Babasını da Sevmezdim!
“Seni sevmiyorum, babanı da sevmezdim zaten…” diye eski bir Türk filminde meşhur bir replik vardı. Şimdi biz de aynı repliği Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev için söylüyoruz. İlham Aliyev’i, Gazze soykırımının başlangıcından beri yaptıklarından, takındığı siyonist işgal rejimi yanlısı tavrından, israil terör örgütü (İTÖ) ile ticareti hiç kesmemesinden, askerî ve ekonomik iş birliklerinden, stratejik enerji iş birliği ile işgalcilerin petrol ihtiyacının yüzde 40’ını karşılamasından ötürü terör rejimi yanlısı politikalarını zaten biliyorduk.
Fakat ülkemiz kamuoyunun, özellikle muhafazakâr çevrelerin bu konuda uyanması ancak geçen ay yapılan BM Genel Kurul toplantısında soykırım suçlusu baş katil siyonist Netanyahu’nun konuşması sırasında salonu terk etmeyen nadir ülkelerden birinin Azerbaycan temsilcisi olması ve Eylül ayının sonlarında Azerbaycan’da okullarda öğrenci ve öğretmenlere yönelik başörtüsü yasağının uygulanmaya başlanmasıyla oldu. Bu iki olay sonrası ülke kamuoyu, daha önce abartılı bir şekilde artan milliyetçi dalganın etkisiyle, özellikle Karabağ savaşı sırasında “Can Azerbaycan” demeye ve Azerbaycan’ı “kutsamaya” başladılar.
Oysa Aliyev yönetimi muhtaç olduğu dönemler hariç hiçbir zaman ne Türkiye’ye ne de hiçbir İslam ülkesine dost oldu. Onun tek dostu çıkarları ve siyonist rejim olmuştur. Hatırlayın, Nisan 2025’te Suriye’de Türkiye ve İTÖ’nün karşı karşıya gelmesinin ardından Azerbaycan yönetimi “teknik ekipleri” çatışma ortamı olmasın diye Bakü’de görüştürmüştü. O tarihte şöyle yazmıştım: “İlk günden beri İTÖ’ye dost ve müttefik olan Aliyev, Türkiye’ye müttefik, israil’e dost(!) dedi. Azeri halkı İslam kardeşliği çerçevesinde kardeşimizdir. Lakin İTÖ’ye dostum diyen ve yardım eden Aliyev ve yönetimi bizim ne dostumuz ne de kardeşimiz olamaz.”
Evet, İTÖ’ye dost olan ve bunu hem kavli hem de fiilleriyle ispat eden bir kişi ve yönetimi bizim ne kardeşimiz ne de dostumuz olamaz. O yüzden onu da Bolşevik artığı babası Haydar Aliyev’i de sevmezdim.
İTÖ ile dostluğu ve ülkesinde ona alan açması yetmedi, geçmişte ülkemizde yaşanan “28 Şubat süreci” gibi bir süreç başlattı. Türkiye’deki 28 Şubat sürecinin arkasında terör rejiminin olduğunu bilmeyen yoktur. Azerbaycan’da da aynı zihniyet işbaşındadır. Aliyev yönetimi İslam’ın kat’i emrine açık bir düşmanlık yapıyor ve Müslüman halkına da zulmediyor. Karabağ işgali sırasında İslam’a sarıl, İslami söylem kullan, sonra İslam’a savaş aç! Sanki biz bu tavrı bir yerlerden hatırlıyoruz! Taktik veren aynı olunca eylem de aynı oluyor.
Aliyev yönetimi başörtüsünü “Arap ve Farsların” geleneği diye itibarsızlaştırıp “Türklük” masalları ile algı yapmaya çalışıyor. Biz aynı senaryoyu 28 Şubat sürecinde yaşadık. Halkı kandırmak için bütün İslam düşmanları aynı oyunları oynuyor.
Halkına zulmeden ve İslam’a savaş açan Aliyev yönetimi sadece kendi ülkesine değil, Türkiye ve diğer İslam ülkelerinden gelen eleştirilere de tahammül edemiyor ve diktatör olduğunu ispatlıyor. Başörtüsü yasağını eleştiren, bunun yanlış olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın görevden alınmasını istedi ve maalesef alındı. Yazar, gazeteci ve hukukçulardan oluşan 7 kişi hakkında uluslararası yakalama kararı çıkardı. Bu yetmedi; aralarında siyasetçiler, alimler, yazar ve gazetecilerin de olduğu 31 kişi hakkında Azerbaycan’a giriş yasağı getirdi. Aliyev efendi! Sen İTÖ’nün kayığına binmişsin, Allah ile ve Allah’ın dini ile savaşma cüretinde bulunuyorsun…
Aliyev’in yaptıklarına rağmen “milliyetçilik” refleksi ile ülkemizde onu savunmaya çalışan, görmezden gelen veya “ne olmuş yani, bize ne Azerbaycan’ın içişlerinden” diyen gafiller var maalesef. Öncelikle zulmün olduğu her yerde Müslümanlar olarak o zulme karşı çıkmalıyız. Yine İslam’a ve şiarlarına yönelik düşmanlık yapıldığında orada İslam’ı ve Müslümanları savunmak her Müslüman için farzdır. Kimse bizi bundan alıkoyamaz. Ayrıca ümmeti parçalamak için uydurulan “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” gibi tarihin en büyük şehir efsanesini ve ırkçı hezeyanını madem gündeme getiriyorsunuz; o halde Azerbaycan ve Türki Cumhuriyetler neden KKTC’yi tanımıyorlar? Hani “Can Azerbaycan” nerede? Yine Nisan 2025’te Türk Devletleri Teşkilatı üyesi olan Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan AB ile anlaşma imzalayarak Güney Kıbrıs’a neden büyükelçi atadılar? Hani Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktu?
“Ancak müminler kardeştirler…” (Hucurat: 10)
“Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekât veren ve rükû eden müminlerdir.” (Mâide: 55)
Yanlış yapan ve Allah’ın dinine savaş açan kim olursa olsun iman sahipleri onun karşısında durmalıdır. Destekleyen varsa imanını gözden geçirmelidir. Kan ve dil ile kardeşlik olmaz. Kardeşlik iman ile olur. Tarih, kan ve menfaat bağıyla yapılan ittifak değil, nice ihanet ve savaşlarla doludur. Vesselam…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.