Yazar İnce: Tarikatlara saldıranların asıl amacı İslam'ı toplumdan söküp atmaktır

Yazar İnce: Tarikatlara saldıranların asıl amacı İslam'ı toplumdan söküp atmaktır
Batı medeniyetinin ve destekçilerinin İslami değerleri, geleneksel kurumları ve manevi yapıları etkisizleştirmeyi hedeflediğini belirten Araştırmacı Yazar Vahdettin İnce, tarikatlar üzerinden yürütülen tartışmaların İslam'ın toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaya yönelik bir araca dönüştürüldüğünü, asıl amaçlarının İslam'ı toplumdan söküp atmak olduğunu ifade etti.

Batı medeniyetinin kültürel, siyasi ve eğitim alanlarındaki hâkimiyeti, İslami kurumların zayıflatılmasına zemin hazırlarken, bazı kesimlerin tarikatlar ve cemaatler üzerinden İslami değerlere zarar vermek için her fırsatı değerlendiriyor. Bu çevreler, aynı zamanda tarikatlar ve dini yapılar üzerinden yürüttükleri çalışmalar ile İslam'ın toplumdan söküp atmak adına planlı bir çalışma da yürüterek, Batı düşüncesinin ülkemizdeki taşeronluğunu gönüllü olarak sürdürüyorlar.

Kim kesimlerin her fırsatta İslami yapılara saldırmasının arka planda yatan sebeplere dair İLKHA muhabirine konuşan Araştırmacı Yazar Vahdettin İnce, asıl meselenin tarikatlar olmadığını, kendi kurdukları düzmece tarikatların hataları üzerinden İslami değerlerin toplumsal yaşamdan uzaklaştırılması olduğunu kaydetti.

"Batı, siyasal anlamda kurduğu egemenliğin toplumun kılcal damarlarına işlemesi hedeflerinden vazgeçmedi"

İnce, "İslam medeniyetinin hâkimiyeti sırasında insan fıtratına uygun olarak çeşitlenmesi, farklı meşreplere, mezheplere, mesleklere bölünmesi doğal bir şeydi. Bunlar insan hayatında önemli misyonlar oynuyordu. Ahlaki, irfani, ekonomik, sosyal barış bağlamında bir takım etkileri vardı. Ancak neticede İslam aleminin 1400 senelik medeniyetsel anlamdaki hâkimiyeti son bulunca, Batı medeniyeti etkisini göstermeye başladı. Önce kültüreli sonra kurumsal, sonra siyasal etkisini gösterince, tüm Müslüman kurumların, geleneklerin, mezheplerin, meşreplerin bir gecede yok olmasını sağlayamadı. Taban da bu yapıların varlığını sürdürdü. Ancak Batı, siyasal anlamda kurduğu egemenliğin toplumun kılcal damarlarına işlemesi için bu gibi kurumların ortadan kaldırılması hedefinden vazgeçmedi. Ülkemizde de bir şekilde Batı medeniyetinin hâkimiyeti benimsenince, ilk iş olarak tekke ve zaviyeler, tarikatlar, mezhepler, meşreplerin üzerine gidildi ve kurumsal yapıları ortadan kaldırıldı." dedi.

"Sahte tarikatlar üzerinden gerçek kurumları bertaraf etme çabasındalar"

Barı medeniyetinin zaman içerisinde İslami yapıların yok olabileceği yanılgısına kapıldığını ancak İslam'ın fıtrat dini olduğunu kaydeden İnce, "Batı medeniyetinde bir kurum resmi niteliğini kaybedince bir süre sonra kaybolup gider. Ancak islam fıtrat dinidir. Fıtrattan kaynaklanan kurum ve kuruluşlar, resmiyette tanınmasalar bile fiiliyatta varlıklarını sürdürürler. Bunu görünce de bu yapıların, tarikatların karşısına düzmece, merdiven altı tarikatlar çıkardılar. Kendi insanlarından olan şeyhler, müritler buldular. Onlara bir takım ahlak dışı, kural dışı davranışlar yaptırdılar, akıl almaz eylemlerin içerisine soktular. Sonra da insanlara, 'İşte bunlar böyledir' diyerek gerçek kurumları bertaraf etme çabasına girdiler." diye konuştu.

Dertleri sapkın tarikatların varlığı değil, geleneksel tarikatları gözden düşürmektir"

Kimi zaman siyasal otoritenin elini rahatlatmak adına farklı eylemlere başvurulduğunu belirten İnce, "Ülkemizde farklı tarikatlara karşı bazen televizyonlarda yapılan programlar ile tarikatların sapkın, ahlaksız oldukları gösterilmeye çalışılır. Neticede herkes bu tarikatların üzerine gidileceğini beklerken bir bakarsınız hiç bu taraklarda bezi olmayan kurumlara, işini doğru düzgün yapmaya çalışanlara yönelirler. Örneğin 28 Şubat sürecinde, her gün tarikatlarla ilgili televizyon programları yapılırdı ama neticede imam hatip okullarını üzerine gidildi. İmam hatip okullarının orta kısımları kapatıldı, kat sayı zulmü yapıldı. İmam hatiplilerin ilahiyat dışında herhangi bir okula gitmelerinin engellenmesi adına kat sayı zulmü getirildi. Dolayısıyla dertleri sapkın tarikatların varlığı değil aksine artmasıdır. Bunları Müslümanların gerçek temsilcileri olarak algılayıp gerçek, irfani, tasavvufi, ruhani değerle ile haşir neşir olan geleneksel tarikatları da gözden düşürmek, insanların üzerindeki etkilerini silmektir." şeklinde konutu.

