Mardin çarşı esnafından ahilik çağrısı: Esnaflığın temelinde güven, dürüstlük ve sadakat vardır
Mardin'in tarihi çarşılarında yıllardır esnaflık yapan ustalar, geçmişten günümüze aktarılan ahilik geleneğinin önemine dikkat çekerek meslek ahlakının yeniden güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
İLKHA muhabirine konuşan çarşı esnafı, esnaflığın yalnızca alım satımdan ibaret olmadığını, aynı zamanda güven, sadakat, dürüstlük, dayanışma ve helal kazanç üzerine kurulu bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti.
Yaklaşık yarım asırdır çarşı kültürünün içinde bulunan esnaflar, geçmişte usta-çırak ilişkisiyle sürdürülen meslek geleneğinin bugün ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti. Büyük marketlerin yaygınlaşmasıyla mahalle esnafının eski konumunu kaybettiğini, dijital satış ortamlarında güven sorunlarının arttığını ve gençlerin zanaatlara yönelmemesi nedeniyle usta yetişmediğini dile getiren esnaf, ahilik ilkelerinin yeniden benimsenmesi gerektiğini kaydetti.
Yaklaşık 50-55 yıldır Mardin çarşısında bulunduğunu, 38 yıldır da aktif olarak esnaflık yaptığını belirten Remzi Yağmurcu, esnaflığın kolay bir meslek olmadığını, özünde sadakat, samimiyet, dürüstlük ve doğruluğun bulunduğunu söyledi.
"Ahiliğin temelinde ilk olarak güven gelir"
Doğruluğun insanı başarıya ulaştıran en büyük etken olduğunu belirten Yağmurcu, "Yaklaşık 50-55 senedir bu çarşının içindeyim. Bu yıl itibarıyla esnaflıkta 38'inci yılımın içindeyim. Rabbim ömür verdikçe inşallah hak doğrultusunda esnaflığa devam etmeye çalışacağız. Esnaflık basit bir şey değildir. Esnaflığın özünde sadakat, samimiyet, dürüstlük ve doğruluk vardır. Bunların temelinde ise doğruluk bulunur. Doğruluk, insanı başarıya ulaştıran en büyük etkendir. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hadislerinde, 'Kurtuluş doğruluktadır.' buyurmuştur. Maalesef içinde yaşadığımız günlerde, özellikle son zamanlarda sadakat giderek azalıyor. Güven vermesi gerekenler güvenilmez, güvensiz olanlar ise kendilerine güvenilir bir yer edinir hâle geldi. Peygamberimizin hadisleri doğrultusunda yaşamaya çalışan, güvenilir insanlar maalesef toplumda artık eskisi kadar yer bulamıyor." dedi.
"Esnaf olarak samimi, dürüst ve doğruluktan yana olanların sayısı çok az"
Geçmişte Osmanlı'nın toplumsal ve ekonomik yapısında önemli bir yere sahip olan ahilik geleneğinin günümüzde yeterince yaşatılmadığını belirten Yağmurcu, "Ahilik konusu çok önemlidir. Osmanlı'nın yükselmesinde en büyük etkenlerden biridir. Maalesef bugün esnafımızın binde biri bile ahilik prensiplerini takip edebiliyor. Ahiliğin temelinde ilk olarak güven gelir. İnsanlardaki güven duygusu maalesef azaldı. Esnaf olarak samimi, dürüst ve doğruluktan yana olanların sayısı çok az. Doğruyu söylediğiniz zaman bile kabul görmüyorsunuz. Hatta çevrenizdeki diğer esnaflar arasında yalnız kalıyorsunuz. Hazreti Ali radıyallahu anhın, 'Cahillerin çoğaldığı yerde âlimler yalnız kalır.' sözü bu durumu çok güzel anlatıyor. Dürüst, samimi ve güvenilir esnaf da çevresinde güven vermeyen insanlar çoğaldığında maalesef yalnız kalıyor." ifadelerini kullandı.
Büyük marketler mahalle esnafını yalnızlaştırıyor
Yağmurcu, büyük marketlerin ve şirketlerin yaygınlaşmasının mahalle ve çarşı esnafını olumsuz etkilediğini dile getirerek, "Büyük şirketler ve büyük marketler açıldıkça mahalle ve çarşı esnafı yavaş yavaş izole olmaya başladı. Bu büyük marketler insanlara güven vermek yerine maalesef onları en başta sıkıntıya sokan, zor duruma düşüren unsurların başında geliyor." diye konuştu.
"En büyük nimet sadakat, dürüstlük ve güvendir"
Yeni neslin esnaflığa bakışı ve mesleği devralacak çırak bulma konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını ifade eden Yağmurcu, "Bu konuda zorluklar çok. Dürüst yaşamak, dürüst bir hayat sürdürmek gerçekten zorlaştı. Bu yolda olan insanlara çok nadir rastlanıyor. Şimdiki esnafımızın büyük bölümü günübirlik yaşıyor, günübirlik kazanç peşinde koşuyor. İleriye dönük, kendi yerine bırakabileceği dürüst bir insan bulabilenlerin sayısı maalesef çok az. İnsan, kendisinde bulunmayan bir sermayeyi başkasına aktaramaz. En büyük nimet ise sadakat, dürüstlük ve güvendir. Güvenin olmadığı bir yerde o mesleğin devam etmesi de artık uçurumun kenarında yürümek gibidir." dedi.
Dijitalleşme ticarette güven sorununu artırıyor
Dijitalleşmenin ve internet üzerinden satışın giderek yaygınlaştığını belirten Yağmurcu, yüz yüze alışverişteki güven ilişkisinin dijital ortamlarda aynı şekilde kurulamadığını ifade etti.
