolayı insanların temiz bir hava almasına bile müsaade edilmiyor. Şunu açıklıkla söylemek gerekiyor: Gazze bir açıkhava hapishanesi değil, bir soykırım kampıdır." diye konuştu.

"Netanyahu ve İsrail zulümlerin hesabını verecek"
Dünyada adalet bekleyen milyonların gözünün kulağının bu davada olduğunu hatırlatan Özgürlük Filosu katılımcılarından Milletvekili Sema Silkin Ün, mahkemeden çıkacak olan kararın siyonist işgal rejiminin cezasızlık algısına çok büyük bir adalet darbesi vuracağını söyledi.

Katil Netanyahu'nun yaptıklarının hesabını mutlaka bir gün vereceğine inandığını belirten Filistin'e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, bu davayı ve bundan sonra açılacak davaları hep beraber ciddiyetle takip edeceklerini kaydetti.

"Dava sonuna kadar takip edilmeli"
Bugün görülen davanın aslına kötü bir anlaşma ile kapatılan Mavi Marmara davasının devamı niteliğinde olduğunu vurgulayan MAZLUMDER Başkanı Av. Kaya Kartal, "O gün dava kapatılırken şehit yakınlarıyla, mağdurlarla, aktivistlere, avukatlarla mahkemeyi protesto edip cübbelerimizi salona bırakıp çıkmıştık. Davanın bu şekilde bitirilemeyeceğini, bunun bir virgül olduğunu söylemiştik. Neticede cezasızlıktan beslenen bir israil ile karşı karşıyayız. O tarihten sonra Gereke Gazze'de gerek farklı yerlerde işgal rejiminin zulümleri devam etti. 7 Ekim'den sonra da canlı yayınlarda izletilen bir soykırım ile karşı karşıya kaldık. Umuyoruz ki bu dava gereği gibi görülür ve işlevini yerine getirir. Artık bu cezasızlık psikolojisi sona erer ve işgalci israil rejimi, gerek Türkiye'de gerek dünyanın çeşitli coğrafyalarında devam eden davalarda cezalar alarak soykırımcı olarak yaftalanır. Bunun için avukatların, sivil toplumun, basının ve aktivistlerin bu davadan elini çekmemesi lazım. Bu davayı sonuna kadar takip etmemiz lazım." şeklinde konuştu.


Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.