Şanlıurfa’da ‘Temiz Ekran Hareketi’ için ortak basın açıklaması yapıldı

Şanlıurfa’da ‘Temiz Ekran Hareketi’ için ortak basın açıklaması yapıldı
Şanlıurfa’da çok sayıda sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen “Temiz Ekran Hareketi” basın açıklamasında, televizyon ve dijital platformlarda şiddet, bağımlılık ve ahlaki yozlaşmayı normalleştiren içeriklere karşı toplumsal farkındalık çağrısı yapıldı.

Şanlıurfa’da aile yapısının korunması, çocukların zararlı içeriklerden uzak tutulması ve toplumsal değerlerin muhafaza edilmesi amacıyla “Temiz Ekran Hareketi” kapsamında ortak basın açıklaması düzenlendi.

Şanlıurfa Aile Platformu ile Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları Platformu öncülüğünde gerçekleştirilen program, Cuma namazı sonrası Dergâh Camii’nde yapıldı.

Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen açıklamada, ekranlar üzerinden yayılan kültürel yozlaşmaya karşı toplumsal duyarlılık çağrısı yapıldı..

“Ailemiz, çocuklarımız ve geleceğimiz için ekranımıza sahip çıkıyoruz” sloganıyla gerçekleştirilen programda, şiddeti, bağımlılığı ve ahlaki yozlaşmayı normalleştiren içeriklerin toplum yapısını olumsuz etkilediği vurgulandı.

Basın açıklamasında özellikle çocukların ve gençlerin dijital içeriklerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekilerek, daha sorumlu bir yayın anlayışının benimsenmesi gerektiği ifade edildi.

Ayrıca sorumlu ve sağduyulu reklam verenlerin boykot edilen firmaların dümen suyundan çıkması gerektiği vurgulandı. Reyting ve reklam gelirini tek ölçüt olmaktan çıkaran düzenlemelerin yapılması, zararlı içeriklere karşı daha etkin denetim mekanizmalarının işletilmesi ve aile ile çocuk dostu içeriklerin güçlü şekilde teşvik edilmesi çağrısında bulunuldu.

Temiz Ekran Hareketi sorumlu yayıncılık çağrısı, toplum mühendisliğine geçit vermeme kararlılığı ve aileyi, nesilleri, milletin geleceğini koruma iradesi olduğu ifade edildi.

Açıklamanın sonunda ise, ‘Ecdadımız dün işgale kalkışanlarla azimle mücadele etti ve bize bu cennet vatanı emanet etti. Bugün ekranlar üzerinden kültürel işgale yeltenenlerle de aynı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Bu sorumluluk hepimizindir. Ne tek bir karış toprağımızı ne de tek bir evladımızı vermeyeceğiz.’ denildi.

Ayrıca sosyal medya üzerinden sivil toplum kuruluşları, meslek birlikleri, oyuncular, yapımcılar, senaristler, kanaat önderleri ve münevverlerin ‘Temiz Ekran Hareketi’ manifestosunu paylaşacağı belirtilerek tüm vatandaşlar bu manifestoyu paylaşmaya ve destek vermeye davet edildi.” ifadeleri kullanıldı.

“Bu mesele milli güvenlik meselesidir”

