BURAK Hanımlar Komisyonu Başkanı Gelembe: Kadınlara özel hastaneler alternatif değil, insani bir zarurettir

BURAK Hanımlar Komisyonu Başkanı Gelembe: Kadınlara özel hastaneler alternatif değil, insani bir zarurettir
Son dönemde hastanelerde yaşanan mahremiyet ihlallerini ve HÜDA PAR’ın "personelinin tamamı kadınlardan oluşan hastaneler kurulsun" teklifini değerlendiren Mukaddes Mekânları Tanıtma ve Kültür Derneği Hanımlar Komisyonu Başkanı Saadet Gelembe, mahremiyet talebinin ideolojik tartışmalardan uzak, temel bir insan ve hasta hakkı olduğunu vurguladı.

HÜDA PAR Aile Başkanı Aynur Sülün, son dönemde sağlık kuruluşlarında yaşanan mahremiyet ihlalleri ve kadın hastaların maruz kaldığı ayrımcılığın önüne geçilmesi için personelinin tamamı kadınlardan oluşan kadın hastalıkları ve doğum hastanelerinin kurulması çağrısında bulunmuştu.

Kadınların muayene, teşhis, ameliyat ve tedavi süreçlerinde kadın sağlık personeli talep etmelerinin çoğu zaman azarlanma, kınanma ve ayrımcılıkla karşılık bulduğunu belirten BURAK Hanımlar Komisyonu Başkanı Saadet Gelembe, HÜDA PAR’ın personelinin tamamı kadınlardan oluşan kadın hastalıkları ve doğum hastaneleri kurulması yönündeki talebine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Toplumsal baskıyla hasıraltı edilen bir yaraya parmak basıldı"

HÜDA PAR’ın bu teklifle toplumun kanayan bir yarasına temas ettiğini belirten Gelembe, hasta haklarının uluslararası düzeyde kabul görmüş temel insan haklarından biri olduğuna dikkat çekti.

Toplumda mahremiyet taleplerinin baskılandığını ifade eden Gelembe, "Evvela böyle bir talepte bulunulması ve toplumun bu konudaki yarasına parmak basılması çok takdire şayan. Çünkü bu, toplumsal baskıyla bastırılmış bir konu. İnsan hakları içerisinde eğitim ve sağlık hakkı olduğu gibi, sağlık hakkının içinde de hasta ve hekim hakları vardır. Ancak hasta mahremiyeti toplumda hep geri plana atıldı. Bu tercihte bulunan kadınlar çoğu zaman azarlama, kınama veya 'yobazsın, gericisin' gibi hakarete varan yaftalamalarla karşılaşıyor. Oysa ne kadar baskılarsak baskılayalım, hasıraltı edilmeye çalışılan her toplumsal yara bir yerden sonra su yüzüne çıkıyor." dedi.

"Kadınlar azarlanma korkusuyla tedavisini erteliyor veya merdiven altı yerlere yöneliyor"

Hastaların mahremiyetini teşhir eden ve alaya alan yaklaşımların hem hekimlik etiğine hem de hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Gelembe, yaşanan baskıların kadınları sağlık sisteminin dışına ittiğini söyledi.

Gelembe, "Kadınlarımız 'Doktor bana bakmaz, beni kınar, azarlar, ilgilenmez.' korkusuyla suskunluğa bürünüyor. Hem bu muameleye maruz kalmamak hem de mahremiyetini korumak adına hastaneye gitmeyip hastalığıyla kendi başına mücadele etmeye çalışan ya da ehil olmayan, merdiven altı yerlerden çare arayan hanımlarımız var. Personelinin tamamı kadınlardan oluşan hastanelerin kurulması, hastaların gönül rahatlığıyla başvuracağı güvenli bir ortam sağlayacak ve merdiven altı suistimallerin de önüne geçecektir." dedi.

"Bu mesele inanca veya ideolojiye indirgenemez; seküler bir insan da mahremiyetini korumak ister"

Sağlıkta mahremiyet talebinin sadece kadınlar veya dindar kesimlerle sınırlı tutulamayacağının altını çizen Gelembe, konuya çok boyutlu bakılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:

"Bu konuyu siyasi ve ideolojik boyuttan tamamen sıyırmamız gerekir. Bir insan seküler olabilir, hiçbir inancı da olmayabilir; ancak 'Bu benim bedenim, benim mahremim. Bedenimi tercih etmediğim bir hekime göstermek istemiyorum.' deme hakkına sahiptir. Nitekim Adana’daki olayda kadın hekim talep eden hanımefendi tesettürlü biri değildi ama mahremiyetini korumak istedi. Eğer başörtülü bir kadın olsaydı, belli kesimler bunu çok daha farklı yerlere çekecekti. İnsanların fıtri ve insani hassasiyetleri üzerinden ideolojik tartışma yürütmek art niyetliliktir, zulümdür."