Yağmurcu, "Dijitalleşme insanlar arasında giderek daha fazla rağbet görüyor. Ancak dijital ticaret ortamlarında maalesef yanıltıcı uygulamalar da mevcut. Birebir gördüğünüz bir eşya ile dijital ortamda gördüğünüz eşya birbirinden çok farklı olabiliyor. Bugün bir esnafın mesleğini ahlakıyla sürdürürken karşılaştığı en büyük zorluklardan biri dürüstlük ve doğruluktur. Dürüstlük, maalesef içinde yaşadığımız şu dönemde kabul gören, ancak giderek daha nadir rastlanan bir değer haline geldi."
Esnafa son olarak ahilik geleneğine dönme çağrısında bulunan Yağmurcu, meslek ahlakından uzaklaşmanın gelecekte çok daha büyük sorunlara yol açacağını belirterek şunları söyledi:
"Ahilik anlamında mevcut esnafların kendi asıllarına dönmelerini içtenlikle diliyorum. Ancak maalesef geri dönmek yerine bu değerlerden uzaklaşma eğilimi toplumumuzda hâkim durumda. Bu, esnaflığın gelecekte alacağı en büyük darbelerden biri olacaktır. Tarihte toplumlara büyük dersler veren pek çok örnek yaşanmıştır. Ahilik prensiplerine bağlı kalmadan mesleğini sürdüren milletler, toplumlar ve insanlar da bunun bedelini mutlaka ödeyecektir."
"En ideal esnaflık, helal kazançtır"
Mardin çarşısında yaklaşık 50 yıldır terzilik yaptığını belirten Ahmet Acar ise meslek hayatına henüz 6 yaşındayken amcasının yanında çırak olarak başladığını anlattı.
Ailesinin maddi imkansızlıkları nedeniyle eğitim hayatını erken bırakmak zorunda kaldığını belirten Acar, buna rağmen küçük yaşta başladığı mesleğinden memnun olduğunu ve ailesinden aldığı dürüstlük terbiyesiyle esnaflığını sürdürdüğünü söyledi.
Acar, "Yaklaşık 50 yıllık çarşı esnafıyım, terziyim. Küçüklüğümden beri bu mesleğin içindeyim. Amcamın yanında büyüdük. Esnaflığa 6 yaşında çırak olarak başladım. Okul önlüğümü dükkânda giydim. Beni esnaflığa yönelten durum maddi imkânsızlıklardı. Altı-yedi kardeştik. Babamızın maddi durumu iyi olmadığı için bizi fazla okutamadı. İkinci veya üçüncü sınıfa kadar okuduktan sonra esnaflığa başladık. Ancak mesleğimizden memnunuz, iyi ki de bu mesleğe başlamışız. Ailemiz bizi terbiyeli yetiştirdi, dürüstlüğü öğretti. Allah annemizden ve babamızdan razı olsun. Bizi çok iyi yetiştirdiler. Biz de onların verdiği terbiye doğrultusunda esnaf olduk." ifadelerini aktardı.
Ahiliğin esnaflar arasında dostluk, dayanışma ve helal kazanç anlayışını temsil ettiğini belirten Acar, "Ahilik çok güzel bir şeydir. Esnaflar arasında dostluğun ve dayanışmanın olması anlamına gelir. Helal kazanç için çalışmak çok güzeldir. En ideal esnaflık, helal kazançtır. Eskisi kadar ahilik kalmadı. Dürüstlük azaldı. Oysa dürüstlük rızkı bereketli kılar, kazancın bereketini artırır. Allah'a binlerce şükür olsun, hala bu yolda olan esnaflarımız var." ifadelerini kullandı.
Acar, Müslüman bir esnafın taşıması gereken özelliklere de değinerek, "Bir esnaf öncelikle samimi ve dürüst olmalı, mesleğinde kendini geliştirmiş, işinin ehli ve sanatkâr olmalıdır. İnsan bir sanatkâr değilse esnaflığı da eksik kalır. Mutlaka bir mesleği, bir zanaatı olmalıdır. Herkes mal alıp satarak esnaf olabilir ama üretim çok önemlidir. Ben şalvarları ve kasketleri kendim dikiyorum. Hepsi el emeği, göz nurudur. Esnaf olarak birbirimize yardımcı olmalı, samimi davranmalı ve dayanışma içinde olmalıyız." dedi.
Çırak yetişmiyor, geleneksel meslekler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
Günümüzde çırak bulmakta büyük sıkıntı yaşadıklarını belirten Acar, gençlerin zanaatlara yönelmemesi nedeniyle usta-çırak geleneğinin giderek kaybolduğunu ifade etti.
Geçmişte her dükkânda çok sayıda çırağın yetiştiğini, bugün ise bu tablonun tamamen değiştiğini anlatan Acar, şöyle konuştu:
"Şu anda kimse çırak yetiştiremiyor. Yazın okullar tatil olduğunda ailelere çocuklarını yanımıza bırakmalarını söylüyoruz ama gelen olmuyor. Gençlerin elinde telefon var, kimse çırak olmaya gelmiyor. Bu nedenle usta yetişmiyor. Şu anda çarşıda tezgahının başında kalan 4-5 arkadaşız. Eskiden her dükkânda 6-7 çırak bulunurdu. Amcam benim ustamdı. Onun yanında 5 çırak olarak yetiştik. Şimdi ise durum tamamen değişti. Maalesef kimse çocuğunu bu mesleklere yönlendirmiyor. Esnaflara çağrım; öncelikle dürüst ve samimi olmak gerekiyor. Ahilik kültürünü yaşatmak, birbirimize yardımcı olmak ve helal kazanç için çalışmak zorundayız."


Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.