Ekranlar üzerinden yapılan şeyin kültürel emperyalizmin işgal girişimi olduğunu belirten Ahmet Mevlüt Balıkçı, “Aziz Milletimiz! Ülkemizin önde gelen sivil toplum platformları 81 ilimizde bu ortak açıklamayı hep beraber yapıyor. Bugün 15 Mayıs. Emperyalist devletler ve uşakları tarafından 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali üzerine Anadolu’nun dört bir yanında bir milletin bağımsızlık mücadelesi başladı. Günümüzde ise kültürel emperyalizmin işgal girişimi ile karşı karşıyayız. Artık tehlike ekranlar üzerinden geliyor. Hedefte; çocuklar, zihinler, değerlerimiz ve geleceğimiz var. Ekranlar üzerinden evlerimizin ortasına saçılan kültürel emperyalizm saldırıları ile aile zayıflatılmakta, çocuklarımızın zihinleri ve kalpleri darmadağın edilmekte, değerler ayaklar altına alınmakta, şiddet ve bağımlılıklar normalleştirilmekte, mahremiyet sistematik biçimde aşındırılmaktadır. Bu mesele ne yalnızca bir yayıncılık tercihi ne de basit bir reyting yarışı meselesidir. Bu mesele, toplumsal yapının çözülmesi ve nesillerin kaybedilmesi meselesidir. Bu mesele milli güvenlik meselesidir. Şiddetin, suçun ve mafyanın özendirilmesini istemiyoruz. Bağımlılıkların normalleştirildiği yapımlar istemiyoruz. Aileyi değersizleştiren senaryolar istemiyoruz. Mahremiyeti ihlal eden televizyon programları istemiyoruz. Reyting uğruna değerlerimizin ayaklar altına alınmasını istemiyoruz. Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyen içerikler istemiyoruz. Temiz ekran hareketi kapsamında başta RTÜK ve İletişim Başkanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlar göreve, yayıncı kuruluşlar ise sağduyuya ve kültürel işgale geçit vermemeye davet ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Balıkçı, açıklamasında, Gazze’de soykırım uygulayan siyonist rejimin destekleyen firmaların yüksek reklam bütçeleriyle yayıncı kuruluşlar üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek, medya ve sosyal medyanın savaş cephesi ilan edildiği bir dönemde bu baskı zincirinin kırılması gerektiğini ifade ettii.

“Bizi bir arada tutan değerlerimizdir”

Toplumsal değerlerimizin aileyi bir arada tutan en kıymetli şey olduğunu belirten Haşim Bingül, “Ekranlar Hepimizin. Gelecek Hepimizin. Bizler ülkemizin, gönül ve kültür bağına sahip olduğumuz milletlerin ve nihayetinde tüm insanlığın barış, huzur ve güven ikliminde geleceğini teminat alma çabasında buluşan akademisyenler, münevverler ve sivil toplum kuruluşlarıyız. Hepimiz bir aileden geliyoruz. Hepimiz çocuk yetiştiriyoruz, kendimizi çocuklarımızın geleceğinden sorumlu görüyoruz. Hepimiz toplumumuzun yarınlarını en güzel şekilde inşa etmeyi istiyoruz. Bu toplum; tarihinden, kültüründen ve köklü millî-manevî değerlerinden beslenen bir medeniyetin devamıdır. Bizi bir arada tutan bu değerler; aileyi, nesli ve toplumsal dayanışmayı ayakta tutan en güçlü zemindir. Dijital ve konvansiyonel ekranların fertler ve toplum üzerindeki etkisini dikkate alarak aileyi, çocukları ve toplumsal değerleri koruyan daha sağlıklı bir medya ve teknoloji ekosistemi oluşturmayı hedefleyen ortak bir toplumsal çağrıdır. Bu hareket; yasaklayıcı değil, sorumluluk çağrısı yapan, ayrıştırıcı değil, ortak paydada buluşturan, tepkisel değil, yapıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşıma sahiptir. Tek bir görüşün, kurumun ya da kesimin değil, çocukların sağlıklı gelişimini, ailenin güçlenmesini ve toplumun geleceğini önemseyen herkesin ortak zeminidir. Bu zemin; millî ve manevî değerlerden beslenen, toplumsal birlik ve dayanışmayı esas alan, özgürlük ile sorumluluk arasında denge kuran bir anlayış üzerine kuruludur. Ekranların dönüştürücü gücünün farkında olan, bu gücün toplumu zayıflatacak değil güçlendirecek şekilde kullanılmasını savunan, içerik üreticilerden izleyicilere kadar herkesin sorumluluğunu hatırlatan bir farkındalık ve birlikte hareket çağrısıdır. Bu hareket; toplumsal çürümeye, kültürel kurumaya karşı bir duruş olduğu kadar aynı zamanda modern çağın yıkıcı etkilerine karşı toplumsal dayanıklılığı artırmak için bir inşa çağrısıdır.” şeklinde konuştu.

