Prof. Dr. Poyrazoğlu: Taklit ve tağşişi kanun boşlukları nedeniyle önleyemiyoruz
Gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş, alınan önlemlere, yapılan denetimlere ve uygulanan cezalara rağmen gündemdeki yerini koruyor.
Siirt Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ender Sinan Poyrazoğlu, gıda sahtekârlığının neden önlenemediğini, denetimlerin nasıl yürütüldüğünü ve mevcut sistemdeki aksaklıkları değerlendirdi.
Laboratuvarların gelişmiş analizleri yapabilecek kapasitede olduğunu, Tarım ve Sağlık Bakanlıklarının gerekli önlemleri aldığını ancak bazı işletmelerin kanun boşluklarından yararlanarak faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Poyrazoğlu, taklit ve tağşişin yalnızca denetimle önlenemeyeceğini, bunun aynı zamanda bir vicdan meselesi olduğunu söyledi.
"Laboratuvarlarımız dünyanın en gelişmiş analizlerini yapabilecek düzeyde"
Gıda güvenliği konusunda Türkiye'nin teknik imkânlarının yeterli olduğunu belirten Poyrazoğlu, bütün önlemlere rağmen taklit ve tağşişin devam etmesini kanun boşluklarından yararlanılmasına bağladı.
Poyrazoğlu, "Taklit ve tağşişi önleyemiyoruz maalesef. Yıllardır bu böyle. Normalde Tarım Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız her türlü önlemi alıyor. İnanın, bizim laboratuvarlarımız şu anda dünyadaki en gelişmiş analizleri yapabilecek düzeyde. Ancak ne yazık ki biz gıdalarda taklit ve tağşiş yoluna gidiyoruz. Biraz da insanlar kanunun açıklarından yararlanarak, maalesef bir yolunu bulup bunu yapıyorlar. Yoksa hem idari para cezası hem de bu olaylar devam ettiğinde hapis cezası bile var. Peki, insanlar bunu nasıl yapıyor? Örneğin benim duyduğum kadarıyla firma adını değiştiriyor, çalışma sistemini değiştiriyor ama aynı işi yapmaya devam ediyor. Her insanın başına, suç işlemesini önlemek için bir polis dikemezsiniz. Vicdanlı olacaksınız. Vicdanınız kötülük yapmanıza engel olacak." dedi.
"Lokanta sahibi bilmeden tağşiş yapabiliyor"
Taklit ve tağşişin her zaman ürünü satan işletme tarafından bilinçli şekilde yapılmadığına dikkat çeken Poyrazoğlu, kasaptan alınan kıymaya sakatat karıştırılması üzerinden çarpıcı bir örnek verdi.
Poyrazoğlu, "Bakın, kimisi taklit ve tağşişi bilerek yapıyor, kimisi de bilmeden yapıyor. Siz bir lokanta sahibisiniz. Kasaptan kıyma alıyorsunuz. Kıymayı size gönderen kişi, içine sakatat katıp kıyma hâline getirerek veriyor. Lokanta sahibi olarak siz bunu bilmeyebilirsiniz. Dolayısıyla lokanta sahibi bu tağşişi bilmeden yapıyor ama kasap bunu bilerek yapıyor. Bazen de her ikisi ortak hareket edebilir. Yani fiyatını ona göre ayarlıyor, lokanta sahibi de bunu biliyor. Netice itibarıyla bu işi engelleyemiyorsunuz. Ülkemizin sahip olduğu insan gücü ve imkânlar çok daha iyisini üretebilecek düzeyde. Bu örnekleri size çoğaltabilirim. Taklit ve tağşişin bir türlü önlenememesinin nedeni de budur. Kanun boşlukları kullanıldığı için önüne geçilemiyor. Yoksa bizim ziraat mühendisimiz, gıda mühendisimiz, veteriner hekimimiz inanın canla başla çalışıyor, elinden geleni yapıyor." ifadelerini kullandı.
"Büyük firmalar çok daha hassas denetleniyor"

Denetimlerin yetersiz olduğu yönünde yanlış bir algı oluşmaması gerektiğini belirten Poyrazoğlu, küçük işletmelerle büyük firmaların denetim süreçlerindeki farklılıklara dikkat çekti.