"Küfrün İslam'a saldırması için bir kıvılcım yeter"

İstanbul'da yaşanan sel olayında elektrik akımına kapılarak vefat eden çocuk üzerinden ve her fırsatta İslami değerlere saldırmayı fırsat bilen yapıların asıl amacına ilişkin de konuşan İnce, "Amaçları İslam'ın toplum üzerindeki etkisini bertaraf etmektir. Başka yerlerde de çocuklar bir kazaya maruz kalabilir, ölebilirler. Elektrik çarpabilir, duvar yıkılabilir ama kimsenin aklına çalıştığı, okuduğu kurumu veya anne-babasını suçlamak gelmez. Ancak iş Müslümanlarla irtibatlı olunca, hafız olunca, bu kez sanki çocuk yöneldiği şey nedeniyle başına iş gelmiştir gibi bir algı oluşturmaya çalışırlar. Küfrün, cahiliyenin, şirkin İslam'a saldırması için bir kıvılcım yeter. Orada insafı, adaleti gözetmezler." dedi.

"Bu ülkede yeminli islam düşmanları var"

Müslümanların ve tarikatların da bazen hata yapabileceğini aktaran İnce, "Kimi düzmece tarikatlar, hata yapmak üzere kurgulanmışlardır. Ancak bununla beraber, insaf sahibi olan insanlar onu lokal sınırları içerisinde değerlendirir. Tüm cemaatleri, tarikatları, mezhepleri zan altında bırakmaz. Suçun şahsiliği diye bir prensip var ama biz alıştık. Bu ülkede yeminli islam düşmanları var. Her fırsatta, her meseleyi İslam'ın aleyhine kullanmak gibi bir dertleri var. Bu dertlerinden şifa bulmasını temenni ediyoruz ama çok da ümitli değiliz. Neticede çok şey gördükleri halde İslam ile savaş halinde olmak gibi bir hastalıkları var. Bunun örneklerini çok gördük, göreceğiz. Bu memlekette Batı medeniyetinin, Batı hegemonyasının kültürel, siyasi ve eğitim olarak egemen olduğu sürece bu tür şeyleri maalesef görmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

"Amaçları, İslami değerlerin ortadan kalkmasıdır"

İslam düşmanlarının amacının yalnızca bir tarikata saldırmak olmadığını söyleyen İnce, "Bugüne kadar büyük katliamlar da yaptılar. Bunu da bilinçli bir plan dâhilinde yaparak bu topraklarda İslam'ın etkisini azaltmayı hedefliyorlar. Tüm dertleri, İslam'ı evrensel bir din olmaktan çıkarmaktır. Yalnızca Araplara, hatta Arapların da Hicaz bölgesine özgü bir mahalli din haline getirmektir. Bunların nazarında evrensel din Hristiyanlıktır. Ulusal din de Yahudiliktir. Müslümanlık da Araplara özgür bir dindir. Türklerin Kürtlerin, Farsların, Endonezyalıların eski dinlerini ihya etmesi için bir zemin oluşması gerekir. O zemini İslam doldurduğu için İslam'ı ayıklamaya çalışıyorlar. Çünkü islam, İslami kurumlar, islam medeniyeti, onların ahlak dışı, adalet dışı sistemlerinin karşısındaki en büyük engeldir. İslam'dan dolayı istediklerini yapamıyorlar. İslam, değerler manzumesidir. İslam; adalettir, ahlaktır, fazilettir, erdemdir, özgürlüktür. Bunlar, onların işine gelmiyor. Onlara göre bu değerlerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Bunun için tek tek bireylerin beyinlerini yıkayamayacaklarına göre; onları eğiten kurumları ortadan kaldırıyorlar. Düzmece tarikatları kendileri uyduruyorlar. Düzmece şiddet örgütlerini kendileri uyduruyorlar. Sonunda onlara herhangi bir zarar vermeden işlerini yapan, Allah yolunda çalışma yapan müesseselerin üzerine çullanıyorlar ki büyük hedeflerine ulaşabilsinler." şeklinde konuştu.

"Bu saldırılar bitmez ama netice de vermeyecek"

İslami değerlere yapılan saldırıların eskisi kadar toplum üzerinde etkili olmadığını vurgulayan İnce, son olarak şu ifadeleri kullandı:

"Bunları söylerken karamsar bir tablo çizmek istemiyorum. Bunların çok güçlü olduğunu, istediklerini yapabileceklerini söylemiyorum. Bunların yapmak istediği bir üst yapı çalışmasıdır. Ancak saman altında akan berrak su insanlara fayda sağlamaya devam ediyor. İnsanların fıtratı hala sağlam devam ediyor. Tüm pislikleri, marjinallikleri, adaletsizlikleri, zulümleri sürekli pazarlamaya çalışmalarına rağmen, insanlar yine büyük oranda adaletin yanında durmaya devam ediyorlar. Bu anlamda ümitsizlik yaymak istemiyorum ama neticede sürekli tetikte, dikkatli, hazırlıklı olmak gerekir. Onların karaladığı, üstüne yürüdükleri şahısları objektif bir şekilde değerlendirmek gerekir. Bir Müslüman hata yapabilir, yanlış yapabilir, zulme bulaşmış olabilir. Ancak bunların saldırdıkları kişilere atfettikleri suçlamaları da olduğu gibi kabul etmemek gerekir. Bu saldırılar bitmez ama netice de vermeyecek. Çükü Allah'ın varlık yasası kıyamete kadar devam edecek."

Yazar İnce: Tarikatlara saldıranların asıl amacı İslam'ı toplumdan söküp atmaktır

Yazar İnce: Tarikatlara saldıranların asıl amacı İslam'ı toplumdan söküp atmaktır

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.