“Güçlü aileler sağlıklı ve huzurlu fertlerden oluşur”

Özgürlüğün toplumsal sorumlulukla önem kazanacağını söyleyen Bingül, “Bugün ekranlar yalnızca eğlence aracı değil; zihinleri şekillendiren, davranışları etkileyen, değerleri dönüştüren güçlü bir ekosistemin yansımasıdır. Bu nedenle mesele yalnızca ‘ne izlediğimiz’, ‘neye maruz kaldığımız’ değil, nasıl bir toplum olmak istediğimizdir. Bizler; çocukların yaşına uygun, güvenli ve geliştirici içeriklere erişmesini, gençlerin umut, sorumluluk ve üretim duygusuyla büyümesini, aile bağlarının güçlenmesini, toplumda saygı, güven ve birlikte yaşama kültürünün korunmasını savunuyoruz. Çünkü biliyoruz ki dirençli bir toplum güçlü ailelerden, güçlü aileler sağlıklı ve huzurlu fertlerden oluşur. Bu zincirin korunması; millî ve manevî değerlerin nesiller arasında aktarılmasıyla mümkündür. Değerlerinden kopan toplumlar yönünü ve direncini kaybeder. Ekranlar özgür olduğu kadar yayınlarının ve içeriklerinin sosyal etkilerinden de sorumludur. Biz; ifade ve sanat özgürlüğünü, çeşitliliği ve farklı anlatıları önemsiyoruz. Ancak aynı zamanda şunu savunuyoruz: Özgürlük, toplumsal sorumlulukla birlikte anlam kazanır. Bu sorumluluğun temelinde ise toplumun ortak vicdanını oluşturan millî ve manevî değerler yer alır. Bu değerler; sınır koyan değil, yön veren ve denge kuran bir referans çerçevesidir. Bugün içerik üretiminde ve yayıncılıkta izlenme oranları önemli bir veri olmakla birlikte tek belirleyici ölçüt haline gelmemelidir. Toplumsal etkisi yüksek olan ekran içerikleri; yalnızca kısa vadeli izlenme performansına göre değil, uzun vadeli sosyal etkileri, çocuklar ve gençler üzerindeki sonuçları ve toplumsal değerlerle uyumu gözetilerek değerlendirilmelidir. Çünkü yüksek izlenme oranı; her zaman toplumsal faydayı, sağlıklı gelişimi veya doğru yönlendirmeyi garanti etmez.” ifadelerine yer verdi.

“Bu mesele toplumun tamamının sorumluluğudur”

Son olarak STK temsilcileri olarak taleplerini ileten Bingül, “İçerik değerlendirme ve karar mekanizmalarında izlenme oranlarının tek belirleyici kriter olmaktan çıkarılması, aile ve çocuk dostu içeriklerin artırılması, yaş sınıflandırmalarının etkin uygulanması, zararlı davranışların özendirilmemesi, toplumsal birlik ve sorumluluk duygusunu güçlendiren içeriklerin desteklenmesi, millî ve manevî değerlerle uyumlu, kültürel sürekliliği destekleyen içeriklerin teşvik edilmesidir. Bu mesele yalnızca kamu kurumlarının ve yayıncı kuruluşlarının değil; ailelerin, STK’ların ve toplumun tamamının sorumluluğudur. Çünkü ekran izleyiciyi, izleyici toplumu ve nihayetinde geleceği etkiler. Ekranların temizliği toplumun sağlığıdır. Toplumun sağlığı ise geleceğimizin teminatıdır. Çünkü bu topraklarda aile sadece bir birliktelik değil, aynı zamanda bir değer aktarım zinciridir. Bu zincirin taşıyıcısı millî ve manevî değerlerimiz, medeniyet mirasımızdır. Düşüncelerimizde, görüşlerimizde farklılıklarımız olabilir. Bu farklılıklar çocuklarımızın geleceğinin ortak olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu ortak geleceği korumak için ekranlara birlikte sahip çıkacağız.” dedi.

Şanlıurfa’da ‘Temiz Ekran Hareketi’ için ortak basın açıklaması yapıldı

Şanlıurfa’da ‘Temiz Ekran Hareketi’ için ortak basın açıklaması yapıldı

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.