Kuyumcu Aydoğan anlattı: Altın fiyatlarını belirleyen dört temel etken nedir?
Altın fiyatlarında son dönemde yaşanan hızlı yükseliş ve dalgalanmalar, altın yatırımcılarını tedirgin ederken, küresel piyasalardaki gelişmeler, doların seyri, faiz beklentileri ve jeopolitik riskler fiyatların yönünü etkiliyor. Yaşanan belirsizlik, özellikle düğün sezonunda altın almak zorunda olan vatandaşların yanı sıra birikimlerini altında tutan yatırımcıları da tedirgin etmeye devam ediyor.
Kuyumcu Feyzullah Aydoğan, son dönemde yukarı yönlü seyreden altın fiyatları, küresel piyasaların fiyatlamalar üzerindeki etkisi, vatandaşın bu süreçte dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin İLKHA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
"Ortadoğu'daki gelişmeler altın fiyatındaki hareketliliğin önemli nedenlerinden biri oldu"
Küresel piyasaların altın fiyatları üzerinde etkili olduğunu belirten Aydoğan, "Bugün ons altın yaklaşık 4 bin 400 dolar seviyesinde seyrediyor, son bir haftadır yükselişini sürdürüyor. Piyasalar ABD enflasyon verileri ile Fed'in faiz politikasına odaklandı. Türkiye'de 24 ayar gram altının uluslararası piyasa karşılığı da yaklaşık 6 bin 700, 6 bin 800 lira civarında. Altın fiyatını artık tek başına arz-talep ile açıklamak mümkün değildir. Birkaç temel faktör birlikte çalışıyor. Birincisi; ABD Merkez Bankası'nın faiz politikasıdır. Altın faiz getirmeyen bir varlık olduğu için ABD tahvil faizleri yükseldiğinde altının cazibesi azalabiliyor, faiz indirimi beklentisi güçlendiğinde ise altına talep artabiliyor. Şu anda ABD enflasyon verileri ve Fed'in gelecek dönemdeki faiz kararları piyasaların en önemli gündem maddelerinden biri. İkincisi; jeopolitik riskler. Savaşlar, İran-ABD gerilimi, enerji arzı ve özellikle Hürmüz Boğazı'na ilişkin riskler yatırımcıları güvenli liman arayışına yöneltebiliyor. Nitekim son dönemde Ortadoğu'daki gelişmeler altın fiyatındaki hareketliliğin önemli nedenlerinden biri oldu. Üçüncüsü; merkez bankalarının altın talebidir. Merkez bankalarının rezervlerinde altının payını artırması uzun vadeli fiyat açısından önemli bir yapısal destek oluşturuyor. Dünya Altın Konseyi'nin 2026 araştırmasında merkez bankalarının yüzde 89'u önümüzdeki 12 ayda küresel altın rezervlerinin artmasını beklediğini belirtiyor. Dördüncüsü; mevsimsel yükseliş talebi, Uzakdoğu ülkelerindeki düğün mevsiminin yaklaşmış olmasıdır. Çin, Hindistan gibi ülkelerde hala geleneksel düğünler devam ediyor ve fiziki altın eylül-şubat ayları arasında yapılan düğünlerin vazgeçilmezi olarak devam ediyor. Türkiye açısından ise uluslararası ons altın ve dolar/TL paritesi aynı anda önemlidir. Dolayısıyla ons altın yatay kalsa bile dolar/TL yükseliyorsa gram altın da yükselir." dedi.
"Düğün süreçlerinde ihtiyaca göre kademeli alım yapılmalı"
Altın borcu olanlar ve düğün hazırlığı yapanların dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin bilgi veren Aydoğan, "Burada yatırım ile ihtiyacı birbirinden ayırmak lazım. Borcu olan vatandaş, eğer borcun faiz maliyeti yüksekse, sırf 'Altın daha da yükselir' düşüncesiyle borcu kapatmak yerine elinde altın tutması doğru bir strateji değildir. Öncelik, yüksek maliyetli borcun azaltılması veya ödenmesi olmalıdır. Örneğin kişinin hem kredi kartı borcu var hem de elindeki parayla altın alıyorsa, altın getirisi borç maliyetini aşmalıdır. Düğün hazırlığı yapanlar açısından ise durum farklıdır. Eğer düğüne 3-6 ay gibi kısa bir süre kaldıysa, 'Altın düşer mi yoksa daha da yükselir mi?' şeklinde düşünmek yerine ihtiyaç duyulacak altının kademeli olarak alınması daha sağlıklıdır. Örneğin düğün için 100 gr altın gerekiyorsa ve fiyatın birkaç ay sonra ne olacağı bilinmiyorsa, bütün alımı tek güne sıkıştırmak ciddi risk taşır. Bunun yerine kademeli alım yapmak daha doğru olur. Uzak ihtiyaçlar için düzenli ve küçük miktarlı birikimlere devam etmek gerekir. Borç varsa maliyetine bakılmalı. Maliyet yüksekse önce yüksek maliyetli borcun ödenmesi tercih edilmelidir. Eğer borç altın ise mevsimsel fiyatlamaları takip ederek yılın en düşük seviyelerinden alım yaparak daha kolay bir ödeme takvimi yapılmalıdır." diye konuştu.
