Aileyi Korumak Geleceği Korumaktır!
Bir toplumun geleceği, aileye verdiği değerle yakından ilgilidir. Çocuk ilk terbiyesini evde alır, sevgi ve sorumluluğu aile içinde öğrenir. Bu nedenle aileyi korumak yalnızca özel hayatı ilgilendiren bir mesele değil, toplumun geleceğine sahip çıkmaktır.
Bugün aileyi güçlendirmek istiyorsak önce hangi aile anlayışını örnek alacağımızı doğru belirlemeliyiz.
Sevgi, Merhamet ve Sorumluluk
İslam’da aile; sevgi, merhamet, sadakat ve karşılıklı sorumluluk üzerine kurulur. Kur’an, eşler arasındaki bağı huzur, sevgi ve merhametle anlatır (Rum, 21). Resulullah’ın (sav) aile hayatı da bu anlayışın en güzel örneğidir.
Resulullah (sav) ailesine yardım eder, yakınlarına şefkat gösterir, eşlerini dinler ve ev işlerine katkıda bulunmayı küçümsemezdi. Onun örnekliği, ailede gücün baskı kurmakta değil, sorumlulukları paylaşmakta olduğunu gösterir.
İslam’a göre aile, yalnızca aynı çatı altında yaşayan insanların birlikteliği değildir. Çocukların sevgi ve güven içinde yetiştiği, büyüklerin saygı gördüğü, eşlerin birbirinin haklarını gözettiği bir hayat ortaklığıdır. Aile huzuru; anlayış, fedakarlık ve sadakatle korunur. Eşler birbirini bir yük değil, hayat yolunda bir yol arkadaşı olarak görmelidir.
Evliliği Kolaylaştırmak
Allah Resulü (sav) kızını evlendirirken ağır masraflar, takı yarışları ve gösterişli salonlar şart koşmadı. Buradan çıkarılacak ders açıktır: Evlilik, ailelerin birbirine üstünlük gösterdiği bir merasim değil, iki insanın helal ve sorumlu bir hayat kurmasıdır. O sebeple sade nikah ve mütevazı düğün tercih eden aileler küçümsenmemelidir.
Ebeveynler gençlerin önüne aşılması güç masraflar koymamalı; gelenek adı altında borçlanmayı ve gösterişi teşvik etmemelidir. Aile büyükleri de gençlerin özel hayatına aşırı müdahale etmek yerine tecrübeleriyle yol göstermeli, sorunları büyütmeden arabuluculuk yapmalıdır.
Devlet de yalnızca evlenmeyi tavsiye etmekle yetinemez. Düşük gelir, işsizlik, yüksek kiralar ve düğün masrafları gençleri evlilikten uzaklaştırıyorsa, bu engelleri azaltacak politikalar geliştirmelidir.
Aile ve Gençlik Fonu gibi desteklerin kapsamı, ihtiyaç sahibi gençleri daha fazla kapsayacak biçimde gözden geçirilmeli; ilk kez evlenecek kişiler için yaş sınırı kaldırılmalı veya esnetilmeli, uygun konut, istihdam, temel ev eşyası ve aile danışmanlığı imkanları artırılmalıdır.
Batı Modeli ve Aile Bağlarının Zayıflaması
Buna karşılık Batı’da öne çıkan aşırı bireycilik anlayışının aile hayatına etkileri de sorgulanmalıdır. Özgürlüğün sorumluluktan koparılması, evliliğin geçici bir ortaklık gibi görülmesi ve aile bağlarının yük sayılması; yalnızlık, kuşaklar arası kopuş ve çocukların bakımında güçlükler gibi sorunları derinleştirir. O yüzden aileyi zayıflatan batılı anlayışları sorgulamadan taklit etmek, kendi değerlerimizden uzaklaşmamıza yol açar.
Aileden kopuşun bedelini çoğu zaman en savunmasız olan çocuklar ve yaşlılar öder.
6284 Sayılı Kanun ve Aile Bütünlüğü
6284 sayılı kanun da aile bütünlüğü ve hukuki güvence açısından ciddi sıkıntılar doğurmuştur. Bu kanun ile özellikle tek taraflı beyan üzerine verilen tedbir kararlarında iddiaların yeterince incelenmemesi, kararların somut gerekçelere dayanmaması ve itiraz imkanların etkili kullanılmaması adalet duygusunu zedelemektedir.
Bir insanın evinden uzaklaştırılması, çocuklarıyla ilişkisinin etkilenmesi veya aile hayatının ağır sonuçlarla karşılaşması, hukuki güvenceler konusunda daha fazla özen gerektirir.
Batı merkezli hukuk ve toplumsal cinsiyet yaklaşımlarından beslenen bu düzenlemenin aile hayatı üzerindeki kötü etkileri de açıkça görülmektedir. Bu kanunun uygulanmasıyla beraber boşanma ve şiddet olaylarındaki artış bile aile politikalarının derhal ve yeniden sorgulanmasını gerektirir.
Televizyon Yayınları, LGBT Oluşumları ve Aile Değerleri
Aileyi zayıflatan etkenler yalnızca ekonomik veya hukuki değildir. Bazı dizi ve televizyon programlarında ihanetin, sadakatsizliğin, ölçüsüz ilişkilerin, sapkınlığın ve aile büyüklerine saygısızlığın sıradanlaştırılması da toplumsal değerleri aşındırmaktadır.
Buna ek olarak, aile ve cinsiyet anlayışını dönüştürmeyi hedefleyen ideolojik kampanyalar ve LGBT oluşumlarının özellikle çocuklara ve gençlere yönelik içerikleri de derhal yasaklanmalıdır.
Aileyi değersizleştiren içeriklerin sürekli tekrarı, özellikle gençlerin evlilik ve sorumluluk anlayışını etkilemektedir. Devletin ilgili kurumları, yayın özgürlüğünü gözetirken çocukları ve aile hayatını koruma görevini de yerine getirmeli; zararlı içeriklere karşı mevzuattaki denetim ve yaptırımları etkili, tutarlı ve şeffaf biçimde uygulamalıdır.
Aileyi Korumak Hepimizin Görevidir
Aileyi korumak, yalnızca konuşmakla olmaz. İslam’ın merhamet ve sorumluluk üzerine kurulu aile modelini yaşatmak, evliliği gençler için kolaylaştırmak, ailedeki bireyleri bilinçlendirmek gerekir.
Devlet de sadece bir kriz çıktığında müdahale etmek yerine; ailelere erişilebilir danışmanlık sunmak, çocuk bakımını kolaylaştırmak, iş ve aile hayatını uyumlu hale getirmek, şiddeti adaleti gözeterek önlemek ve ekranların etkisini denetlemek zorundadır.
Dernekler, vakıflar, din görevlileri ve yerel yöneticiler de aileleri yargılamadan dinlemeli, manevi destekler vermeli ve ihtiyaç sahiplerini somut yardımlara yönlendirmelidir.
Aile güçlü olursa çocuk da toplum da güçlenir. Bu yüzden aileyi korumak, geleceği korumaktır.
Vesselam…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.