"Sadece hastalar değil, hekimler de rahat edecek"

Tamamı kadın personelden oluşan hastanelerin bir zorunluluk değil, insani bir alternatif olacağını dile getiren Gelembe, bu adımın sağlık çalışanlarını da rahatlatacağını ifade etti.

Gelembe, "Erkek doktor veya hemşireden rahatsız olmayan vatandaşlarımız mevcut hastaneleri tercih etmeye elbette devam edecektir. Bu da saygı duyulması gereken bir tercihtir. Ancak mahremiyet hassasiyeti olanlar için bu alternatifin sunulması bir zarurettir. Üstelik bu uygulama hekimleri de rahatlatacaktır. Çünkü kadın hasta muayene sırasında kendini kastığında, çekindiğinde veya meramını anlatamadığında erkek hekim de görevini yaparken zorlanıyor. Hemşiresinden diğer personeline kadar herkesin kadın olduğu bir ortamda tedavi süreci psikolojik açıdan çok daha hızlı ve sağlıklı ilerleyecektir." ifadelerini kullandı.

"Erken teşhisi hızlandıracak ve nüfus artışına olumlu yansıyacak"

Kadınların mevcut randevu sisteminde kadın doktor bulabilmek için uzun süre beklemek zorunda kaldığını ve bunun hayati riskler doğurduğunu hatırlatan Gelembe, devlet güvencesiyle kurulacak bu hastanelerin doğurganlık hızına da katkı sunacağını belirtti.

Gelembe, "Acil veya ölümcül bir durumda erken teşhis hayati önem taşır. Kadınlarımız kadın doktor randevusu beklerken hastalıkları ilerleyebiliyor. Ayrıca nüfusumuzun artmasını ve aile kurumunun güçlenmesini istediğimiz bir dönemdeyiz. Birçok genç hanım, doğum sürecinde mahremiyetinin korunamayacağı endişesiyle çocuk sahibi olmaya sıcak bakmıyor. Özel hastanelere gitmeye herkesin maddi gücü yetmiyor. Bu nedenle her ilde en azından birkaç devlet ve üniversite hastanesinde bu olanağın sağlanması, nüfus artışından hasta psikolojisine kadar her alanda pozitif bir etki oluşturacaktır."

"Ameliyat sonrası erkek hemşirenin müdahale etmesi beni çok yaralamıştı"

Sağlıkta kadın personel eksikliği nedeniyle bizzat yaşadığı travmatik bir tecrübeyi de paylaşan Gelembe, yataklı servislerdeki personel planlamasının önemine değinerek sözlerini şöyle tamamladı:

"Geçmişte cerrahi müdahale geçirmem gerekiyordu. Uzman bir kadın cerrah bulamadığımız için hastalığım ilerlemişti. İslami açıdan zaruret halinde erkek doktora görünmeye cevaz olduğu için ameliyatımı uzman bir erkek hekimin yapmasını kabul ettik. Ancak devlet hastanesinde ameliyat olduktan sonra, gecenin bir vakti erkek bir hemşirenin gelip pansuman ve müdahale yapmak istemesi beni çok yaraladı. Ciddi bir hastalık travması yaşarken, 'ben bunu istemiyorum.' dediğim halde, 'şu an kadın hemşire yok, müdahale etmek zorundayım.' cevabını aldım. Yatakta çaresiz bir haldeyken yaşadığım o üzüntü ve hayâ duygusu o kadar travmatikti ki, 'Keşke ameliyat olmasaydım.' diye düşündüm. Doktor konusunda zaruret anlaşılabilir; ancak bu kadar sağlık çalışanının olduğu bir sistemde, kadınların yattığı bölümlerde kadın hemşire ve hasta bakıcıların, erkeklerin olduğu bölümlerde ise erkek personelin görevlendirilmesi hiç de zor olmasa gerek. Devletin vatandaşların bu temel hakkını teslim etmek üzere bir an önce adım atmasını kıymetli ve elzem buluyorum."

BURAK Hanımlar Komisyonu Başkanı Gelembe: Kadınlara özel hastaneler alternatif değil, insani bir zarurettir

BURAK Hanımlar Komisyonu Başkanı Gelembe: Kadınlara özel hastaneler alternatif değil, insani bir zarurettir

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.