Dünya Altın Konseyi 2026 yılı sonu için ne tahmin ediyor?
Uzun vadeli yatırım aracı olarak altının "güvenli liman" tezine yönelik de konuşan Aydoğan, "Altının en önemli özelliği, bir şirketin veya devletin borç senedi olmamasıdır. Bu nedenle yatırım araçları içerisinde risklere karşı sigorta (güvenli liman) ve değer koruma aracı (enflasyona karşı) olarak önemli bir yere sahiptir. Fakat altını 'her durumda kazandıran yatırım' şeklinde görmek de doğru değildir. Altının, para gibi faiz geliri yoktur. Hisse senedi gibi temettü ödemez. Kısa vadede ciddi dalgalanabilir, yüksek fiyattan toplu alım yapan yatırımcı bir süre zarar yazabilir. Buna karşılık uzun vadede enflasyon, para birimlerine ilişkin güven sorunları, jeopolitik riskler ve finansal sistemdeki belirsizliklere karşı tasarruf yatırımları çeşitlendirmesinde önemli bir araçtır. Dünya Altın Konseyi'nin '2026 görünümünde de güçlü yatırım talebinin, zayıflayan mücevher talebini dengelemesi ve merkez bankası talebinin devam etmesi bekleniyor' şeklinde açıklaması oldu. Dolayısıyla altın, bütün tasarruf yönetiminin tek tercih değil; tasarrufun belli bir bölümünü korumak için kullanılan önemli bir değerdir." şeklinde konuştu.
Küçük yatırımcılara uzun vadeli ve dengeli yatırım tavsiyesi
Küçük yatırımcılara tavsiyelerde bulunan Aydoğan, "Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu, fiyat tahmini ile tasarruf stratejisinin birbirinden farklı olmasıdır. Bazı büyük kurumlar altın konusunda hâlâ olumlu beklentiler taşıyor. Örneğin JPMorgan'ın güncel araştırması, altının ons fiyatının 2026 sonuna doğru 6 bin dolar seviyesine ulaşabileceğini öngörüyor. Ancak kurum aynı zamanda gelecekteki talebin ve fiyat istikrarının Fed politikası ile jeopolitik gelişmelere bağlı olduğunu da vurguluyor. Öte yandan piyasa tek yönlü değil… Temmuz sonunda Financial Times, 2026'nın ilk döneminde merkez bankası altın alımlarındaki yavaşlamanın fiyat üzerinde baskı oluşturabileceğine de dikkat çekti. Dolayısıyla küçük yatırımcı, 'Altın kesin yükselecek' diye bütün parayla altın alması da 'Altın çok yükseldi, artık alınmaz' deyip saf dışı kalması da doğru değildir. Bunun yerine geri çekilen fiyatlamalardan alım yaparak uzun vadeli düşünmelidir." dedi.
"Altının uzun vadedeki seyri hala güçlü"
Gram ve çeyrek altında arz-talep dengesinin düğün, nişan, sünnet ve sosyal gelenekler nedeniyle değişebildiğini aktaran Aydoğan, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Külçe altın (gram altın) ve sarrafiye ürünleri satışları fiyat hareketlerine ve mevsime dayalı inişli çıkışlı olsa da satışlar hayli yüksek sayılabilir. Buna karşılık yüksek fiyatlar ve değişen tasarruf bilinci takı/mücevher talebinin miktarını baskılamış oldu. Bu çok önemli bir noktaya işaret ediyor. Fiyat yükseldikçe vatandaşın altına olan ilgisi devam ediyor, fakat aynı vatandaş daha az gram altın satın alabiliyor. Yani yüksek fiyat ortamında talep bitmiyor ama talebin niteliği de değişiyor. Sonuç olarak, günümüzde altının uzun vadedeki seyri hala güçlü ama kısa vadede fiyat oldukça hareketli. Bu nedenle küçük yatırımcı, borçla altın almamalı, düğün gibi kesin bir altın ihtiyacı varsa alım zamana yayılmalı, tek seferde bütün parayı altına bağlamamalıdır. Gram/çeyrek alımında alış-satış makası mutlaka dikkate alınmalıdır. Kısa vadeli ihtiyaç parası altına yatırılmamalı, uzun vadeli birikimde kademeli alım düşünülmelidir. Ons altın kadar dolar/TL'nin de gram altın açısından belirleyici olduğu unutulmamalıdır. En önemlisi de 'Altın fiyatı yükseldi, atık alınmaz' demek yerine tasarruf ve gelecekteki ihtiyaçlar için altın almak daha doğru olabilir."
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.