Poyrazoğlu, "Denetimler bence son derece güzel. Verilen cezalar da takip ediliyor. Özellikle şöyle bir yanlış algı oluşmasın: Büyük firmalar özellikle takip ediliyor. Küçük firmalara belki, 'Bak, bunu yapma. Bir dahaki gelişimize kadar şu eksiğini gider.' denebiliyor. Ama büyük firmalarda böyle bir durum yok. Çünkü bünyelerinde kimya mühendisi, gıda mühendisi, yerine göre veteriner hekim çalıştırıyorlar. Yani açıkta kalan bir şey yok. Her şeyi bilmek zorundalar. Bu nedenle büyük firmalara yönelik denetimlerde çok daha hassas davranılıyor. Sahtekârlıktan ne kazanç elde edeceksiniz? Kısa dönemde kazanç elde edebilirsiniz. Örneğin bir insanı bir kere kandırırsınız. Ondan sonra ben, sahtekârlık yapılmış bir ürün olduğunu tespit ettiysem bir daha o ürünü almam." dedi.
"Kanunun açıklarını çok iyi biliyorlar"
Milyonlarca liralık para cezaları ve hapis yaptırımlarının bulunduğunu hatırlatan Poyrazoğlu, bazı kişilerin çeşitli bağlantılar aracılığıyla bu yaptırımlardan kurtulabildiğine ilişkin duyumlarını paylaştı.
Poyrazoğlu, "Cezalar caydırıcı tabii. Ancak bu işi yapanlar kanunun açıklarını çok iyi biliyorlar. Bir şekilde işin içinden çıkıyorlar. Yoksa cezalar caydırıcı değil diyemeyiz. Bugün milyonlarca lira ceza yiyebiliyor, hapis yatabiliyorsunuz. Ama siz kötü niyetli bir insansınız. Maalesef duyduğum için söylüyorum; siyasi bir tanıdığınız varsa, önemli bir mevkide tanıdığınız bulunuyorsa bu cezalardan da bir şekilde, zaman zaman kurtulabiliyorsanız taklit ve tağşişin önüne geçilemiyor. Özellikle halk sağlığının tehdit edilmemesi lazım." ifadelerini kullandı.
"Denetçilerin motivasyonu olumsuz etkilenebilir"
Aynı işletmelerin tekrar tekrar benzer usulsüzlükleri gerçekleştirebilmesinin denetim görevlilerinin çalışma motivasyonunu etkileyebileceğini belirten Poyrazoğlu, mevcut sistemdeki boşluklara dikkat çekti.
Poyrazoğlu, "Denetim sisteminin başarısını etkilemiyor ama denetleyen insanların motivasyonunu etkiliyor olabilir. Yani 'Ben o kadar gidiyorum, yakalıyorum, ceza kesiyorum ama değişen bir şey yok.' düşüncesi hâkim olabilir. İşte bu da kanundaki açıklardan kaynaklanıyor. Bunu yapanlar biliyorlar. Bir şekilde bu işin içinden çıkıyorlar. Aksi takdirde nasıl devam ettirebilirler? Mümkün değil. Kanun, bu insanları yaptıkları işten men ediyor. Buna rağmen devam ediyorlar. Nasıl devam ediyorlar? Dedim ya, ya firmanın adını değiştiriyorlar ya da kendi adlarını değiştiriyorlar." dedi.
"Sadece firma adı değil, şahısların isimleri de açıklanmalı"
Taklit ve tağşiş yapanların yalnızca firma isimleriyle ifşa edilmesinin yeterli olmayacağını savunan Poyrazoğlu, sorumlu kişilerin isim ve soyisimlerinin de kamuoyuna açıklanmasının caydırıcı olabileceğini söyledi.
Poyrazoğlu, "Şöyle bir şey olabilir mesela: Tarım Bakanlığı, ayıplı ürün üreten firmaları ifşa ediyor. Sadece firma adını veriyor. Bence bu firmaların yanı sıra, bu işi yapan şahısların da bizzat isimlerinin, hatta soyadlarının açıklanması, en azından bu işi yapan insanlar üzerinde etkili olacaktır. Farz edelim ki ben bir kötülük yaptım. 'Ender Poyraz böyle bir sağlıksız üretim yapmıştır.' diye billboardlara yazacaklar. Bakın o zaman nasıl işimi engellerim! Ya da denetleyen kişinin bir yakınımın işime devam ettiğini bilmesi hâlinde bunu bir şekilde tespit etmesi mümkün olabilir. Çünkü ben firmanın adını değiştirmiş olsam bile şahsım üzerinden tespit edilebilirim. Yani bir şekilde bunun önüne başka türlü geçilmez."


Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.